 |
|
 |
| |
| Yazar |
Mesaj |
boksever
Acemi


Yaş: 33
Kayıt: 14.12.2005
Mesajlar: 25
Şehir: konya

|
|
| benide okan olarak dahil et lütfen
|
|
|
|
|
|
 |
      |
 |
çılgın
Royal Üye


Yaş: 99
Kayıt: 26.02.2007
Mesajlar: 2493
Şehir: istanbul / Beşiktaş

|
|
devam flash çok güzel gidiyo bence....tebrik ve teşekkürler...
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
emesen
Tecrübeli


Yaş: 20
Kayıt: 19.01.2008
Mesajlar: 87

|
|
| valla çok güzel devamını bekliyorum hele benim patavatsız fıratı dört gözle bekliyorum
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1976
Şehir: Aydın

|
|
| Peki b.ksever arkadaşımıda ekliyorum o zaman, emesen biraz sabret yazacağım...
|
|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
minik
Tecrübeli


Yaş: 27
Kayıt: 26.07.2007
Mesajlar: 113

|
|
| mükemmel olmuş flash nasıl dahil olacagımı cok merak ettim şimdi....
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
minik
Tecrübeli


Yaş: 27
Kayıt: 26.07.2007
Mesajlar: 113

|
|
| flash tinymen bayadır yazmıyo ne oldu acaba
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1976
Şehir: Aydın

|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1976
Şehir: Aydın

|
|
Kahkahalarını bitirdikten sonra Duygu tekrar yatağa oturup ayağını bana uzattı. Yarım kalan işimi bitirmek zorundaydım. Bana emredildiği gibi ayak parmaklarına ojeyi sürmüştüm. Duygu şöylece bir parmaklarını süzdü “Eh fena değil.” dedi. Ardından beni eline alarak salona doğru ilerledi. Zehra koltuğa uzanmış televizyon bakıyordu. Duygu’ya dönüp “Getir bakalım şu zavallıyı.” dedi. Duygu beni ablasına doğru uzattı. Bir elden diğer ele geçmek oldukça ilginçti. Zehra suratıma bile bakmadan ayakucuna doğru fırlatmıştı beni. Sert bakışlarını bana çevirdikten sonra önümde duran ikiz kuleler gibi olan ayaklarını işaret edip, masaj yap diye bağırmıştı. Çaresiz tabanlarını ovalayarak masaj yapmaya başlamıştım. Masajım yaklaşık 15 dakika sürmüştü ki Duygu koltuğun önüne bir sehpa getirmişti. Beni iki parmağı ile tutup sehpanın üstüne koymuştu. Daha sonra abla kardeş ayaklarını sehpanın üstüne, tam önüme koydular ve emir Zehra’dan geldi “Önümüzde diz çök ve ikinci emre kadar kalkma.” Hemen dizlerimin üstüne çökmüştüm. Öylece durup ayak tabanlarına, parmak altlarına, suratlarına bakıyordum. Onlar ise umursamadan televizyon izliyorlardı.
Saat oldukça geç olmuştu, dizlerimin üzerinde durmaktan yorulmuştum ki Zehra televizyonu kapatıp, ayağa kalkmıştı. Beni eline alıp hiç yüzüme bile bakmadan kafesime koymuştu. İki kardeş oldukça ilginç davranıyorlardı. Tek kelime dahi etmeden gidip yatmışlardı. Bana da kafesimde dinlenme şansı doğmuştu.
Sabah saat 7’de telefonun çalması ile uyanmıştım. Odaya giren Zehra’ydı. Masadaki telefonu alıp ufak bir konuşma gerçekleştirmişti. Yüzü gülüyordu. Telefonu kapadıktan sonra bana doğru dönüp “Tülin bugün dönüyor, akşama burada.” demişti. Bundan güzel haber olamazdı galiba. Ama ne zaman iyi bir haber gelse hemen arkasından kötüsü gelir. Burada da gecikmemişti kötü haber. Zehra “Ama akşama kadar benimsin!” dedi. Beni kafesimden çıkartıp odasına götürmüştü. Beni yere koyduktan sonra dolabını açıp elbise seçmeye başlamıştı. Bense yerde durmuş ona bakıyordum. Üstüne beyaz bir bluz, altına siyah bir etek seçmişti. Etek dizinin biraz üstünde kalıyordu. Çorap çekmecesinden siyah naylon çoraplarını çıkarmıştı. Çorapları bana doğru gösterip havada sallayarak gülümsedikten sonra yatağın uç kısmına oturarak çorapları ayağına geçirmişti. Sonra bana dönüp “Şimdi çıkış kapısına kadar koş yoksa seni ezerim.” demişti. Tüm gücümle kapıya doğru koşuyordum, arkamdan bir çift ayak gürültü çıkarta çıkarta, deprem yarata yarata üstüme geliyordu. Sonunda çıkış kapısının olduğu yere varmıştım. Ellerimi dizlerimin üstüne koyup nefes alıyordum ki, sırtımda müthiş bir acı hissetmiştim. Hemen akabinde de kendimi duvarda bulmuştum. Zehra sırtıma tekme atmıştı. Yerde kıvranırken onun gülme seslerini duyuyordum. Tam o sırada Zehra’nın sesi geldi “Yeter bu kadar eğlence, işe geç kalacağım, hadi gidiyoruz.” demişti. Daha “Gidiyoruz derken?” dememe kalmadan, beni eliyle alıp sivri burunlu, üstü açık, alçak topuklu ayakkabısının içine koymuştu. Yerimden kımıldayamıyordum. Üstüme ayağını iyice yerleştirmişti. Ayağın alt kısmındaki kıvrımın içe doğru olması sayesinde aradaki boşlukta yaşama şansım oluşmuştu. Burnuma buram buram naylon çorapla birleşmiş ayak kokusu geliyordu. Akşama kadar nasıl dayanacaktım, bilemiyordum. Uzunca bir yürüyüşün ardından Zehra’nın ofisine gelmiş olmalıydık. Çünkü üstümdeki basınç azalmıştı. Zehra bir yere oturmuş olmalıydı. Ayağının üstümden yavaşça kalktığını hissettim. Ayağını tamamen çıkarınca ayakkabıdan dışarıya bakma fırsatı doğmuştu bana. Evet, onun ofisindeydik, daha öncede gelmiştim buraya. Ama şimdi masanın altında ayağının dibindeydim. Zehra masanın altına doğru eğilerek, “Seni etrafa bakın diye getirmedim, hemen ayak masajına başla!” demişti. Hemen önümdeki ayağını tutarak masaja başlamıştım. Ben masaj yaparken odaya birileri gelip gidiyor, Zehra hepsine emirler yağdırıyor, azar çekiyordu. Burada yönetici olması ona insanlara bağırıp çağırma, hükmetme gücü veriyordu. Bana yaptıklarına bakılırsa daha fazlasını istiyordu.
Öğlen saatleri olmuştu. Zehra telefonla kendine yemek sipariş etmişti. Açıkçası çok acıkmıştım. Yemekler gelmiş, Zehra iştahla yemeye başlamıştı. Dayanamayıp“Zehra Hanım çok acıktım, biraz da bana verir misiniz?” diye sormuştum. Eğilip şöylece bir baktıktan sonra “Ayaklarıma kapanıp, öpmen lazım.” dedi. Mecburdum, bir lokma ekmek için her şeyi yapabilirdim. Delirmişçesine siyah naylon çoraplı ayaklarına sarılmıştım. Parmaklarını, tabanlarını, topuklarını, üstünü, bileklerini… O nereyi gösterirse orayı öpmüştüm. Mükâfatımı bekliyordum artık. Zehra ufak bir ekmek parçasını koparıp önüme atmıştı. Ayağı ile biraz ezdikten sonra yememe müsaade etmişti. O ekmeği öyle bir yemiştim ki.
Yemek faslı geçtikten sonra, akşama kadar onun emri üzerine ayaklarını öpüp, masaj yapmıştım. Arada dizine kadar tırmanmamı emrediyor, naylon çoraba tutuna tutuna dizine kadar çıkıyor ama onun işaret parmağı ile itmesiyle kendimi yeniden ayaklarının dibinde buluyordum.
Mesai saati dolmuştu. Zehra eliyle ayakkabısını işaret ediyordu bana. Gelirken içinde olduğum değil de diğerini gösteriyordu. Çaresiz gidip içine uzanmıştım. O da aynı gelirken yaptığı gibi üstüme yerleştirmişti ayağını. Yol boyunca o basıncı ve kokuyu üstümde hissederek eve varmıştık. Ayakkabılarını çıkardıktan sonra beni eline alıp oturma odasına geçmişti. Duygu’da elinde cips tabağı ile film izliyordu. Ablasını görür görmez “Yolla buraya!” demişti. Sormaya gerek yoktu, beni emrediyordu. Zehra beni yere bıraktıktan sonra koşarak önüne gitmiştim Duygu’nun. Bir ayağını toplamış koltukta duruyor, diğeri de tam önümde yerde duruyordu. “Ne emredersiniz Duygu Hanım?” diye sormuştum. Aşağıya, bana doğru tiksinirmişçesine bakıp “Yaşamak istiyor musun?” diye sormuştu. “Elbette hanımefendi.” diye cevap vermiştim. “O zaman yalvar bana, kapan ayaklarıma!” diye bağırmıştı. Tülin’in gelmesi an meselesiydi. Ama köprüyü geçene kadar ayıya dayı demeliydim. Önümde duran ayağına kapanıp, deli gibi öpmeye başlamıştım. Bir yandan da “Canımı bağışlayın efendim! Bu kulunuzu affedin!” diye bağırıyordum. O ise beni umursamadan cipsini yiyor, filmini izliyordu. Böyle bir 10 dakika geçmişti ki “Hiç memnun kalmadım.” diyerek ayağını kaldırıp üstüme indirmişti. Üstüme basınç uyguluyor, ayağını sağa sola çeviriyordu. Artık öldüm galiba derken kapı zili çalmıştı. Zehra hızlıca odaya dalıp “Gelen Tülin olmalı hemen şu salağı kafesine bırak.” demişti. Duygu ayağını üstümden çekip beni eline almıştı. Hemen beni kafesime bırakıp “Tülin ablaya tek kelime etmeyeceksin.” Demişti. Olur anlamında kafamı sallayarak cevap vermiştim. Gelen gerçekten Tülin’di. Zehra’yla kapıda sarıldıktan sonra, Duygu’yu görüp ona hoş geldin demişti. Birbirlerine sarılıp hal hatır sormuşlardı. Ben ise Tülin’in bana bakmasını, artık beni evine götürmesini istiyordum. Ama nedense hiç yokmuşum gibi davranıyordu. Derken Zehra sordu “Eeee göster şunları sabırsızlanıyorum.”. Tülin peki deyip çantasından bir kutu çıkarmıştı. Zehra ve Duygu merakla kutunun açılmasını bekliyorlardı. Tabii bende. Mübarek Pandora’nın Kutusu sanki. Tülin kutunun kapağını açıp ters çevirmişti kutuyu. İçinden boyları benim kadar dört tane adam düşmüştü. Hayretler içinde izliyordum. Tülin, Duygu, Zehra ise gülerek adamlara bakıyordu. Adamlar şaşırmış bir şekilde çevrelerini sarmış bu üç bayana bakıyorlardı. Zehra birini parmağıyla dürterek “Yeni evinize hoş geldiniz!” demişti. Adam parmağın çarpma şiddetine dayanamayıp sendeleyerek düşmüştü. Bu bayanların çok hoşuna gitmişti. Bir yandan gülüyor, bir yandan da işaret parmaklarıyla adamların göğsüne vurup onları yere düşürüyorlardı. Yerden kalkan hemen bir darbe daha yiyordu. Bu durumu aynı masadaki kafesin içinden şaşkın gözlerle izleyen ben dayanamayıp “Yeterrrrrrrrrrrrrrrrrrrr!” diye bağırmıştım. Zehra, Duygu ve Tülin bir anda susmuşlardı. Dönüp aynı anda bana bakmaya başlamışlardı. Tülin’e dönerek “Bana burada ne olduğunu anlatır mısın?” diye bağırmıştım. Tülin “Peki.” diye lafa girmişti. “Sen ilk küçüldüğünde tek amacım seni normale çevirmekti. Ta ki senden Zehra’ya bahsedene kadar. Zehra bana sen küçülüyorsan başkalarının da küçülebileceğini ve bunu lehimize kullanabileceğimizi anlattı. Sonra Zehra’nın çakmak arama bahanesi ile başlayan tiyatro oyununu sergiledik. Tek seyirci sendin bu oyunda. İyi polis kötü polisçilik oynadık sana. İyiye güvendin, kötüden sakındın. Sonuçta kanından aldığımız örneklerle başkalarını da küçültmenin yolunu bulmuş olduk. Sadece birkaç denek lazımdı. Onu da sahte mankenlik ajansıma gelen bu beylerden sağladım. Görüşme için çağırdığım herkese iksirli bir içecek ikram ettim. Bu beylerde yeni oyuncaklarımız olarak aramıza katıldı. Ne ilkler ne de son olacaklar. Artık kime nasıl istersek öyle davranacağız. Sen ve bu yeni gelenler hepiniz bizim kölemizsiniz!” demişti. En iyi arkadaşım dediğim insanın kölesiydim artık. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Her şeyi çok iyi kurgulamışlardı. Be bunları düşünürken Duygu kilere gidip elinde orta boy içi boş bir akvaryumla geri dönmüştü. Bizi kaldırıp içine bırakmışlardı. Şimdi 5 adam bir birbirimize, birde dışarıdan kocaman gözleri ile bize bakan bayanlara bakıyorduk. Hepimizde korku ve şaşkınlık vardı. Zehra “Hadi bir çay koyalım, gelip bunlarla ne yapacağımızı konuşuruz.” dedikten sonra üçü mutfağa doğru yönelmişlerdi.
Akvaryumda her birimiz bir köşeye oturmuş kara kara düşünüyorduk. İçlerinden biri dayanamadı ve ayağa kalkıp “Beyler tanışalım, madem bu duruma düştük, beraberce kurtulma planı yapalım. Ben Fırat!” dedi. Arkasından ben kalkmıştım. “İyi fikir, bende Kazım.” Arka arkaya “Ben Osman.” . “Ben Can.” . “Bende Okan.” diyerek herkes kendini tanıtmıştı. Sıra bayanların işkencelerine katlanıp, doğru planı kurup, uygulamaya kalmıştı.
Devam edecek...
|
|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
çılgın
Royal Üye


Yaş: 99
Kayıt: 26.02.2007
Mesajlar: 2493
Şehir: istanbul / Beşiktaş

|
|
 |
    |
 |
spacerun

Usta Yazar


Yaş: 90
Kayıt: 26.08.2008
Mesajlar: 508

|
|
|
_________________ PAZARA KADAR DEĞİL MEZARA KADAR FETİŞİST.
|
|
 |
    |
 |
emesen
Tecrübeli


Yaş: 20
Kayıt: 19.01.2008
Mesajlar: 87

|
|
wayyyyyyyyyyyy
sen şu tülin e bak ya
saman altından su yürütüp bizide kendine köle yapmış
ben dedim ama can la osman a gitmeyelim mankenlik ajansına bizi almazlar dedim ama gittiler benide götürdüler bak ne oldu ufaldık kaldık 3 kızın elinde allah sonumuzu hayır etsin bakalım
kaderimiz senin elinde flash hadi bakalım emeğine sağlık arayı açma ama bu kadar bu arada msn açılmıyor hiç ekledinmi
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
minik
Tecrübeli


Yaş: 27
Kayıt: 26.07.2007
Mesajlar: 113

|
|
nerden bilelim basımıza bunun gelecegini bilseydik herhalde gene giderdik flash süper olmus ama sadece ayaklara yoğunlasmıssın...... eline saglık tesekkür.
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
by_iskender
Fetişist


Yaş: 18
Kayıt: 08.04.2006
Mesajlar: 389
Şehir: istanbul

|
|
harbiden okurken bi garip oldum Tüline bak sen dedim içimden resmen
kendimi bir an Kelebek Etkisi ya da Yüzüklerin Efendisini izler bir durumda buldum
ilerleyen zamanlarda benide katabilirsin aga ama acelesi yok
|
|
|
|
_________________ ayakLara karşı oLan iLgim ,, gözLerimi hayata açtığım iLk günde başLamış ve sonsuza dek devam edicektir !
|
|
 |
    |
 |
tinymen
Tecrübeli


Yaş: 30
Kayıt: 08.03.2007
Mesajlar: 95

|
|
| hocam süperrrr....okurken heyecanlanmamak elde değil... devamı nı bekliyoz....ellerine klavyene sağlık.
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
boksever
Acemi


Yaş: 33
Kayıt: 14.12.2005
Mesajlar: 25
Şehir: konya

|
|
| aman dostum sadece ayakla kalmasın okanı tuvaletde yaparlar bunlar
|
|
|
|
|
|
 |
      |
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
| |
Sayfa: « Önceki 1, 2, 3, 4, 5, 6 Sonraki »
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti gönderemezsiniz Bu forumdan eklenti indiremezsiniz
|
|
|
 |
|
 |
Tüm saatler GMT +2 Saat
|