 |
|
 |
| |
| Yazar |
Mesaj |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1976
Şehir: Aydın

|
|
| Tom Ford çok haklısın Türkiye liginde bir Galatasaray'lı olarak çok rahat maç izliyorum, gollerin ofsayt olduğuna katılmıyorum, ofsayt diyenlerede kızmıyorum yoruma açık sonuçta... Ama sağlam bir rakip defansımızı hallaç pamuğu gibi atar farkındayım... Yalnız orta sahada Tobias Linderoth-Mehmet Topal ikilisi sağ-bekde de gerçek bir sağ bek olursa işler değişebilir...
|
|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
khalkedonian
Royal Üye


Yaş: 29
Kayıt: 30.04.2008
Mesajlar: 1541
Şehir: İstanbul/Kadıköy

|
|
Helal olsun Galatasaray'a. Bu kadar mütevazi bir bütçeyle Türkiye standartlarında iş yapacak en ideal oyuncuları buldular buluşturdular ve bu yılda emin adımlarla şampiyonluğa gidiyorlar. Galatasaray'ın bütçesini altıya katlayan Fenerbahçe'nin haliyse tek kelimeyle utanç verici.
Lider Trabzonspor'la şimdiden aramızdaki puan farkı 7 olmuş durumda. Kapanmayacak bir fark değil elbette. Ama bu takım asla kapatamaz puan farkını. Kapatmak bir yana daha da açılacak gibi görünüyor.
Bizi bu duruma Aziz Yıldırım'ın tek adam zihniyeti getirdi. Kimse ona itiraz edemiyor. O da bildiğini okuyor ve çok büyük hataların altına imza atıyor. Aziz Yıldırım'lı Fenerbahçe'nin çok başarısız olup tam manasıyla dibe vurduğu iki sezon vardır hatırlarsanız. İlki büyük bir yanlış yapılıp, Löw'ün kovulup yerine Rıdvan Dilmen'in getirildiği ve MTK faciasından sonra gönderilip yerine Zeman'ın getirildiği 1999-2000 sezonu, İkincisi de Ortega'lı, Washington'lu 2002-2003 sezonu. Kulüp o iki sezonda tam anlamıyla dibe vurmuştu.
O aralar herkes Aziz Yıldırım'ın istifasını istiyordu. 2004 ve 2005'te 30 yıl aradan sonra ilk kez iki sene üst üste şampiyon olununca ve 2005 yazında stad yeni baştan inşa edilince Aziz Yıldırım birden bire haşa İlah mertebesine yükseldi. Artık kimse hiç bir icraatını eleştiremez oldu. Durum bundan ibaret.
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
Bekff
Royal Üye


Yaş: 100
Kayıt: 28.06.2005
Mesajlar: 3473
Şehir: İzmir

|
|
| FlashFetis demiş ki: | | Tom Ford çok haklısın Türkiye liginde bir Galatasaray'lı olarak çok rahat maç izliyorum, gollerin ofsayt olduğuna katılmıyorum, ofsayt diyenlerede kızmıyorum yoruma açık sonuçta... Ama sağlam bir rakip defansımızı hallaç pamuğu gibi atar farkındayım... Yalnız orta sahada Tobias Linderoth-Mehmet Topal ikilisi sağ-bekde de gerçek bir sağ bek olursa işler değişebilir... |
Defansif özellikteki oyuncularımız malesef takımda yok bakıyoruz korner kullanırken galatasaray geride kalan oyuncu Hasan Şaş??? garip geliyor bana... Ayhan Mehmet güven ön libero yaptı mehmet güvenin oynadığını bile unuttum bir dkdan sonra... ayhanda fazla defansa yardım etmiyor, Mehmet Topal veya linderoth o bölgeye geçerse sakatlıkları tamamne geçip formlarına kavuştuklarında o zaman defans için daha iyi olacaktır... ayrıca bir iki maç daha var meira ile servet adapte olabilsin diye... ayrıca sağ bek sorunu ortada... uğur hadi onu geçtim sabri bile gelse iyi olacaktır sabrinin hızlı koşuları falan zaten kornerlerde ileri çıkmıyor defansta kalıyor bakıyorsun takım uzunya korner oluyor meira servet hakan balta ilerde ayhan adam tutuyor forvet ilerde geride tek adam kalıyor çok kolay kontra yiyiyorsun... ayrıca adam paylaşımı yapamıyoruz kornerlerde adamı bırakmışlar ortada... Ama dediğim gibi 1-2 maç sonra her türlü oturacak takım, çok zamanda istemiyor kimse taş çatlasın 1 ay... aragones gibi 4-5 ay isteyen yok
|
|
|
|
_________________ NO COMMENT...
|
|
 |
       |
 |
slaveteen
Usta Yazar


Yaş: 20
Kayıt: 18.08.2007
Mesajlar: 417
Şehir: Samsun

|
|
| Alıntı: | | Luis Aragones çok başarılı bir kariyere sahip kuşkusuz. Ancak adam 1938 doğumlu yani 70 yaşında. Dünyanın en iyi teknik adamı bile olsa dili, dini, kültürü, futbol mantalitesi tamamen farklı bir ülkeye 70'inden sonra uyum sağlaması imkansıza yakındır. Bu gerçek biline biline bu adamcağız getirildi başa. |
İspanyol basınının açıklamasına göre Aragonesin sözleşmesinde ilk 6 ay içinde yollanırsa 2 senelik parasını alır maddesi varmış. Bu yüzden ilk 6 ay içinde kendisi gitmek istemedikçe ancak demirören gibi bir başkan yollar. Fakat bence sivas maçında çıkarttığı kadroya bakıldığında elindeki en iyi kadroyu çıkardı. (sadece maldonado yerine Deniz olmazmıydı diyenler var o kadar) Bence bu takımda bilinmedik birşey basına yansıtılmayan birşey var. Takım istekli oynamıyor bir tek istekli Güiza var. Çabalıyor. oda Aragonesin adamı. Futbolcular bence Aragonesi sevmiyor. Yoksa arkadaşlar tartışıyor ama yine Türkiyenin en iyi kadrosu bizde. Aziz yıldırım Daumdan beri iyisini getireceğim diye daha kötü duruma düşüyor. Şampiyonluk gitti. şimdi UEFA için mücadele edeceğiz ama bu durumda o bile zor.
|
|
|
|
|
|
 |
     |
 |
re-eastanbulist
Tecrübeli


Yaş: 28
Kayıt: 18.03.2008
Mesajlar: 106

|
|
Ben takımın ruhsuzluğunu ve fedakarsızlığını Alexe bağlıyorum...Kaliteli oyuncu, skor değiştiriyor ama takımı alexe uydurmaya çalışıyorlar..Her gelen hoca, alexsiz bir takım düşünemedi..Ve hepsi kendi oyun sistemlerinden ödün verdiler..Çünkü sistem demek alexin oynayabileceği şey demekti..Çift forvet işide bu yüzden tutmuyor takımda..Alex hem forvetin biri hemde servis yapan adam..Aurelio bu takımda her türlü olumsuzluğu maskeleyen bir adamdı..Şimdi yok..Takke düştü kel göründü..Takımın amelesi olmaya şimdi kimse uygun değil..
Bir GS maçında hatırlıyorum, Okan yere düştü ve önündeki topu uzaklaştırma adına yerde denize atlar gibi topa daldı..Bir adam bu denli sorumluluk hissetmişse, o işte başka dinamikler var..Bu iş parayla olamaz..Milliyetçilikle, adamışlıkla, gelenk görenekle oluyor..Maalesef, fenerbahçemde, çanakkale savaşını bilen 1-2 oyuncu var..kimliksizlik böyle birşey işte..Kaptan takıma "hadi aslanlarım koçlarım" diyemiyorsa oradan ekmek çıkmaz..Biz yinede yarın formamızı giyip tutacaz tribündeki yerimizi..Ve boğazımız acıyana kadar bağıracaz..Ve bilecezki boğazımızın acıması bilmem neresine takan 1-2 oyuncu olacak..
|
|
|
|
_________________ mahvolmuş hayatlar olağandır bilgeler için de ahmaklar için de.ancak o mahvolmuş hayat bizimki olduğunda, işte o zaman farkına varırız intiharların,ayyaşların,hapisane kuşlarının,uyuşturucu müptelaları ve benzerlerinin. varoluşun menekşeler , gökkuşağı, kasırga ve tamtakır mutfak dolabı kadar olağan bir parçası olduklarının.
|
|
 |
    |
 |
khalkedonian
Royal Üye


Yaş: 29
Kayıt: 30.04.2008
Mesajlar: 1541
Şehir: İstanbul/Kadıköy

|
|
Tom Ford'un söylediği bir söz var ki çok doğru. Diyor ki; Ağız tadıyla bir maç izleyemiyoruz. Çok doğru bir söz Fenerbahçe'ye dair. Evet ben 1979 doğumlu ve 29 yaşına gelmiş bir insan olarak 23 senedir takip ettiğim takımımın 1988-1989 sezonundaki 103 gol atıp gol rekoru kırarak şampiyon olduğu dönem hariç hiç bir sezon sahaya çıkan 11'e güvenerek maçlarını izleyemedim. 1988-89 sonrasında şampiyon olduğumuz sezonlarda bu rahat maç izleyememe dönemlerime dahildir.
Şimdi kendi doğrularımca bu durumun nedenlerini irdelemeye çalışacağım. Modern futbolda bir kulübün kalıcı başarılar yakalayabilmesi için neler gerekir? İlk önce oturmuş bir iskelet kadro. Buna ilaveten bu sağlam kadronun en azından iki yılda bir altyapıdan yetişen kaliteli ve direkt olarak A takımın ilk 11'inde oynayabilecek genç futbolcularla beslenmesi. Bu duruma son yıllardan örnek verecek olursak ezeli rakibimiz Galatasaray'ın alt yapısından yetişip A takımın değişmez oyuncuları haline gelen Sabri ve Arda. Üçüncü olarakta istikrarlı ve kulübün bünyesine uyumlu bir teknik direktör. Bu durumada Şampiyonlar Liginde gruptaki rakibimiz olan Arsenal'in hocası Arsen Wenger çok yakın bir örnektir. Arsen Wenger'in bu yıl Arsenal'deki 12. sezonu. Yine bir diğer örnekte Manchester United'ı uzun yıllar çalıştırmış olan Alex Ferguson'dur.
Şimdi bu vermiş olduğum bilgiler ışığında bizim Fenerbahçe'ye bir mercek tutarsak hangi durumları gözlemleriz?. Şöyle bir soru sorayım mesela; 2003-2004 sezonunda şampiyon olan kadromuzdan acaba kaç tane futbolcumuz 3 yıl önceki 2000-2001 şampiyonluğunuda görmüştür?. Yada şuan oynayan oyunculardan acaba kaçı 2005 şampiyonluğunu yaşamıştır?.
Vereceğimiz cevaplar ne yazık ki bir kaç isimi geçmeyecektir. Bizim camiamızın bir türlü uzun süreli başarılar yakalayamamasının en önemli nedeni de budur aslında. Yani şu oynamış, Bu niye oynanamış, Emre keşke gelmeseymiş filan değil işin esası.
Bakın biz 1973-1974 ve 1974-1975 sezonunda iki sene üst üste şampiyon olmuşuz. Tekrardan iki yıl üst üste şampiyon olabilmek tam 30 yıl bekledik ve 2003-2004 ve 2004-2005 sezonlarında şampiyon olduk malum. Son elli yıldır hiç bir sürekli organizasyonda kupayı üç sezon üste üste kaldıramamış olmamızda cabası.
Yani zamanı geriye doğru çalıştırdığımızda da bizim camiamıza egemen olan yönetim zihniyetinin en az bir on yıl takımı sırtlayacak iskeleti, gövdesi sağlam futbolculardan kurulu bir jenerasyon oluşturmaktansa yap boz tahtası misali takımla oynadıklarını görüyoruz.
Ezeli rakiplerimize baktığımızdaysa durum tam tersi ne yazık ki. Örneğin ezeli rakiplerimizden BJK'yi ele alalım. Ben Beşiktaş'ın 1980'lerin başlarından başlayıp 1995'e kadar yaklaşık 15 sezon Türk liglerini kasıp kavurduğu dönemi örnek olarak anlatmaya çalışacağım.
1970'li yılların sonunda Beşiktaş çok büyük bir mali kriz içerisindeydi. Dolayısıyla çok büyük paralar vererek transfer yapacak durumları yoktu. O günkü BJK yönetimi alt yapının başındaki Serpil Hamdi Tüzün'ü tam yetkiyle istikbal vaad eden genç futbolcular bulması ve yetiştirmesi için görevlendirdi.
Serpil Hamdi hoca kısa sürede İstanbul amatör liglerinden bulduğu Feyyaz, Gökhan, Rıza, Ali gibi gençleri alt yapıya kazandırdı. Bir kaç yıl sonra yaşları daha küçük olan Gökhan ve Ali hariç bu gençler A takıma yükseldiler. Yine o yıllarda üçüncü ligde oynayan Elazığspor'dan kimsenin adını sanını duymadığı, yeni profesyonel olmuş Ulvi ve Denzilisporlu genç Kadir transfer edildi. Bir kaç yıl sonra 1982'de BJK bu gençlerle şampiyonluğu yakaladı. O takım tarihe genç kartallar olarak geçti.
Sonraki yıllarda genç kartallar'ın arasında artık A takıma yükselebilecek kıvama gelen Gökhan ve Ali ve ilave olaraktan Kocaelispor'un alt yapısından transfer edilen Metin katıldı. Bu sağlam iskelet kadro son derece güçlü bir futbol takımı haline gelmişti.
DEVAM EDECEK.
|
|
|
|
En son khalkedonian tarafından Çar 01 Ekm, 2008 23:41 tarihinde değiştirildi, toplamda 6 kere değiştirildi.
|
|
 |
    |
 |
khalkedonian
Royal Üye


Yaş: 29
Kayıt: 30.04.2008
Mesajlar: 1541
Şehir: İstanbul/Kadıköy

|
|
Bu güçlü takım 1985-86 sezonunda lig şampiyonu oldu bileğinin hakkıyla. Daha sonra ana iskelet bozulmadan takıma Bergamaspor'dan 3 kuruş paraya alınan Zeki, Sakaryaspor'lu Recep ve Kahramanmaraşlı Şifo Mehmet katıldı. Dediğim gibi iskelet bozulmadan yapılan bu transferler kısa zamanda takıma hakim olan futbol mantalitesine uyum sağlayıp iskelet kadronun bir parçası haline geldiler.
Sonra da malum BJK kastı kavurdu ortalığı. O Beşiktaş takımında kimin nerde duracağı, Kimin vazifesinin ne olduğu belliydi. Geride değişmez dörtlü Rıza, Ulvi, Kadir, Recep. Ortada Zeki, Metin, Şifo, Şenol/Walsh sonraki yıllarda Sergen. İleride Ali ve Feyyaz. Bu istikrar BJK'ye 13 yılda 6 şampiyonluk getirdi. 3 taneside üst üste olmak üzere.
DEVAM EDECEK.
|
|
|
|
En son khalkedonian tarafından Çar 01 Ekm, 2008 07:21 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
|
|
 |
    |
 |
khalkedonian
Royal Üye


Yaş: 29
Kayıt: 30.04.2008
Mesajlar: 1541
Şehir: İstanbul/Kadıköy

|
|
Diğer ezeli rakibimiz Galatasaray'a bakacak olursakta benzer bir tabloyu görürüz. Feldkamp'la birlikte 1992'de başlayan bir futbolcu jenerasyonu süreci vardır Galatasaray'ın. Bursaspor'dan transfer edilen Hakan, O tarihte henüz 22 yaşında olan Tugay, Konyaspor'dan alınan Suat, altyapıdan yetişen Okan, Zeytinburnuspor'dan transfer edilen Arif'lerden oluşan bir jenerasyon.
Bu genç oyuncular Galatasaray'ı 1992-93 ve 93-94 sezonlarında iki yıl üst üste şampiyonluğa taşıyarak uzun süreli başarıların temelini attılar. Zamanla bu oyunculardan bazılarının yaşlanması veya başka takımlara gitmeleriyle yerlerine yeni gençler takviye edildi 1996'da. Bu duruma Diyarbakırspor'lu Ümit Davala ve Zeytinburnu alt yapısından gelen Emre örnektir.
Takım Romen usta Hagi ve diğer tecrübeli Romen futbolcularla takviye edilince 4 sezon üst üste şampiyon olup UEFA kupası ve Süper Kupa'yı kazanan muhteşem bir jenerasyon çıktı ortaya.
Temeli 92'de Feldkamp tarafından atılan jenerasyonun son temsilcisi olan Hakan Şükür ancak geçtiğimiz sezon ayrıldı Galatasaray'dan. Okan ve Arif'de ondan bir kaç yıl önce. Bu arada daha öncede belirttiğim gibi A takım sürekli alt yapıdan kaliteli gençlerle beslendi. Buna en son örnekler dediğim gibi Sabri ve Arda'dır.
DEVAM EDECEK.
|
|
|
|
En son khalkedonian tarafından Çar 01 Ekm, 2008 07:24 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi.
|
|
 |
    |
 |
khalkedonian
Royal Üye


Yaş: 29
Kayıt: 30.04.2008
Mesajlar: 1541
Şehir: İstanbul/Kadıköy

|
|
Şimdi biz kendi camiamızda böyle bir istikrarlı kadro yapısı görebiliyormuyuz?. Ne yazık ki hayır. Dediğim gibi bizimkisi yap boz tahtasından ibaret. Bir kaç sezon önce kazanılan şampiyonlukta emeği olan oyuncuların ezici çoğunluğu şuan ki takımda yoklar. Zamanı geriye doğru işletip eski kadrolarımıza baktığımızda yine aynı durumu görüyoruz. Yani istikrarsızlık bizde gelenek haline gelmiş ve tüm sorunlarımızın kaynağını da bu oluşturuyor.
Her takımda tribündeki taraftarın hisleriyle aynı hislere sahip en az bir kaç futbolcu olmalıdır. Başarı için şarttır bu durum. Bu tür futbolcuyuda ne Brezilya'da nede herhangi bir anadolu takımında bulabilirsiniz.
Böyle futbolcular ancak gözünü sizin kulübünüzün alt yapsında açmış olan sizin camianızın içinde yetişmiş futbolculardır. Bu gün Galatasaray'da Arda'nın nasıl yürekten oynadığına dikkatinizi çekerim. Yada eski Galatasaray'lı Bülent Korkmaz'ın nasıl yürekten oynadığını hatırlayın lütfen. Bu adamlar ömürlerinde Galatasaray formasından başka hiç bir kulübün formasını giymemişlerdir.
Yaşı müsait olup 80'li, 90'lı yılları hatırlayanlar Beşiktaş'lı Metin'in, Ali'nin, Feyyaz'ın, Rıza'nın, Gökhan'ın nasıl kora kor futbol oynadıklarını ve tekmeye kafa uzattıklarını getirsinler gözlerinin önüne.
İşte böyle oyuncuları hiç bir yerde bulamazsınız. Ancak yetiştirebilirsiniz ve bu adamlar sizi yıllarca sırtlarında zirvelere taşırlar. Ben 2000'lerin başlarında özellikle 2004 şampionluğundan sonra çok umutluydum imrendiğim BJK ve GS'nin uzun süreli istikrarlı jenerasyonların bir benzerini de biz yakaladık diye.
Her şey müsaitti aslında. Tuncay gibi bir cevher, Serhat gibi oynadı mı BJK'nin sarı fırtınası Metin'i andıran bir performansla oynayan bir genç, Nobre gibi o tarihte henüz 23'ünde olan kaliteli bir yabancı vede Aurelio gibi bir as vardı kadromuzda.
Evet çok ümitliydim ben o jenerasyondan. Yaşları gereği bizi yıllarca sırtlayabilirlerdi. O kemikleşmiş kadroya arada bir alt yapımızdan bir iki genç'te gelirse bir kaç yılda bir tamamdı herşey. Ama ne yazık ki başarılı bir jenerasyonun temellerini atacaklarını umduğum futbolculardan hiç biri yok artık kadromuzda. Beni en çok kahreden 300 milyon ytl bütçeye rağmen bu paha biçilmez jenerasyona sahip çıkamayışımız ve her şeye sıfırdan başlayacak olmamız.
Sevgili FB'li renkdaşlarım, Şundan emin olalım ki gelip geçici kadrolarla, kısa vadeli düşünülerek yapılan transferlerle kalıcı başarılar yakalanamaz. Bu durum kulübümüzün tarihiyle sabittir. Bende geriye doğru giderek bunun böyle olduğunu ayrıntılı şekilde anlatmaya çalıştım. Kalıcı başarı emek ister.
Tek ümidim alt yapımızın ilerisi için istikbal vaad etmesi. Eskiden bazı FB'li spor yazarları saçma sapan yorumlar yaparlardı. Alt yapıya önem vermeye ne gerek var, Parayı bastırır en iyi adamı alırsın, Real Madrid'de öyle yapmıyor mu filan derlerdi. Halen de böyle düşünen salaklar var camiada. Ekmeğini futbol yorumculuğundan kazanan bu embesiller Real Madrid'in son 20 yıldaki iki efsane golcüsününde, Yani Emillio Butragueno ve Raul'un Real Madrid'in alt yapısından yetiştiğini bilmezler mi acaba?.
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
orki
Super Moderator


Yaş: 28
Kayıt: 25.03.2004
Mesajlar: 2414
Şehir: moskova

|
|
vay be mevzu derin burda; fb'yi yatırmışsınız ameliyat masasına
|
|
|
|
_________________ you give me love again Russian__Girls...!!!!!
|
|
 |
    |
 |
Bekff
Royal Üye


Yaş: 100
Kayıt: 28.06.2005
Mesajlar: 3473
Şehir: İzmir

|
|
Şöyle bir futbol başlığı açılsa Benim Fenerbahçe başlığında Galatasaray tartışmaya içim sinmiyor
|
|
|
|
_________________ NO COMMENT...
|
|
 |
       |
 |
khalkedonian
Royal Üye


Yaş: 29
Kayıt: 30.04.2008
Mesajlar: 1541
Şehir: İstanbul/Kadıköy

|
|
| Bekff demiş ki: | Şöyle bir futbol başlığı açılsa Benim Fenerbahçe başlığında Galatasaray tartışmaya içim sinmiyor |
Yani Fenerbahçe'yle ilgili yönleri varsa Galatasaray'danda veya başka bir camiadan örnekler verilip kıyaslamalar yapılabilir. Benim yazdığım son mesajlar aslında genel bir analiz. Yani Fenerbahçemizin son yıllarından başlayıp eskiye doğru giden sürecine dair bir sorgulama.
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
Bekff
Royal Üye


Yaş: 100
Kayıt: 28.06.2005
Mesajlar: 3473
Şehir: İzmir

|
|
| khalkedonian demiş ki: | | Bekff demiş ki: | Şöyle bir futbol başlığı açılsa Benim Fenerbahçe başlığında Galatasaray tartışmaya içim sinmiyor |
Yani Fenerbahçe'yle ilgili yönleri varsa Galatasaray'danda veya başka bir camiadan örnekler verilip kıyaslamalar yapılabilir. Benim yazdığım son mesajlar aslında genel bir analiz. Yani Fenerbahçemizin son yıllarından başlayıp eskiye doğru giden sürecine dair bir sorgulama. |
Yok yok senin için yazmadım yazını okumaya devam ediyorum demin başladım ama şöyle yorumlara baktım yine birşeyler geldi aklıma onu yazıcaktım tamamen galatasaray ile ilgili, şimdi gidip galatasaray başlığına yazsam kopukluk olucak kel alaka nerden nereye geçildi gibi öncesi yok konunun... Fenerbahçe konusuna yazmakta bir an saçma geldi ondan dedim yoksa seninle alakalı yazmadım khalkedonian
edit: hani şöyle tüm konuların konuşulduğu ligde başladıya haftanın maçlarının konuşulduğu falan... anlamında bir konu söyledim
|
|
|
|
_________________ NO COMMENT...
|
|
 |
       |
 |
khalkedonian
Royal Üye


Yaş: 29
Kayıt: 30.04.2008
Mesajlar: 1541
Şehir: İstanbul/Kadıköy

|
|
| Bekff demiş ki: | | khalkedonian demiş ki: | | Bekff demiş ki: | Şöyle bir futbol başlığı açılsa Benim Fenerbahçe başlığında Galatasaray tartışmaya içim sinmiyor |
Yani Fenerbahçe'yle ilgili yönleri varsa Galatasaray'danda veya başka bir camiadan örnekler verilip kıyaslamalar yapılabilir. Benim yazdığım son mesajlar aslında genel bir analiz. Yani Fenerbahçemizin son yıllarından başlayıp eskiye doğru giden sürecine dair bir sorgulama. |
Yok yok senin için yazmadım yazını okumaya devam ediyorum demin başladım ama şöyle yorumlara baktım yine birşeyler geldi aklıma onu yazıcaktım tamamen galatasaray ile ilgili, şimdi gidip galatasaray başlığına yazsam kopukluk olucak kel alaka nerden nereye geçildi gibi öncesi yok konunun... Fenerbahçe konusuna yazmakta bir an saçma geldi ondan dedim yoksa seninle alakalı yazmadım khalkedonian
edit: hani şöyle tüm konuların konuşulduğu ligde başladıya haftanın maçlarının konuşulduğu falan... anlamında bir konu söyledim |
Ok o zaman sevgili dostum. Açıyorum futbol başlığını şimdi.
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1976
Şehir: Aydın

|
|
| khalkedonian ayakta alkışlamak istiyorum... Gerçekten objektif ve harika bir yazı çıkarmışsın, Fenerbahçe'nin temelinde sorun bu... Kendi özkaynaklarına değil, parasına güvenmesi... Ve bu hep yanlış yapmasına sebep oluyor...
|
|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
| |
Sayfa: « Önceki 1, 2, 3 ... 25, 26, 27, 28, 29, 30 Sonraki »
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti gönderemezsiniz Bu forumdan eklenti indiremezsiniz
|
|
|
 |
|
 |
Tüm saatler GMT +2 Saat
|