Bugün diğer günlerden farklı olarak efendisi tarlaya işçilere muhafız olmaya gitmişti. Bu sıra ona ayda bir gelirdi. Efendisi aslında çok güzel bir kadındı. Sarışın, orta boylu ve tam istediği gibi küçük ayaklı bir bayandı. Kendisi ise bir ayak öpücüydü. Dünya'da artık erkeklerin 6'ya ayrıldığı bir grupta kendisine de uygun olan görevi vermişlerdi. Ayak öpücülerin görevi efendisinin oturduğu veya oturacağı koltuk yada sandalyenin altında elleri yere sabitlenmiş bir şekilde bağlı olarak efendisinin tabanlarını koltukta oturduğu sürece öpmekti. Aslında diğerlerine göre kendisini şanslı hissediyordu. Fazla bi zahmette bulunmuyordu. Oysa ayak yalayıcıları dilini her zaman dışarda tutmak zorundaydı. Aynı şekilde koltuğun altına sabitlenmiş bir şekilde bağlı olan bunlar efendisi koltuğa oturduğu andan itibaren efendisinin tabanlarını yalamakla görevliydiler. Hizmetçilerse sadece ev işlerini yapmakla görevliydiler. Her evde mutlaka bir hizmetçi bulunuyordu. İsteğe göreyse bir ayak öpücü, ayak yalayıcı yada bir işkence kölesi seçilebiliyordu. İşkence kölelerinin tam olarak nolduğunu bilmiyordu çünkü bi kere efendisi bir işkence kölesi getirmiş ve onu aşağıdaki karanlık odaya götürmüştü. Arada bir de o odaya giriyordu sanırım ona türlü işkenceler yapıyordu çünkü bazen adamın çığlıklarını duyuyordu. Bir de işçiler vardı. Bu erkek işçiler sabahtan akşama kadar her ay değişen kadın muhafızların gözetiminde tarlada çalışıyorlardı. Kadınların yiyecek ve giyeceklerin oluşmasını sağlıyorlardı. Ticaretin olmadığı bir dünyada sadece bunlar yeterli oluyordu. Ve son olarak üreme araçları. Bunlar kraliçenin sarayında ve kraliçeye bağlı yerlerde kadınlara ihtiyaç olunduğunda dağıtılan erkeklerdi. Görevleri ise gerektiğinde nüfus artışını sağlamalarıydı. Eğer üreyen bir erkek çocuksa hemen kraliçeye bağlı olan yerlerden birisine götürülüp eğitimine başlanıyordu. Kız çocuksa annesinin yanında kalabiliyordu.
Efendisi kendisinden bi yaş küçüktü. Erkek kölelerin seçimi yapılırken efendi kadınlar kendisinden bir yaş büyük yada bir yaş küçük köleler seçmek zorundaydı. Bu şekilde denge sağlanmış oluyordu. Sonunda efendisi gelmişti. Kapıdan içeri girşini duyabiliyordu. Ama yüzünü görmesi imkansızdı. Sadece koltuğa oturduğunda görebiliyordu. Ah Tanrım gerçekten çok güzel bir bayandı. Böyle bir kadının kölesi olduğu için seviniyordu. Efendisi sandaletleriyle içeri girdi ve sandaletleri çıkararak bir tekini ters bir şekilde burnunun üzerine koydu. Duş almaya giderken "Banyodan çıktığımda eğer sandaletin düştüğünü görürsem seni pazara gönderirim!" Sandaletten dolayı sesi biraz kısık çıkmıştı "Kesinlikle efendim" Efendisi banyonun kapısını açmış ve banyoya girmişti. Sandalet biraz ağır kokuyordu ama bu koku ona zevk veriyordu. Efendisinin tarlada biraz fazla terlemiş olduğunu düşünüyordu. Yaklaşık yarım saat sandaleti koklamak zorunda kaldı. Efendisi sonunda banyodan çıkmış ve üzerine değiştirerek salona girmişti. Önce burnunun üzerindeki sandaleti alarak eşinin yanına koydu. Her zamanki güzelliği ve üstünlüğüyle koltuğuna oturdu. Ve sağ ayağını yüzünün tam ortasına yerleştirdi. Burnu ayağının tam ortasındaydı ve ağzı topuğunun ortasına yapışmıştı. Gözlerinin birazını kaplayan parmaklarının arasından efendisini görebiliyordu. Her zamanki gibi birşeyler okumaya hazırlanıyordu. Sol bacağını sağ bacağının üstüne attı ve okumaya başladı. beklenen emri bekliyordu. Efendisi otoriter bir sesle "Öpmeye başla" dedi. Ve ağzına yapışmış olan topuğu öpmeye başladı. Bu olayın gece yatana kadar süreceğini biliyordu akşam yemeği yerkende tabanını öptürüyordu. Yatmaya gitmeden önceyse bazen çoraplarından birisini yüzüne koyuyor ve onlarla uyumusanı sağlıyordu unuttuğu zamanlarda ise bunu yapmıyordu. Ayakları gerçekten harikaydı ve şu an çok güzel kokuyorlardı banyodan çıktığı için. Akşama kadar öpmeye devam etti. Bi ara kalktı ve tuvalete gitti. Daha sonra gece yarısına kadar topuğunu öptürdü. Kölesi artık yorulmuştu dudakları neredeyse uyuşacaktı. Ama efendisi buna aldırış etmiyordu hiçbir zaman etmezdi. Gece yatma vakti geldiğinde efendisi ayağını yüzünden çekti, koltuğundan kaltı ve içerden kullanılmış çoraplarından birisini kölesinin ağzına soktu, diğerini ise burnunun üzerine koydu ve iyi geceler dileyip yattı.
Ertesi gün uyandığında evde bazı yabancıların olduğunu gördü. Bunlar kraliçenin muhafızlarıydı bunları daha öncede görmüştü ve efendisiyle sert bir tartışmaya girmişlerdi. Daha sonra muhafızlar tartışmayı bitirdiler ve kendisine doğru gelerek ellerini yere sabitlenmiş olan zincirlerden kurtardılar. Zincirleri tekrar ellerine geçirerek arkadan bağladılar. Bu şekilde bir at arabasına bindirdiler. Efendisinin kızgın yüzünü bi an görebildi ve at hızla koşmaya başladı.
Saraya geldiklerinde bu kadar büyük olabileceğini tahmin edemiyordu. 5 kadın muhafız eşliğinde saraya girdiler. Kendisine uzun gelen bir koridordan geçerek büyük bir odaya girdiler. Burda sağ ve solda yaklaşık 10'ardan 20 kadın muhafız duruyordu. ve tam karşısında kırmızı halının bittiği yerde iki tane büyük taht bulunuyordu. Birisinin tam altına zincilerle sabitlenmiş bir köle vardı. Birisinin altı ise boştu. Ve bu boşu kendisinin dolduracağını biliyordu. Muhafızlar hızlı adımlarla kendisini sürükleyerek boş olan tahtın altına zincirlediler. Artık kıpırdayamıyordu. Bugün olanlar o kadar hızlı gelişti ki tam olarak olayları analiz edememişti. Düşündüğünde ise biraz sevindi, biraz da korktu artık kraliçenin bir ayak öperiydi. Kraliçe acaba nasıldı? Ayakları nasıldı? Hiçbir şey bilmiyordu ama merak ediyordu. Yarım saatlik bir bekleyişten sonra kapının açıldığını duydu kafası boğazından bir demirle yere sabitlendiği için oynatamıyordu. Ama kraliçenin geldiğinden emindi. Kraliçe çıplak ayaklarıyla basamağı tırmandı ve kendisinin üstünde bulunan boş tahta oturdu. Aman Tanrım!! Gerçekten çok güzeldi. Hafif esmer bir yüze sahipti, saçları siyah, düz ve uzundu. Bacaklarına baktığında pürüzsüz olduklarını farketmişti ama onu bacakları değil ayakları ilgilendiriyordu. Sonun sol ayağını başının tam ortasına koydu ve öp emrini verdi. Ayakları biraz terliydi ve ağzı kuruyasıya kadar öpecekti. Hafif bir ter kokusu vardı. Ve tabanlarını kraliçe tamam diyesiye kadar öpeceğini biliyordu. Kraliçenin o otoriter sesi duyuldu. "Eğer öpmenden memnun kalmazsam sonun diğer köle gibi olur yargısız infaz edilirsin. Şimdi ayaklarım çok yoruldu dudaklarınla masaj yapmanı istiyorum ve her on dakikada bir öpmeyi bırakıp herkesin duyabileceğin bir şekilde 2 dakika süreyle ayaklarımı koklamanı istiyorum beni memnun etmelisin!" Artık kraliçenin kölesi olmuştu ve başına neler geleceğini bilmiyordu!!
_________________ Ayaklar odalarda bir çift yavru güvercin
tutup avuca almak, okşayıp öpmek için...
Sonraki başlık » « Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti gönderemezsiniz Bu forumdan eklenti indiremezsiniz