 |
|
 |
| |
| Yazar |
Mesaj |
olurtz
Acemi


Yaş: 21
Kayıt: 24.06.2007
Mesajlar: 17
Şehir: ankara

|
|
| abi gitmiş öyküler..yenileyebilcenm i?
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
slaveteen
Usta Yazar


Yaş: 20
Kayıt: 18.08.2007
Mesajlar: 417
Şehir: Samsun

|
|
 |
     |
 |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1976
Şehir: Aydın

|
|
Öyküler gitti, yapabileceğim bir şey yok, çünkü bende de yedekleri yok...
Ama istek üzerine yeni hikayeme başladım, buda ilk bölümü, devamı kısa süre sonra gelecek, elimden geldiğince bekletmeden yazacağım. Buyrun bakalım...
Melek Yüzlü Şeytan
Adım Kazım. O gün benim için sıradan bir gündü. Ama öyle devam etmeyeceğini bilemezdim.
Her Pazar sabahı doktor arkadaşım Tülin ile kahvaltı için dışarı çıkardık. Tülin 27 yaşında, kumral oldukça hoş ve bakımlı bir bayandı. Biz sadece arkadaştık. İki iyi dost sırlarımızı paylaşır, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Tülin tıp fakültesini bitirmesinin yanında biyolojide okumuştu. Onla bilimsel konularda konuşmak gerçekten çok keyifli oluyordu.
Yine bir Pazar sabahıydı. Onunla kahvaltıya çıktık. Bu sefer hiç gitmediğimiz bir yere gittik. Ortamın mistik bir havası vardı. İkimizde farklı şeyler sipariş ettik. Kahvaltımızı yapıp, derin bir sohbete daldık. Kahvaltının üstüne birer de kahve yudumladık. Güzel sohbetimizi de yarıda kesip eve doğru yola çıktık. Yolda giderken Tülin’e bana vereceği bir kitap olduğunu hatırlattım. O da bana “Beni eve kadar bırak, vereyim sana kitabı.” dedi.
Tülin’in evine gelmiştik. Kapıyı açtı. Ayakkabılarını çıkardı. ”Sen geç içeri, ben getireyim sana kitabı.” dedi. İçeri geçip beklemeye koyuldum. Evin girişinde duruyordum. Hemen dibimde onlarca bayan ayakkabısı vardı. Orada Tülin’i beklerken, başımın döndüğü hissettim. Her tarafım karıncalanıyordu. Gözlerim çok ağır geliyordu. Ve gözlerim kendiliğinden kapandı. Yere yığılmıştım. Çok geçmeden üstümdeki bu ağırlık kalktı. Gözlerimi açtığımda gördüğüm ilk şey bir çift kocaman babet oldu. Bir süre olanları kanıksayamadım. Ta ki Tülin karşıdan elinde kitapla bana doğru gelene kadar. Onunla kendimi kıyaslayınca en fazla 2, 3 santim olduğum kanısına vardım. O ise Kazım diye sesleniyor, diğer odalar bakınıp “Nereye gitti bu adam?” diyordu. Olduğum yerden “Tülin buradayım!” diye bağırmaya başladım. Beni duyamıyordu. Görmesi için havaya sıçrıyor, elimi kollumu olanca gücümle sallıyordum. Çok geçmeden beni fark etti. Ama benim olduğumu anladığını sanmıyorum. “Bu da ne?” diyerek yavaşça bana yaklaştı. Göz göze geldiğimizde bir çığlık patlattı. Onun bağırması ile bende bağırmaya başladım. Elindeki kitabı kaldırıp, hızlıca üzerime indirmeye başladı. Sağa sola kaçıp “Tülin dur yapma!” diye bağırıyordum. En son çare olarak babetlerin içine atladım ve ucuna doğru kaçtım. Müthiş ter kokuyordu. Hemen çıkmalıydım ama çıkarsam öldürürdü beni. Babet sallanmaya başladı. Havaya doğru kalkıyordu. Topuk kısmından bir çift gözün bana baktığını gördüm. “Kazım bu sen misin?” dedi Tülin. “Evet, Tülin benim yardım et, bir şey oldu bana.” dedim. Önce babeti düzgün tutmaya başladı. Bende bu sayede topuk kısmına doğru yürümeye başladım. Avucunu açıp bana doğru uzattı. Bende üstüne çıktım. Şaşkın gözlerle bana bakıyordu. Bende aynı şekilde ona. “Ne oldu sana böyle?” diye sordu. “Bilmiyorum, senin kitabı getirmeni beklerken, bir anda başım dönmeye başladı. Kendimi yerde buldum. Gözlerimi açtığımda ise her şey çok büyüktü.” dedim. “Seni hemen bir hastaneye götürelim.” dedi Tülin. Olur anlamında başımı salladım. Tam ayakkabılarını giydi evden çıkıyorduk ki, “Bir dakika, şimdi seni hastaneye götürürsek, sana ne olduğunu anlamak isteyeceklerdir. Seni bir kobay faresi gibi kullanırlar. Bundan emin misin?” diye bana sordu. Biraz düşündüm. Haklıydı. Ama başka ne yapabilirdik ki? “Sen bir şeyler yapamaz mısın?” diye sordum. Sonuçta bir doktor ve biyolog olarak insan anatomisi ve fizyolojisinden anlardı. “En azından sana zarar vermeden elimden geleni yaparım.” dedi. Ayakkabılarını çıkardı. Ben onun elinde beraber içerideki odaya geçtik. Burası onun çalışma odasıydı. Kocaman bir kitaplık, büyük bir masa, bilgisayar ve bir çalışma masasında olacak daha nice şey vardı. Beni yavaşça masaya bıraktı. “Beni yanlış anlama ama bu şekilde ortada dolaşmana izin veremem. Senin için çok tehlikeli. Hem ben hem gelen arkadaşlarım senin için tehlike oluştururuz. Yerde gezerken seni görmeyebiliriz.” dedi. Haksız da sayılmazdı. “Peki, ne yapacağız?” dedim. “Orasını bana bırak.” dedi. Dolapları karıştırmaya başladı. Birisinden küçük bir kafes çıkardı. “Biliyorum hoşuna gitmeyecek ama en mantıklısı bu. Ben işe giderken kapısını açık bırakırım, istediğin gibi gezersin. Diğer türlüde çıkmak istediğinde haber ver ben çıkartırım seni.” dedi. Çok fazla çarem yoktu. Küçük kafese yerleşmiştim. Burada çok uzun süre kalmamayı umuyordum. Tülin kafesin dışında bana bakıyordu. Bu insana gerçekten garip hissettiriyordu. Kendimi küçük bir evcil hayvan gibi hissediyordum. Artık hayatımın tamamen normale dönmesi Tülin’e bağlıydı. Ve ona güveniyordum…
|
|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
minik
Tecrübeli


Yaş: 27
Kayıt: 26.07.2007
Mesajlar: 113

|
|
| müthiş baslamıssın bencede bekletme tesekkürler....
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
by_iskender
Fetişist


Yaş: 18
Kayıt: 08.04.2006
Mesajlar: 389
Şehir: istanbul

|
|
heyecan verici bir başlangıç
|
|
|
|
_________________ ayakLara karşı oLan iLgim ,, gözLerimi hayata açtığım iLk günde başLamış ve sonsuza dek devam edicektir !
|
|
 |
    |
 |
emesen
Tecrübeli


Yaş: 20
Kayıt: 19.01.2008
Mesajlar: 87

|
|
| harbiden süper bir hikaye başlamış ayrıca tülin ismi de bende çok değişik duygular uyabdırdı değişik anlamı var benim için birnevi benim hayalimi yazıyıorsun en azından okurken ben öyle düşüneceğim devamını bekliyorum sabırsızlıkla eline emeğine sağlık
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1976
Şehir: Aydın

|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
minik
Tecrübeli


Yaş: 27
Kayıt: 26.07.2007
Mesajlar: 113

|
|
| bekliyoruz hemde sabırsızlıkla
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
emesen
Tecrübeli


Yaş: 20
Kayıt: 19.01.2008
Mesajlar: 87

|
|
daha bekletecekmisin hocam bizi ayıp oluyo ama
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1976
Şehir: Aydın

|
|
Daha fazla ayıp olmasın o zaman buyrun devamı...
Tülin hemen birkaç tahlil yapmayı önerdi. Çarem yoktu kabul ettim. Bir an önce düzelmek istiyordum. Bulabildiği en ince şırınga ile çok az kan aldı kolumdan, açıkçası canım çok yanmıştı. Zaten kocaman bir iğnenin size doğru geldiğini görmek ayrıca korkunç bir şey ama yapacak bir şey yoktu. Kan örneğimi inceleyeceğini söyledi Tülin. Bunun için hastaneye gitmesi gerekiyordu. Evden apar topar çıktı. 2 saat boyunca kafeste öylece bekledim. Aradan 1 saat geçmişti ki acıktığımı hissettim. Ama kafesten çıkamıyordum, mecburen Tülin’in gelmesini beklemeliydim.
Sabırsız bekleyişim kapı kilidinden gelen sesle son buldu, Tülin elinde bir kâğıt hızla odaya daldı. Müjdeli bir haber bekliyordum, sorunu buldum, şimdi hallederiz demesini bekliyordum. Tülin kafese doğru yaklaştı, kocaman gözleri ile bana bakarak “Her şey normal gözüküyor, sorun nerede anlayamadım.” dedi. Bu beklediğim yanıt değildi. “Bu sana normal mi gözüküyor!” diye bağırdım. Tülin üzülmüş bir ifade ile bakarak “Biliyorum çok zor ama bana bağırma, benim suçum değil olanlar, ben elimden geleni yapıyorum.” dedi. Haklıydı. Ona teşekkür etmem gereken yerde ben ona bağırıyordum. Bir özrü hak etmişti. “Özür dilerim Tülin. Acıktım ve emin olduğum durum çok zor. İkisi bir arada sinirlerimi gerdi. Sana bağırdım. Tekrar özür dilerim.” dedim. Tülin gülümseyerek baktı ve “Önemli değil, seni anlamam imkansız zaten ve seni aç bıraktığım için özür dilerim, hemen bir şeyler getireyim sana.” dedi. Sonrada mutfağa gitti.
Yine kafesimde yalnız kalmıştım. Odadaki derin sessizlik korkutuyordu beni. Çok savunmasızdım. Herhangi biri, herhangi bir hayvan veya böcek kolayca öldürebilirdi beni. Tek korumam Tülin’di. Ayrıca ona muhtaçtım. O olmadan bu masadan bile inmek günlerimi alırdı. İnsem bile yiyecek veya içecek bir şeyler bulmam çok zordu. Bu da ölmem anlamına gelirdi. Ben bunları düşünürken Tülin elinde ufacık bir ekmek ve ufak bir kola kapağı ile odaya girdi. Kafesin kapısını açtı. Elindekileri bana uzattı. Ekmek arası peynir, yağ gibi bir şeyler hazırlamıştı. Yanına da bir kapak süt. Bunları verdikten sonra kafesin kapısını kapadı ve bana “Afiyet olsun, doymazsan söyle, tekrar hazırlarım bir şeyler.” dedi. Olur anlamında başımı salladım. “Şimdi izin verirsen biraz daha çalışacağım seni nasıl düzeltebileceğime dair.” dedi. “Tamam, sana kolay gelsin. Bu arada ellerine sağlık, bunlar çok güzel olmuş.” dedim. “Afiyet olsun.” dedi ve yan odaya gitti. Artık karnımda doymuştu. Akşamüzeri Tülin yanıma geldi “TV’de güzel bir film var istersen beraber izleyelim.” dedi. Olur dedim. Kafesin kapısını açtı, elini uzattı, bende elinin üstüne çıktım. Beraber oturma odasına geçtik. Güzel bir komedi filmi vardı. Tülin koltuğa oturdu ve bacak bacak üstüne attı. Beni de bacağının üstüne koydu. Filmi oradan izledim. Film bittiğinde oldukça gülmüştüm. Gülmek iyi gelmişti. Artık uyuma vaktiydi. Beni kafesime geri götürdü. İyi geceler diledi ve yatağına gitti. Bende huzursuz bir biçimde de olsa, uykuya daldım.
Sabah Tülin’in sesi uyandırdı beni. “Kocaoğlan hadi kalk neredeyse öğlen oldu.” dedi. Kalkıp önce Tülin’e sonra duvardaki saate baktım. Saat 11 olmuştu. Tülin gülümseyerek “Horluyorsun ama bu kadar küçük olunca sesin gelmiyor.” dedi ve ardından kafesin kapısını açarak yiyecek bir şeyler uzattı. Ben bir yandan kahvaltımı yaparken, bir yandan da Tülin’le muhabbet ediyordum. Bu duruma neyin sebep olabileceğini tartışıyorduk. Ama aklımıza hiçbir şey gelmiyordu. Biz bunları konuşurken çalışma masasının üstündeki telefon çaldı. Benim için oldukça yüksek ve korkutucu bir ses olmuştu. Tülin telefonu açtı. Kısa bir hal hatır sorma faslından sonra “Gel tabi beklerim.” dedi ve telefonu kapadı. Hızla bana dönerek “Zehra geliyor. Ne yapalım? Seni saklayayım mı yoksa görsün mü?” dedi. Açıkçası Tülin’den başkasına güvenemezdim, “Sakla beni.” dedim. Tülin şöylece bir etrafına bakındı, “En iyisi seni kafesle birlikte çekmeceye koymak. Çekmecenin ağzını tam kapatmayacağım merak etme, havasız kalmazsın.” dedi. Çok fazla tartışmaya imkan yoktu. Zehra’nın evi yakındı, her an gelebilirdi. O yüzden kabul ettim. Tülin kafesimi usulca kaldırdı(Kafes diyince aklınıza büyük kuş kafesleri gelmesin, minik hamster seyahat kafeslerinden) ve çekmeceye yerleştirdi. Tamda bu sırada kapı çaldı. Tülin kapıya bakmaya gitti. Gelen seslerden anladığım kadarıyla gelen kişi Zehra’ydı.
Zehra Tülin’le yaşıt bir esmer güzeliydi. Kısa boyu, oldukça iyi bir fiziği, dolgun dudakları, uzun düz siyah saçlarıyla tam bir afetti. Bir şirkette oldukça iyi bir pozisyonda çalışıyordu. Hırslı biriydi. O yüzden girdiği işte çabuk yükseliyordu.
Tülin Zehra konuşarak oturma odasına geçmişlerdi seslerden anladığım kadarıyla. 10 dakika sonra Tülin çalışma odasına geldi, çekmeceyi hafifçe araladı, kısık bir sesle “Bir şeye ihtiyacın var mı? Ben çay demleyeceğim. Buradan geçerken bir sorayım.” dedi. Hayır dedim sessizce. Sonra Tülin mutfağa geçti.
Biraz sonra içerden Zehra’nın sesi geldi. “Tülin! Çakmak nerde?” Tülin mutfaktan bağırarak yanıtladı. “Çalışma odasında masanın üstünde.” Eyvah Tülin’in dalgınlığına gelmiş olmalıydı. Zehra’yı elleriyle buraya yolluyordu. İçeriye doğru giren bir çift ayak sesi duydum. Giderek masaya yaklaşıyordu. Masaya geldiğinde söylenmeye başladı: “Nerede bu çakmak?” Masanın üstündeki kitapları kalemleri kaldırıp indiriyordu. Derken şöyle dedi “Aaa çekmece açık kalmış.” Eyvah ki ne eyvah! Sadece çekmeceyi kapatıp gitmesi için dua ediyordum ki çekmeceyi hızla açtı. Bir anda göz göze geldik. Birkaç saniye sessizlik oldu. Öylece bakıştık. Sonra sessizliği Zehra bozdu: “Aaa bu ne?” deyip kafesi çekmeceden çıkardı, masanın üstüne koydu. Parmağını kafesin parmaklıklarının arasından geçirip bana doğru yaklaştırdı. Kafesin parmaklık araları dar olduğu için parmağı ulaşmıyordu ama bu hareketi beni rahatsız etmeye yetiyordu. Suratında alaycı bir gülümseme ile “Kazım ne oldu sana böyle? Ne yaptı Tülin sana?” diyerek kahkahalar atıyordu. Ben ne yapacağımı düşünürken odanın kapısından bir ses geldi: “Zehra buldun mu çakma… Anlaşılan başka bir şey bulmuşsun.” dedi Tülin. “Evet” dedi Zehra gülerek. “Bu ne? Neden bana söylemedin?” diye ekledi. Tülin kızarak sana çekmecemi karıştırma hakkını kim verdi sorabilir miyim?” dedi. Zehra “Yalnızca çakmak arıyordum. Masanın üstünde bulamayınca çekmeceye bakayım dedim. Hem merak etme, artık sırrın benim sırrımdır. Şimdi!... Onu elime alabilir miyim?” dedi. Bu korkunçtu, bir kızın benim hakkımda böyle konuşması insana çok aşağılayıcı geliyordu. Tülin kızarak “Ne yapacaksan bana değil ona sormalısın, onu ben bu hale getirmedim. Nasıl oldu bilmiyoruz. Ama düzelteceğiz.” dedi. Zehra’da bu dediklerini umursamazmışca bana dönüp “Seni elime alabilir miyim?” dedi. “Hayır, ayrıca şu parmağını da çek!” diye bağırdım. Zehra’nın suratı asılmıştı. Elindeki sigarayı Tülin’e göstererek “Çakmak nerde?” dedi. Tülin biraz etrafına bakındı. Çakmak yere düşmüştü. Yerden aldı Zehra’ya uzattı. Zehra sigarasını yaktı. Bir nefes çekip bana baktı ve üstüme üfledi. Sigaradan nefret ederdim. Bunu bilirdi. “Şunu tekrar yapma!” dedim. Ağzında kalan son nefesi üstüme üfleyerek pardon dedi. Tülin tam bir şey diyecekti ki mutfaktan çayın kaynadığına dair ses geldi. Tülin’in mutfağa gitmesini fırsat bilen Zehra kafesin kapısını açtı. Suratındaki aşağılayıcı ifade ile elini bana uzatıp “Ne yapacağımı bir böceğe soracak değilim.” dedi. Kafesin içinde kaçacak yer yoktu, beni ani bir hareketle eline aldı. Omzumdan yukarısı hariç avucunun içindeydi. Oldukça sıkı tutuyordu. Nefes almakta zorlanıyordum. Beni suratına doğru yaklaştırdı. Göz gözeydik. “Şu haline bak… Zavallısın acınacak haldesin… Seni istesem şimdi öldürürüm… O yüzden bana diklenmeyi kes… Ve bu konuşmadan asla Tülin’e bahsetme!” dedi. “Ya bahsedersem.” dedim. O anda o kadar müthiş bir kuvvetle sıktı ki vücudumu anlatamam. Canım çok yanmıştı. Gözleri çok sert bakıyordu. Diğer elini kafama doğru yanaştırdı. Serçe parmağı ile seri bir şekilde iki üç kere kafama tokat atarmışçasına vurdu. “Eğer Tülin’e bahsedersen seni böcek gibi ezerim.” dedi. Çok seçim şansım yoktu. Benden kat kat güçlüydü. “Anlaşıldı mı?” dedi ve biraz daha sıktı bedenimi. Evet anlamında kafamı salladım. “Aferin.” dedi ve kafesime geri bıraktı. Kafesin kapısını kapadı ve kül tablasında sigarasını söndürüp bana doğru alaycı bir bakış attı. Hayatım da hiç bu kadar korkmamıştım. Tam o sırada elinde bir tepsi ile Tülin girdi odaya. “Hadi rahat bırak adamı, içeri gidelim.” dedi. Tülin bana bir iki yiyecek bıraktı ve Zehra’yla ikisi oturma odasına geçtiler. Çok korkmuştum, ne yapacağımı bilemiyordum. 1-2 saat öylece düşündüm. Bana ne olacaktı, Zehra gerçekten öldürür müydü beni? Bu sorular kafamı kemiriyordu ki içeri Zehra ve Tülin girdi. Tülin: “Zehra sırrımızı bilen tek dostumuz, ondan arada sırada seni ona bırakmam gerekebilir. İyi geçinmeye bakın.” dedi. Ama deyip itiraz etmeme kalmadan Zehra ile göz göze geldik. Bana tehditkâr bir bakış attı ve göz kırptı. Yine seçeneğim yoktu. Kabul etmek zorunda kalmıştım. Sanırım sonum bu kızın ellerinden olacaktı. Artık bir an önce düzelmek için dua etmekten başka şansım yoktu…
|
|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
emesen
Tecrübeli


Yaş: 20
Kayıt: 19.01.2008
Mesajlar: 87

|
|
çok güzel hatta mükemmel gidiyor devamını sabırsızlıkla bekliyorum bakalım zehra sana neler yapacak dahası tülin seni korumaya devammı edecek yoksa zehraya mı uyacak acaba ezilince ölüyormusun yoksa direncinde boyutlarınla ters orantılı değişmişmiydi bu ve merak edilen daha nice konular bidahaki bölümde
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
çılgın
Royal Üye


Yaş: 99
Kayıt: 26.02.2007
Mesajlar: 2694
Şehir: istanbul / Beşiktaş

|
|
| süper olmuş...çok gerçekci...
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
by_iskender
Fetişist


Yaş: 18
Kayıt: 08.04.2006
Mesajlar: 389
Şehir: istanbul

|
|
heyecan başlıyo
|
|
|
|
_________________ ayakLara karşı oLan iLgim ,, gözLerimi hayata açtığım iLk günde başLamış ve sonsuza dek devam edicektir !
|
|
 |
    |
 |
minik
Tecrübeli


Yaş: 27
Kayıt: 26.07.2007
Mesajlar: 113

|
|
adreanalin i yükselt hikayenin flash süper
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
emesen
Tecrübeli


Yaş: 20
Kayıt: 19.01.2008
Mesajlar: 87

|
|
| sabır sabır ya sabır sabır sabır ya sabır belkide bizide ezer misafir oyuncu emesen
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
| |
Sayfa: « Önceki 1, 2, 3, 4, 5, 6 Sonraki »
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti gönderemezsiniz Bu forumdan eklenti indiremezsiniz
|
|
|
 |
|
 |
Tüm saatler GMT +2 Saat
|