 |
|
 |
| |
| Yazar |
Mesaj |
Misafir

|
|
PELERİN
Bir adın pelerin, diğer yalnızlık
Siyah kadifeler içindesin
Kırmızı bir satenle astarlanıyor kalbin
Duyguların yok, belki daha doğmadın
Uğramıyor yıldızlar geceleri düşlerine
Sönüyor uykuyla beslenen kandil.
Metin GÜVEN
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
ÖMRÜM
Hangi ırmaktan akıyor yüreğinin bozaran sevdası
Hangi kolunda köprüsü var gecenin
Bir ucunda puslu gök bir ucunda sazlık, hasretle bilenen
Aynı ürperti aynı heyecan
Sensin boyun eğen acıya
Gizlenmez yaraları taşırken bedenin
Ömrümün genç yarısına
Kaan İNCE
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
YAŞAMA SEBEBİ
sıkmışım dişlerimi gözlerim kanayana kadar
çeyizimizde hüzün motifleri
göçebe bir ağıt göğsümün derinliklerinde
bu aşkın dönüşü yoksa
duman kırığı gözlerinde gecenin hıçkırıkları
kırık keman sesi ve adağım var
moraran hercai düşlerim ateşi delip ıslatır mendilimi
kalbime dolar -sonsuz uykuma- korkuya susamış yasadışı bir rüzgâr
bu aşkın dönüşü yoksa
suya düşer kokusu menekşelerin
deniz her zamankinden daha köpüklü
serçeler bi garip ötüşlüdür
martıları mavnalarla başka türlü danseder hamuruna sevgi katılmış bu dünyanın
küflü yüzler yok hiçlik de
hani ne derler gözlerinden öperim çocuk,gamlı sevda, şiir
ne'm kalır geriye gülüm seni alırlarsa benden
tiksintiler toplamı umutsuzluk sapağında ölüm
Kaan İNCE
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Cngz123
Fetişist


Yaş: 24
Kayıt: 27.04.2003
Mesajlar: 161
Şehir: Ankara

|
|
Ya şu Ömrüm çok güzelmiş !
Eline sağlık !
|
|
|
|
_________________ Nice insanlar gördüm, üstünde elbise yok!
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok! (Mevlana)
|
|
 |
    |
 |
Misafir

|
|
.Ayaklar
geldiğin gün, ayaklarından tanıyacağım seni, dost başa düşman ayağa, ayaklarına bakıp teslim edeceğim kendimi, ayakların ele verecek seni, ilk geldiğin günü ayak seslerinden duyacağım, ayakların getirecek seni bana, bana seni, nutkum tutulacak, susacağız, güleceksin, ben sıkılacağım, ayacıklarına uzanıp uyuyacağım, dünya dönmeye başlayacak yeniden, yine bir insanı vuracak bir makinalı her dakika başı, seni taşımaktan yorgun ayacıkların taşıyacaklar umutlarımı, belki bakacaksın bana, belki de sıkılıp oynatacaksın ayak parmaklarını, uyanacağım uykudan, hesabı getirecekler, diyecekler ki sen uyurken bir çocuk öldü her dakika başı, vereceğim neyse parası, çay kahve içer misiniz diyecek, yok diyeceğim, bahşişini bırakıp gideceğim, ayacıkların görecekler, görmezden gelecekler, öpeceğim ayacıklarını, mayında kaybolan çocuk ayakları yerine öpeceğim ayaklarını, kaçacaklar belki, ya da bana koşacaklar, mühim olan senin ne yaptığındır, gidip gelirken ayakların...
biri çıkıyor merdivenleri,
bir kadın olmalı,
duyuluyor ayak sesleri...
Tunç Taşbaş
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Yokluğun Bir Kelepçedir Ayaklarımda
Hem yokluğun
Hem yalnızlığım,
Bir kelepçedir ayaklarımda.
Sensizlik,
İçimde kanayan bir yara
Dalgaları / kıyılarımı aşındıran
Bir denizdir damarlarımda.
Bir sahilde
Milyonlarca çakıl taşı arasında,
İçindeki canı yitirmiş
Bir midye kabuğuyum.
Tek başıma yaşarım
O kalabalık arasında.
Tanımam kendi sesimi,
Hangi ses bana ait?
Hangisi / Tanrıya yakarışlarım?
Karışır sesler birbirine,
Çağrılarım kaybolur gider
Martıların çığlığında.
Yalnızlığım,
Çözülmüş bir yün yumağıdır parmaklarımda.
Özlemin / içimde
Mayalanmış bir hamur,
Çimlenen acılar tohumudur tüm zamanlarımda.
Yokluğun ayaklarımda kelepçe,
Sularımın önüne çekilmiş set,
Güneşimi gölgeleyen bir ejderhadır,
Tükeniyor ömrüm zindanlarımda.
Ya demir parmaklık olup sar beni,
Ya da gel, götür yanında.
Ama unutma:
Kelepçenin anahtarı,
İki dudağının arasında.
Özlediğim sıcaklık
Yalnızca
Ve sadece
Senin avuçlarında.
Kâmuran Esen
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Parox
Site Admin


Yaş: 33
Kayıt: 12.08.2002
Mesajlar: 4955
Şehir: Türkiye

|
|
Siir tutkum bambaska boyutlar aldi.
Biz eski forumda "Ayak Fetis de Luxe" ve "Ayak Fetis" forumunda cok konusurduk fetis yada ayak fetis dna da mi, bir tutku mu, hastalik mi, piskoloji acisi nedir diye,... ve burada degisik bir görüs doguyor.
FetisNagme bu aralar nagmeligin yaninda bir isiksin benim icin.
|
|
|
|
_________________
     
|
|
 |
         |
 |
Misafir

|
|
Eziyet.
Hayat ne kadar tutsaklıkda olsa.
Kuralsızca yaşamalı yaşanması gerekenleri.
Bizim hayatımız ne bır kuş ne bır çiçek misalı.
Duygularla dolu bir yaşam biçimi.
Çiçekler sadece güzeldir.
Çiçekler sadece güzel kokular yayarlar.
Tıpkı bir kadın gibi.
Böcekler her zaman böcekdir.
Her zaman daldan dala konarlar.
Tıpkı bir erkek gibi.
Her zaman ter kokarlar.
Sevmesini bilenler için.
Hayat çok kısa zaman az.
Yaşam hep naz, hep naz.
Yaşanmaz! !
İnan yaşlanmaz
Sevmeyince, sevilmeyince Yürek.
Böyle gelmiş böyle gitmez,
Eziyet.
Zeki Arlan 08/01/2003
(Doğrusunu isterseniz beğendiğim dizeler değiller ama içeriğinde verilmeye çalışılan belki biraz düşündürücü olduğundan yayınlamak istedim.)
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Simdi
Alnımı cama dayadım...
Caddede yürüyen minik figürlere bakıyorum...
Onlar bana bakmıyorlar...
Onlar benim onları izlediğimi bilmiyorlar...
Cam buz gibi alnımda...
İnsanlar alnımın üşüdüğünü de bilmiyorlar...
Sen olsan gelip alnını yanımda bir yere yaslardın...
'Geçecek' derdin...
Bana koca bir bardak kahve getirirdin...
İçmeme yardım ederdin...
Ve sonra beni yatağıma yatırır daha evvel hiç duymamış olduğum bir öykü anlatırdın uyuyana dek...
Sonu mutlu biten bir öykü...
Evlendiğimiz günü duyuran kartların üzerine;
'Büyüyünce gördük ki hayat bize anlatılan masallardaki gibi değilmiş...
Mutlu sonla biten aşk öyküleri yeniden yazılabilsin diye evleniyoruz' yazmıştım ben...
Oysa bizim masalımızda tıpkı diğer modern zaman masalları gibi mutsuz bitti...
Ben şimdi senin nerede yaşadığını bile bilmiyorum...
Sen şimdi benim ölüyor oluşumu bile umursamıyorsun...
Alnım bu soğuk cama dayalı ve az sonra dışımı kesip içime bakacak amcayı beklerken,
kapı açılsa ve sen girsen içeri...
Bana desen ki; bu ameliyatı olmazsan beş dakika sonra öleceksin...
Ama öldüğün ana kadar yanında uzanıp seni tutacağım...
Sımsıkı tutacağım seni...
Saniye geçmeden kabul ederim...
Düşünmem bile...
Benim cennetim senin koynundaydı...
Uykularım, huzurum, güvenim, mutluluğum senin koynundaydı...
Göğüs kafesinde, omzunla boynun arasındaki yerde...
Yanağımı dayayacağım yerde idi...
Şimdi yaşadığım yerin ya da uyumadığım uykuların hiç önemi yok...
Şimdi beni 5 dakika sonra kesecekler...
Şimdi içimden ne çıkacağı umurumda değil...
Şimdi sen yoksun...
Şimdi...
Jeanne d`Arc
|
|
|
|
En son Misafir tarafından Cmt 04 Arl, 2004 13:39 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Seni;
dünyadan, aydan, yıldızlardan çok daha fazla sevdim ben...
Tanrı affetsin, Tanrıdan...
Babam affetsin babamdan bile çok sevdim seni...
Bildiğim tüm kelimelerin ifade edebileceği her şeyden çok daha fazla sevdim...
Kelimelerim, ay, yıldızlar ve dünya yok oldu sen gittiğinde...
Beni, tıpkı resimlerin kenarından olduğu gibi hayattanda kırptın farketmeden...
Öyküler bitti...
Arka cebimde saklı umutlar da tükendi...
Postacının getireceği sarı bir zarftan ölümüne korkarak 'yaşam'dan geriye kalan ne ise onu sürdürüyordum...O sarı zarf da elimde şimdi...
Kocaman bi' maske var yüzümde...
Yani hep istediğin gibi artık hiç ağlamıyorum...
Sabırla beklediğim şey geri dönmen idi...
Şimdi değişti...
Küt diye bitmeyi bekliyorum artık...
Çok üşüyorum...
Hiç bilmediğim kadar üşüyorum... Kalbimle üşüyorum...
Uykularım senin götürdüğün yastıklardan birinde asılı kalmış... Uyuyamıyorum...
Aklım kim bilir hangi kolinin dibinde???
Ruhumla beraber sende mi kalmış, bende mi? Ya da benim bi' aklım oldu mu bi' zamanlar? Ben artık bunu bile bilmiyorum... Ben artık sadece küt diye bitmeyi bekliyorum....
Jeanne d`Arc
|
|
|
|
En son Misafir tarafından Cmt 04 Arl, 2004 13:41 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
|
|
| |
|
 |
platoniks
Fetişist


Yaş: 36
Kayıt: 11.11.2003
Mesajlar: 271

|
|
 |
    |
 |
Misafir

|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Tarçınlı
Hepimizin arka cebinde sakladığı çocukluktan kalma bir tat vardır...
Kendimize sakladığımız, vazgeçemediğimiz...
Tarçınlı akide şekeri gibi...
Kavanozun içinde yüzlerce şekerin arasında ışıl ışıl durur...
Kıpkırmızıdır...
Yaratacağı hissi bildiğinden midir nedir tarçının tüm kızıllığı dışarı vurur...
Elinizi uzatıp alırsınız kavanozun içinden... Ağzınıza yaklaşırken, burnunuza o güzelim, yanık kokusu gelir...
Dilinizin üstüne bıraktığınız an....
O an biliyorsunuzdur aslında...
Yanarak yakarak tükenecek...
Tüm kimyanıza yayılırken kendi gibi ağzınızın içinde değdiği her noktayı eritecek...
Tarçın zerreleri bir belirginleşip kavuracak, bir silinip yerini lezzete bırakacak...
Sonra yine...
Yine...
Yine...
Kavanoza uzanırken yanacağınızı bildiğiniz halde...
Daha evvel yandığınız halde... Tarçınlıdan vazgeçemezsiniz....
Tıpkı sözleri içinizi yüzlerce parçaya bölse de, nefes alamaz hale gelip boğulacak kadar sizi sıkıştırsa da, dürüst bir dosttan asla vazgeçemeyeceğiniz gibi...
O dostların her an yanında olmak gerekmez önemlerini aklınızda tutmak için...
Hayatınız boyunca şeker yemeyecek olsanız bile 'tarçınlı'nın tadını asla unutmayacağınız gibi...
* Uzun yazmak istemedim bu sayıda, yazamadım... Cebimdeki şekerler ve aklımdaki tüm kelimeler tükenmişti...
Jeanne d'Arc (ortaşekerli)
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Demedim mi?
Demedim mi bu hasret bitirir seni
Ay dolanır gider, yalnız kalırsın.
Her gün yeni baştan dağılır, ufalırsın
Demedim mi yüreğim sevme!
İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz
Geri dönen hangi güvercinin var?
Senin hangi çiçeğini sakladı bahar?
Demedim mi aklım inanma!
Birgün naza çeker kendini demedim mi?
Görmesen, zindana döner bu şehir
Görsen, umursamaz, aldırmaz kafir.
Demedim mi gözlerim bakma!
Demedim mi bu ürperten sıcaklık
Bu taze güzellik kaybolur birgün?
Sonra boşu boşuna aranır, dövünürsün
Demedim mi ellerim dokunma!
Demedim mi birgün susar şarkılar
Sesine ses veren rüzgarlar olur
İstediğin kadar artık bekle dur
Demedim mi kulağım duyma!
Bir gün çıkıp gideceği belliydi
Ayan-beyan belliydi anlayamadın.
Başka bir rüyada şimdi o kadın
Demedim mi kollarım sarma!
Bütün çektiklerim senin yüzünden
Gölge bile geçirmezdin bir zaman üzerinden
Ah! Şimdi paramparça oldun binbir yerinden
Demedim mi gururum kırılma!
Yavuz Bülent Bakiler
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
Misafir

|
|
Aşkın Ayak İzleri
Seni adımlarından tanıyorum.
Ürkek ve sekerek gidişinden.
Bir baş çevirip bakamayan,
O meraksız halinden tanıyorum seni.
Ben sen kadar umarsız olamıyorum.
Göz yaşlarıma sen gibi gem vuramadım bir türlü.
Sen için akıp aşknehrinde,
Yol almasına izin verdim her daim.
Sen uykumun en saf halinde de varsın.
Ama ben sende nerdeyim?
Bilmiyorum.
Bilmiyorum ne haldesin, kime esir;
Kimle günlerini eksiltirsin.
Sanırım seni ne kadar
Sevdiğimi bir tek sen bilemeyeceksin.
13.01.2005
Nijat Ayvaz
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
| |
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti gönderemezsiniz Bu forumdan eklenti indiremezsiniz
|
|
|
 |
|
 |
Tüm saatler GMT +2 Saat
|