| Yazar |
Mesaj |
Misafir

|
|
İçtim O / Cemal Süreya
İçtim o bin yıllanmış testiden, içtim, içtim,
Örtüler arasında yeryüzü beğenisiyle
Ayışığını paylaşırdı bacakları,
Öptüm ayak parmaklarını, öptüm, öptüm.
Put'unu cezalandırıyor kır delisi;
Oğlan iki ev öted, Londra'dan gelmiş;
Yazsınlar felaketlrein hep çift geldiğini,
Garson acıması tutmuş içkievini.
Ortaoyunumuzun dekoru bir kağıt mendil
Keşkye yalnız bunun için sevseydim seni.
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Edip Cansever'in "Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka" adlı uzun şiirinin ikinci bölümünde kadın ayakları, yaşama olumsuz bakışta, mutsuzlukta, bunalmışlıkta, başka nesnelerle birlikte sözkonusu edilir:
"Derim ki, niye olmalı
şu oynak bacakları, yıkanmış köpekleriyle yan yana
kadife ayakları
Bir sarı yol üzerinde neşesiz kadınlar...
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin hiç şüphesiz en önemli adlarından biri olan Attila İlhan'da cinsellik geniş yer tutar. Bu cinsellik fantezilerle süslenmiştir. "Smyrna Blues" şiirinin bir bölümü, şairin cinselliğin sapa yollarında ayağa gösterdiği dikkati ortaya koyar:
"gece mavisine boyalı saçların
devler hıçkırır şarkılarında
dönük bir deniz gibi tutarsın
nefesin hem erkek hem kadın
ökçesiz pabuçların hayatımda
rıhtımda pazartesi sularında"
smyrna blues
inga pee yudum yudum erimeden
sabahın yıldızlı aydınlığında
dudaklarından kaldırımlara dökülen
senin kanın mıdır bilemem
yalnız çığlıkların hatırımda
rıhtımda pazartesi sularında
gözlerinde bir rakı bulanıklığı
bir uğultu cıgaranın dumanında
mermer dişlerinin soğukluğu
bıçağımın üstündeki korkak buğu
oyulmuş bileklerin hatırımda
rıhtımda pazartesi sularında
gece mavisine boyalı saçların
devler hıçkırır şarkılarında
dönük bir deniz gibi tutarsın
nefesin hem erkek hem kadın
ökçesiz pabuçların hatırımda
rıhtımda pazartesi sularında
kıvırcık kirpikli bir çocuk bağırır
yıkılmış inga pee'nin burnunda
küpeştenin demirlerini ısırır
ellerim kelepçeli kulaklarım sağır
yalnız smyrna blues hatırımda
rıhtımda pazartesi sularında
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Parox
Site Admin


Yaş: 33
Kayıt: 12.08.2002
Mesajlar: 4931
Şehir: Türkiye

|
|
| FetisNagme ben bunlari hic bilmiyordum. Okadar incelikle dikkat edip özentiyle secmissinki bu topic hem burada yerli yerinde ve ayrica "Ayak Fetis de Luxe" forumunda.
|
|
|
|
_________________
     
|
|
 |
         |
 |
predator
Fetişist


Yaş: 31
Kayıt: 16.06.2004
Mesajlar: 290
Şehir: İstanbul

|
|
| Attila İlhan'nın bu şiirini bilmiyordum. Smyrna Blues şiirini çok beğendim. Tekrar hoşgeldiniz FetişNağme.
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
Misafir

|
|
Spectrum'un kulaklarını çınlatarak ekliyorum
Ayak izlerine çok önem veren ve "Ayaklar" başlıklı bir de şiir yazmış olan Ziya Osman Saba, bu şiirde kadın ayaklarını aşka giren yolda bir benzetmeyle kullanır:
"Ayaklar, odalarda, bir çift yavru güvercin.
tutup avuca almak, okşayıp öpmek için."
Kadını bir sığınak olarak gören Ziya Osman, "Yeryüzünde" başlıklı şiirinde kadına ilişkin cinsel çağrışımlar arasına ayağı da katar:
"Bir kadın, boyu bosunca,
Göz, ses, el, ayak.
Kah giyimli karşımda,
Kah çırılçıplak."
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
| FetişNağme demiş ki: | Spectrum'un kulaklarını çınlatarak ekliyorum
Ayak izlerine çok önem veren ve "Ayaklar" başlıklı bir de şiir yazmış olan Ziya Osman Saba, bu şiirde kadın ayaklarını aşka giren yolda bir benzetmeyle kullanır:
"Ayaklar, odalarda, bir çift yavru güvercin.
tutup avuca almak, okşayıp öpmek için." |
aaah ahh en sevdiğim şiir
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Benzersizliği bugün de devam eden şair Asaf Halet Çelebi'nin "Korkuyorum" şiirinde sevgilisi Mara'nın ayakları şair için bir korku kaynağıdır:
"gündüzleri bambaşka
geceleri büyücüsün
korkuyorum
mara'm
şeytanım
sivri dişlerinden
uzun ayaklarından
ve simsiyah saçlarından"
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Ahmet Hamdi Tanpınar ise şiirlerinden birinde hazcılığının izlerini taşıyan şu dizeleri söyler:
"Çağır gelsin, bir ilah daima dönebilir
(...)
Omzunda bağbozumu uykusuz saçlarının
Katı toprağı döğsün çıldıran topukların
Bir alev gibi fırla gecenden ormanı yak
Küçük bir yıldız olsun karanlıkta her yaprak"
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Tanpınar'ın öğrencilerinden Ahmet Muhip Dıranas "Hatıra" şiirinde ayak sözcüğünü doğrudan doğruya sevgilinin ayağı olarak, bir gelişin habercisi olarak kullanır:
"Ayakları kumda bırakmadan iz
Yanıma geldiği hep gecelerdi
Sanki bir lahitten kalkar ve sessiz
Uzak bir maziye dönüp giderdi."
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Ömer Bedrettin Uşaklı'nın "Bir Dağ Perisine" başlıklı şiirinde yayla kızının çıplak ayağı şiire konu edilir. Şair "yıldız, çıplak, ayak, kız" sözcüklerini beraberce kullanarak bir çağrışım alanı yaratır:
"Ufuklara yaslanmış yorgun dağlar sırayla,
Çadırının üstüne doğmuş akşam yıldızı!
çıplak ayaklarında uyumuş gibi yayla;
Ey belalı göklerin, mağrur dağların kızı!.."
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Poetikasını Halk şiirine yaslayan Beş Hececi'lerden Yusuf Ziya Ortaç'ın "Yaz" şiiri ise şöyledir:
"İncecik bilekli cins ayaklarına
Kırmızı dağ topraklarını giymiş..."
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Daha çok milliyetçi şiirleriyle tanınan Arif Nihat Asya'nın aşk şiirlerinden biri olan "İmbikler"deki şu iki dize şairin kadın ayaklarına karşı zaafını ortaya koymaktadır:
"Yumuşak, pembe topuklar, bir avuç...
Ki taşar sırmalı terliklerden."
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
|
|