 |
|
 |
| |
| Yazar |
Mesaj |
xmanyakx
Tecrübeli


Yaş: 26
Kayıt: 18.02.2008
Mesajlar: 84

|
|
| kimseye hakaret etme gibi bir niyetim tabiki olamaz nihayetinde bu duygular bende de var ama eğri oturup doğru konuşmamız gerekmezmi eğer yapılan birşey yanlışsa onun yanlışlığını kabul edip yapmak daha dürüstçe gibi geliyo öteki türlü bu eğilimleri aklayarak kendimizi kandırmış olmazmıyız. dünya tersine dönüyo derlerya aslında bu eğilimler de bunun bir kanıtı gibi bence . en sevilen bal bile çok yenildikçe bıktırır. insanoğluda sürekli zevk peşinde koşunca artık normal şeylerden haz almamaya farklı şeyleri denemeye yöneliyo ama herşeyin bir dengesi var aslında.bu eğilimlerin anormal eğilimler olduğunu kabul etmek lazım tabi zaman geçtikçe BDSM yada fetişizm çok normal kabul edilebilir hatta belkide bunlar bile demode olabilir. sınırsız özgürlük aslında sonsuz arzu ve isteklerin tutsaklığıdır.kadın ve erkek aslında sosyal ve cinsel hayatında eşit ve birbirini tamamlayan varlıklardır birbirlerine üstünlük kurmaları ya da illa bitanesinin baskın olması gerekmiyor.neyse fazla uzatmıyım bende de aynı eğilimler var ve engel olamıyorum irademe daha çok hakim olup bu duyguları yenmeye çalışıcam sadece düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim herhangibir art niyetle yazmadım bu yazıları kendinize iyi bakın sağlıcakla kalın...
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
Goddess of Charm
Moderator


Yaş: 23
Kayıt: 02.05.2008
Mesajlar: 49

|
|
Fetişizmin de BDSMin de ortaya çıkış dönemlerine, tarihlerine ve ne anlam ifade ettiklerine bakacak olursak, son birkaç yıldır varolan bir moda akımı olmadıkları sonucuna varabiliriz diye düşünüyorum. Dolayısıyla sizin deyiminizle "dünyanın çivisi çıkıyorsa" bunu engellemek için birkaç asır geç kaldık demektir Şahsen kendimi çok eğilimli bulmamakla birlikte kesinlikle karşısında da değilim bu iki "akım"ın. Hatta felsefelerini ilginç buluyor, araştırıyorum.
Bunun haricinde, yanlış olduğunu kabul edelim öyle yapalım ne yapacaksak diyorsunuz, ben de "neye ve kime göre yanlış" diye soruyorum size. İnsan hakları evrensel bildirisinde özgürlüğün tanımı " başkasının haklarını kısıtlamadığı sürece her insan istediğini yapmakta serbesttir" şeklinde betimlenir, bu durumda yetişkin insanların kendi aralarında, karşılıklı olarak anlaşarak, etraflarına zarar vermeden, toplumun huzurunu bozmadan dilediklerini yapmaları ne gibi bir ahlaki/ beşeri/sosyal yanlışlığa sebep olabilir?
Kaygılarınız dini duygulara dayanıyorsa sizi anlamam daha mümkün. Herkes inançlarında özgür olduğuna ve burası manevi duygularımız hakkında yorum yapmaya yönelik bir forum olmadığına göre bu konuda fazla fikir belirtmek istemiyorum elbette, sadece şunu söyleyebilirim ki, inançlarınızla çelişiyor, sizi manevi bir suçluluk duygusuna itiyorsa önerim eğilimlerinizi tekrar gözden geçirmenizdir.
Açtığınız konu başlığı bariz bir suçluluk hissiyle yazılmış gibi geldi bana. İradenize hakim olup bu eğilimlerden vazgeçme çabasında bulunacağınızı söylemeniz buna örnek olabilir sanırım.
Aslında çok ilgimi çeken, hakkında konuşmak istediğim şeyler söylemişsiniz : " sınırsız özgürlük aslında sonsuz arzu ve isteklerin tutsaklığıdır.kadın ve erkek aslında sosyal ve cinsel hayatında eşit ve birbirini tamamlayan varlıklardır birbirlerine üstünlük kurmaları ya da illa bitanesinin baskın olması gerekmiyor" ...gibi. Hakkında daha derinlemesine şimdilik yorum yapmaktan çekiniyorum, belki daha sonra
Bu konular hakkında diğer Faneti üyeleri neler düşünüyorlar acaba? Amacınızın artniyetli olmayışı, belki bir anlama yada anlamlandırma çabası veya yıkıcı amaç taşımayan bir eleştiri (hatta özeleştiri) olması nedeniyle, diğer arkadaşların da fikirlerini paylaşmalarını merakla bekliyorum.
|
|
|
|
_________________ If you gaze long into an abyss, the abyss will gaze back into you
|
|
 |
    |
 |
cicikis
Moderator


Yaş: 27
Kayıt: 30.03.2008
Mesajlar: 427
Şehir: İstanbul

|
|
Cinsel Tıp Derneği'nin yaptığı bir araştırma, ülkemizdeki 100 kişiden 5'i fetişistmiş. Fetişizm bildiğim kadarı ile Psikoloji literatüründe cinsel sorun/sapkınlık kapsamından bir süre evvel çıkarıldı ve artık NORMAL kabul ediliyor...
Sadece aşırı takıntılı hale gelme durumunda tedavi öneriliyor ki bu Fetişizm başlığı altında değil Takıntılar ( Obsesyon & Kompulsiyonlar ) adı altında terapi uygulanıyor...
Bu mesaj buram buram şuçluluk duygusu, pişmanlık, kabullenememe kokuyor...
Benim bu konularda çok ciddi bir bilgi alt yapım yok ama sana dışarıdan bakış ile yani fetişizm ya da Bdsm baz alınmadan nacizane bir kaç önerim olacak...
Goddes 'ın dediği gibi başkasının haklarını kısıtlamadığı sürece her insan istediğini yapmakta serbesttir düşüncesi ile;
Yargılanmaktan, eleştirilmekten korkmadan, isteklerine karşı direnmeden yaşamaya çalış. İnan hayat senin pencerenden çok kolay olacaktır.
Şu an senin bir yanın "evet ben bundan zevk alıyorum" derken diğer yanında " zevk almamam lazım doğru değil bu" diyor... Sonuç olarak kendi içinde çelişkiler yaşıyorsun...
Bunun yerine "zevk alıyorum ve mutluyum" desen içindeki kaosu anında bitirmiş olacaksın. Hakkında kimin ne düşündüğü ne söylediği senin için önemli olmamalı... Tek önemli şey var senin MUTLU oluyor olman...
Durum böyle iken sen Fetişizm/BDSM her ne ise tercihin bundan zevk alıyorsun ve mutlu oluyorsun düşlediğinde değil mi?
| Alıntı: | | bende de aynı eğilimler var |
| Alıntı: | | engel olamıyorum irademe daha çok hakim olup bu duyguları yenmeye çalışıcam |
Bu kendini cezalandırma nedendir? Neden hoşlandığın bir şeyden kendini mahrum bırakıyorsun serbest bırakıp rahatça ve özgürce yaşamak varken....
Şu an akıntıya karşı kürek çekiyorsun... Bu senin sadece yorulmana sebep olacak... Kötü ve anormal bir şeyler hissettiğin düşüncesinden uzaklaş... Akıntıya bırak herşeyi ve mutlu olduğun şey her ne ise ( adı etikti türü önemli olmadan) yaşa ... Korkmadan... Utanmadan....
Not: Dünya tersine dönmüyor. Sadece eskiden insanların tabuları çok fazlaydı. Söylemeye bile utanılırdı bir çok şeyi. Zamanla insanlar kendi kabuklarını kırmaya başladılar. Sonucunda bu tür şeyler daha su yüzüne çıktı. Sessiz çoğunluğun sesi çıkmaya başladı...
|
|
|
|
_________________ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥
Quand mon âme vient assis sur ses genoux,
c'est le temps ou mes limites deviennent en vrai
♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥
|
|
 |
     |
 |
khalkedonian
Royal Üye


Yaş: 29
Kayıt: 30.04.2008
Mesajlar: 1544
Şehir: İstanbul/Kadıköy

|
|
Bir insanın doğuşuyla başlayan yaşam sürecinin cinsel gelişim evrelerinde çok küçük yaşlardan başlayan ve tamamen bizim irademiz dışında gelişen zevk algılarımızın değişebilmesi bence mümkün değildir. Şahsen ben ayak fetişizmi ve ayak köleliğine eğilimli bir insan olarak bu yöndeki cinsel arzularımı frenleyemem. Açıkçası frenlemek istediğimde zaten kendi kendime eziyet etmiş olurum. Bdsm'nin geçmişi evet belki iki asırlıktır. Ancak erkeklerin kadınların ayaklarından tahrik olmaları ve cinsel fetiş objesi olarak görmelerinin tarihi insanlığın başlangıcına kadar gider.
Miladi takvimin başlangıcından yüzyıllarca önce yazılmış hint cinsel mistisizmini anlatan tantra kitaplarında ayak fetişizmine göndermeler yapılır ve erkeklere zevkli bir cinsellik için seks partnerlerinin ayaklarına özel bir ilgi göstermeleri tavsiye edilir.
Ataerkil toplumsal yapısı ve tek tanrılı dinlerle birlikte cinselliğe bir takım sınırlamalar getirilmiş ve bu sınırlamalar dinsel kurallar ve günah işleme korkusuyla pekiştirilmeye çalışılmıştır. Bu zihin yapısında bir kadının erkeğinin ayağını yıkaması, erkeğe köle gibi hizmet etmesi adeta kadın için kutsal bir ödev gibi görülürken bir erkeğin kadınların ayaklarından hoşlanması, ayaklarını öpmesi, dominant eğilimli bayanlara ilgi duyması günahkarlık ve şehvet putuna kul olmak gibi ağır suçlamalarla damgalanmıştır.
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
MONTAIGNE

Tecrübeli

Yaş: 36
Kayıt: 29.03.2008
Mesajlar: 77
Şehir: Free Zone

|
|
Bu ve buna benzer bir çok konu açıldı.Her konu da aleni bir şekil de ifade ettiğim kelam şuydu "her iki insanın rızası ile" BDSM nin açılımına baktığınız da bu ifadeyi görmemeniz mümkün değildir.İnsanları istekleri ve rızaları olmadan kendime köle yapmadığım gibi,beşeri ve sosyal yaşantımda da hiç kimsenin özelini kurcalamıyorum.Benim sapkın,sapıklık ve hastalık adı altın da nitelendirmelerim,tanımadığınız insanın ayakkabısını yalamak,iç çamşaırını çalmak,ayaklarına kendiniz tatmin edecek şekil de göz tecavüzün de bulunmak,partnerinize (bilmediğini düşünelim) tecavüz ederek onu köle gibi kullanarak fiziksel acı vermek vs vs..uzar gider.
Eğer siz bunları her an beyniniz de yaşıyor ve yapmak arzusunu hisleriniz de bulunduruyosanız,evet siz SAPIKSINIZ,bir an önce doktora müracatınız,başka insanlara zarar vermeme adına uygun olacaktır.
Ama bu camia için de olup da,karşısandiki insanla BDSM ve FETİSİZM i isteyerek,rıza ile yaşıyosa insanlar,siz buna hastalık yada sapıklı diyemezsiniz.Buna rağmen halen bunu idda ediyosan,sizin sapıklıktan öteye de giden ruhsal sorunlarınız var demektir.
N0T :Şahsi yargılama değil,genel olarak fikirlerimdir.Üstüne alınan varsa,alınabilir hatta sıkıca yorgan döşek gibi sarılabilir.
|
|
|
|
_________________ noble insurgente
|
|
 |
     |
 |
slaveteen
Usta Yazar


Yaş: 20
Kayıt: 18.08.2007
Mesajlar: 417
Şehir: Samsun

|
|
| Alıntı: | | kimseye hakaret etme gibi bir niyetim tabiki olamaz nihayetinde bu duygular bende de var ama eğri oturup doğru konuşmamız gerekmezmi eğer yapılan birşey yanlışsa onun yanlışlığını kabul edip yapmak daha dürüstçe gibi geliyo öteki türlü bu eğilimleri aklayarak kendimizi kandırmış olmazmıyız. dünya tersine dönüyo derlerya aslında bu eğilimler de bunun bir kanıtı gibi bence . en sevilen bal bile çok yenildikçe bıktırır. insanoğluda sürekli zevk peşinde koşunca artık normal şeylerden haz almamaya farklı şeyleri denemeye yöneliyo ama herşeyin bir dengesi var aslında.bu eğilimlerin anormal eğilimler olduğunu kabul etmek lazım tabi zaman geçtikçe BDSM yada fetişizm çok normal kabul edilebilir hatta belkide bunlar bile demode olabilir. sınırsız özgürlük aslında sonsuz arzu ve isteklerin tutsaklığıdır.kadın ve erkek aslında sosyal ve cinsel hayatında eşit ve birbirini tamamlayan varlıklardır birbirlerine üstünlük kurmaları ya da illa bitanesinin baskın olması gerekmiyor.neyse fazla uzatmıyım bende de aynı eğilimler var ve engel olamıyorum irademe daha çok hakim olup bu duyguları yenmeye çalışıcam sadece düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim herhangibir art niyetle yazmadım bu yazıları kendinize iyi bakın sağlıcakla kalın... |
Ben sadece sapkınlık olduğunu kabul etme ve eğilimi bırakmaya çalışmakla ilgili laflarına değinecem. Ben küçüklükten beri fetişist eğilimleri olan biriyim. 15-16 yaşlarımda bunun sapkınlık olduğunu bırakmam gerektiğini felan düşündüm. hatta böyle eğilimimin olduğunu düşünerek kendimden utandığım bile oldu. Fakat bunu bırakmaya çalışmak sana mutluluk veren bir şeyi kenara atmak demek işin kötü yanı çevrendeki lerin ayaklarına bakmamak ama ayakları güzel mi ikilemini yaşadım baya bir kafamı kurcaladı. Fakat etrafıma baktığım zaman bana göre aslında herkes bir nevi fetişist. kimi kızın kalçalarına bakar kimi bacaklarına kimi gözlerine kimi ellerine kimi yüzüne kimi dudaklarına bense ayaklarına bakmaktan hoşlanıyorum bunu böyle düşünmeye başladığım sürece benim açımdan artık fetişistlik sapkınlık anlamı taşımıyor. tabi bunu dinle kitapla ayıpla sevapla bağdaştırıyorsan bir şey diyemem. Benbir ara alkolüde çok içtim ayık olduğum günler azdı. çevreden tepki alıyodum yanlış yaptığımı söylüyorlardı içersen daha konuşmam diyen bile oldu. Bana zararlı olduğunu biliyorum ama onlara şöyle cevap veriyordum. Ömer Hayyamın sözüyle ''Rakı,şarap içiyorsam sana ne sana zararım yoksa içerim ikimizde geldiğinde kıldan ince köprüye, ben dürüstsem sarhoşkende geçerim''
Kısaca seni mutlu ediyorsa ve başkalarına zarar vermiyorsa yaşa derim. fakat uyarsın uymazsın bu bilceğin iş. Çünkü ben böyle yaptım ve böyle yaşıyorum. Kız arkadaşlarımı ayak güzelliğine göre seçmeye çalışıyorum. yanlış düşünmüş olabilirim ama benim düşüncem bu hasta olmadığımı düşünüyorum. Kabul edeceğim bişeyde yok.
|
|
|
|
|
|
 |
     |
 |
Goddess of Charm
Moderator


Yaş: 23
Kayıt: 02.05.2008
Mesajlar: 49

|
|
| MONTAIGNE demiş ki: | | Buna rağmen halen bunu idda ediyosan,sizin sapıklıktan öteye de giden ruhsal sorunlarınız var demektir. |
Sevgili Montaigne, söylediklerinin tümüne, bu alıntı hariç olumlu bakıyorum. Bir insanın BDSM ya da fetişizm ile eğilimlere "anormal" gözüyle bakmasını oldukça makul ve anlaşılır buluyorum, bunun ruhsal bir sorunun temsili olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. İster kendi ülkemizde ister diğer ülkelerde olsun, tabularla, cinsel baskılarla, yasakçı öğretilerle insanların üzerine gidildiği, bilgi anlamında eksik bırakıldığı her toplulukta insanların farklı cinsellik anlayışlarını anormal, sınır-ötesi, ayıp olarak algılamaları kişisel sorunların değil, ancak toplumsal bakışın bir sonucudur bana göre. Bunu ruhsal sorun olarak değerlendirmeniz, sapıklıktan da öte bir paye vermeniz, belki de bu tarz görüşleri yıkmaya çalışmaktan, defalarca tartışılan ve hep sonuçsuz kalacak bir konu olmasından yorulmuş olmanızdan kaynaklanıyordur. Yanlışım, eksiğim varsa aydınlatınız.
Slaveteen,
" Fakat etrafıma baktığım zaman bana göre aslında herkes bir nevi fetişist. kimi kızın kalçalarına bakar kimi bacaklarına kimi gözlerine kimi ellerine kimi yüzüne kimi dudaklarına bense ayaklarına bakmaktan hoşlanıyorum bunu böyle düşünmeye başladığım sürece benim açımdan artık fetişistlik sapkınlık anlamı taşımıyor" demiş...
Fetişleri meşrulaştırmak, gözümüzde daha kabul edilebilir kılmak için, herkesin bir nevi fetişist olduğunu ortaya atmak bence fetiş kavramının anlamını saptırıyor. Cinsel haz uyandıran organlar dikkat çekici bulunursa ve bunlara bakarak tahrik olunuyorsa bu illa onun bir fetiş olduğu anlamına gelmez. Bildiğim kadarıyla fetişizm, belli bir organı, nesneyi, kişiyi, yüceltmek, tapınırcasına erişilmez bir yere koymak, cinselliğin içerdiği anlamları bu nesneye/organa yüklemek ve bütünün bir sembolü halini almasına neden olmaktır. Her güzel ele bakanın o ele sahip olduğu kişinin bütününü simgeleyen anlamlar yüklediğini, o ele saygı göstererek yücelttiği kişinin yerine koyduğunu hiç sanmıyorum. Aynı şey kalçalar, göğüsler, dudaklar için de geçerli olsa gerek. Elbette fetişist kişinin yüceltmesi, tahrik oluşu...vb. çeşitli derecelerde olabilir ve tamamen görecelidir. Beğenmeden bir ileri safhada olabileceği gibi, insanda o organa veya objeye kölelik etme arzusu, kendini o organ aracılığıyla aşağılatma isteğine kadar gidebilir (veya daha ileri..). Sizin durumunuzda "hafif" olabilir. Ama bu ne fetiş olup olmadığını ne de başka insanları da vücudun belli yerlerine bakmaktan zevk aldıkları için fetişist olarak adlandırmayı mantıklı kılar. Buna olsa olsa "erotik duygular uyandırıcı, tahrik edici " diyebiliriz. Sonuçta bahsettiğiniz organlar erojen bölgelerdir ve cinsel hazzı en çok bu bölgeler aracılığıyla duyarız.
|
|
|
|
_________________ If you gaze long into an abyss, the abyss will gaze back into you
|
|
 |
    |
 |
khalkedonian
Royal Üye


Yaş: 29
Kayıt: 30.04.2008
Mesajlar: 1544
Şehir: İstanbul/Kadıköy

|
|
Bende çocukluğumun çok erken dönemlerinden beri kadınların ayaklarına ilgi duyarım. Daha 2-3 yaşlarımda eve misafir olarak gelen komşu teyzelerin ablaların masaların altından ayaklarıyla oynadığımı ve onların "yaramaz çocuk" diyerek benim üzerime ayaklarıyla tatlı tatlı bastıklarını ve bundan çok büyük zevk aldığımı bilirim.
Tabii çok erken yaşlardan beri tüm bu yaptıklarımdam dolayı müthiş bir suçluluk duygusu hissettiğim dönemler oldu. Şunu da söyleyeyim şimdiki gibi ayak fetişizmini tamamen meşru kabul ettiğim ve tensel olarak birebir ayak fetişizmini yaşadığım dönemlerde aldığım haz çocukluğumda birazda suçluluk duygusuyla komşu bayanların ayakları dibindeyken almış olduğum zevklerin yanında çok sönük kalır. Çünkü suçluluk duygusu arzuyu kamçılıyor ve hazzı da arttırıyor.
Ben 13 yaşıma kadar dünyada bayanların ayaklarına ilgi duyan tek kişinin ben olduğumu zannediyordum. Çocukluğumda evimizde videomuz yoktu. Benim küçüklüğüm hep devlet televizyonu trt'yi izleyerek geçti. Devlet televizyonu ağır bir sansür altında olduğundan o yıllarda tv ekranında fetişistik bir görüntüye şahit olabilmek imkansızdı.
Ben böylelikle 13 yaşıma yani 1992 yazına geldim. O yaza İngiltere kraliyet ailesinin gelini York Düşesi Sarah Ferguson'un Fransada ki St.Tropez tatil merkezinde üstsüz güneşlenirken yanında bir erkekle seviştiği görüntülerin bir paparazzinin objektifine yakalanması skandalı damgasını vurdu.
Sarah Ferguson sere serpe güneşlenirken erkek arkadaşı onun ayaklarına masaj yapıyor ve ateşli bir şekilde düşes'in ayaklarını öpüyor ve ayak başparmağını emiyordu. Tüm bu görüntüler dünyadaki bütün gazetelerin sayfalarını işgal etti haftalarca. Ben ayak fetişizmi kavramına ilk defa bu gazete haberlerinde rastladım. Bu paparazzi skandalına sanırım dünyada benim kadar sevinen birisi yoktur. Çünkü ayak fetişizminin ne demek olduğunu bu şekilde öğrenmiş oldum ve dünyada benim gibi milyonlarca zevkdaşım olduğunu ve kendimin anormal veya sapık olmadığımı öğrenmiş oldum.
Ben bunca yıldan ve başımdan geçen onca deneyimden sonra şuna inanıyorum. Bdsm eğiliminden ve fetişizmden utanmak tamamıyla ataerkil toplumsal yapının genel geçer ahlaki değerleriyle ilgilidir. Bu durumdan utanılarak ve arzularına gem vurarak kişi sadece kendi ruhsal dengesine zarar verir.
|
|
|
|
En son khalkedonian tarafından Cum 09 May, 2008 10:21 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
|
|
 |
    |
 |
xmanyakx
Tecrübeli


Yaş: 26
Kayıt: 18.02.2008
Mesajlar: 84

|
|
| öncelikle cevap veren arkadaşlara teşekkür ediyorum. bu şekilde konuşabilmek bile benim için kimin haklı ya da kimin haksız olduğundan daha önemli benim için. zaten bu forumda böyle insanların olduğunu anladığım için böyle bir soru sordum.zevkler ve renkler tartışılmaz herkes etrafına zarar vermediği müddetçe istediğini yaşayabilir bunda özgürdür ama evli bir fetişistin evliliğinde sorunlar yaşayacağı büyük bir ihtimal gibi görünüyo artı bir kadını, ayağını yada başka bir parçasını ilahlaştırmak konusu benim için biraz problem.bu dediğim duygular bende yok mu var orası başka. gereklerini yerine pek getiremesemde inancı olan bir insanım ve herkesin inancına ya da inançsızlığına da saygılıyım. bir kadının ayağını yüceltme yerine tahrik unsuru olarak görmek daha güzel gibi geliyo ama tabi şuan için ama kendimce biraz sapıtmaya başlasam (bu genelde boş olduğum zamanlarda oluyo) yüceltme gibi duygular bende de oluyo. mesela tv den tanıdığımız müge anlı ve esra ceyhan dan nefret ederim normalde ama fetişist duygular hakimken bu kadınlara hayran oluyorum kişilik çatışması mı var bende diye düşünüyorum bazen. bide ''başkalarına zarar vermediği müddetçe'' gibi bir tabir kullanıyoruz ve bu olay insanlar içinde tam anlaşılmış birşey değil bence.mesela bir insan içinden kötü şeyler düşünüyor ve bunları tatbik etmiyorsa çevreye zarar vermemiş mi oluyo o kişinin çevreye yaydığı negatif enerji bile çevreye verdiği bir zarardır bence.zamanınızı aldığım için kusura bakmayın sevgiyle kalın.
|
|
|
|
_________________ İradene hakim, vicdanına tutsak ol...!
|
|
 |
    |
 |
khalkedonian
Royal Üye


Yaş: 29
Kayıt: 30.04.2008
Mesajlar: 1544
Şehir: İstanbul/Kadıköy

|
|
| Dostum hiç kimse bir bayana "tanrıçam" yada "seksi tanrıçamın tapınılası ayakları" vs... şeklinde hitap ettiğinde karşısındaki bayanı yaratıcı yerine koymuyor. Tüm fetişist ve bdsm'yle ilgili erkekler bu kavramlarla dinsel kavramların ayırdının farkındadır. Ayrıca kimse kimsenin gerçek mana da köleside değildir. Bdsm türü kölelik her iki tarafın karşılıklı zevkine dayanan bir oyundur ve fantezidir. Burda tapınma sözcüğü bir deyimdir. Dinsel amaçlı tapınma türüyle hiç bir alakası yoktur. Sana tavsiyem kendine anlamsız sınırlamalar getirerek psikolojik dengeni tahrip etme. Kalbimizden geçirdiğimiz kötü düşünceler eğer bir eyleme dönüşmüyorsa müslümanlık gibi gerçekten kazuistik yani çok katı kuralları olan bir dinde bile günah sayılmazken sen bunu bile çevreye verilmiş bir zarar olarak görüyorsun. İnsanoğlu sürekli pozitif enerji yayamaz ki çevresine. Dertli, sıkıntılı bir insanın içinden gelmeyerek çevresine sahte gülücükler dağıtması sence doğrumudur. ? Anlayışlı bir eş seçtiği takdirde bir fetişist evlilik hayatında da oldukça mutlu bir yuvaya sahip olabilir. Sana son tavsiyem hayata bu kadar pesimist bakma dostum.
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
xmanyakx
Tecrübeli


Yaş: 26
Kayıt: 18.02.2008
Mesajlar: 84

|
|
| çok iyi anladım demek istediğini khalkedonian saol...
|
|
|
|
_________________ İradene hakim, vicdanına tutsak ol...!
|
|
 |
    |
 |
DerVulkan
Royal Üye


Yaş: 31
Kayıt: 09.10.2007
Mesajlar: 1545
Şehir: Eskişehir

|
|
Anlamadığım şu : Ayaklara ben ilgi duyunca duymayan arkadaşlar fetişist diyor, (erkek için) göğüslere, bacaklar ve kalçalara ilgi duyduklarında o arkadaşlara ne deniyor hala anlamış değilim.
Bazen bilimde (yanlış anlaşılmasın) ne dediğini şaşırıyor şöyle ki bugün ayıp tu kaka dediğini yarın normal kabul ediyor. Hollanda Devleti dün uyuşturucuyu yasakladığında bugün belirli oranda okey diyor. Yine aynı ülke Gay evliliğine yasak derken bugün serbest bırakıyor..Peh peh...
Yaw bazen bilimde faso fiso diyor açıkçası böyle davrandıça ben sallamıyorum. Abi eğer kendine ve kimseye zararın olmuyorsa neden bazı kavramları tu kaka ilan ediyoruz bunu da yapan bizleriz. O yüzden yarın bilim tekrar başka konulara sapıklık derken 15 gün sonra çıkıp artık bu yasak kalktı normal sayıyoruz mu diycek
O zamana kadar ben sapıktımda 15 gün sonramı normal bir birey oldum, hakkaten ben bu olaya gülüyorum
|
|
|
|
|
|
 |
     |
 |
zekeriyal
Fetişist


Yaş: 30
Kayıt: 18.07.2007
Mesajlar: 271
Şehir: istanbul

|
|
Goddess of Charm, yazılarını okuduğum (ve anladığım) üzere bilgili, en azından araştırmacı bir kişiliğe sahip. Her yazısını okumaya gayret edeceğim.
Fetişizm'in tarihi, vakt-i zamanında Vikipedi'den okuduğum kadarıyla oldukça eskilere dayanıyor. Şimdi burada bilgi bombardımanı yapmak istemiyorum, ancak bir dönem cinsellik yoluyla bulaşan hastalıklar yaygın olduğu için, bir anda patlama göstermiş tarih içinde.
Ayak fetişizminin herkesteki başlama şekli/nedeni farklı olabilir, bu fark da sonuçta ne derece fetişist olduğunu belirlemede önemli bir etkendir kanımca. Bir kızın ayağının kokabileceği ihtimali benim için hep bir tahrik unsuru olmuştur (hele güzel bir kızsa). Bunu keşfettiğim gün, benim için dünya değişivermişti. Kendimi çok mahcup hissetmiştim, yasak elmayı yemiştim bir şekilde...
Kavramlar ve tanımlarla çok fazla kafa yormamayı tercih ediyorum, her biri göreceli olduğu için bir süre sonra kargaşa yaratmaya başlıyorlar çünkü.
|
|
|
|
_________________ so say we all
|
|
 |
     |
 |
MONTAIGNE

Tecrübeli

Yaş: 36
Kayıt: 29.03.2008
Mesajlar: 77
Şehir: Free Zone

|
|
| Goddess of Charm demiş ki: | | bu alıntı hariç olumlu bakıyorum. |
Goddess of Charm ,tek bir kelime ve cümle öncesi ve devamı anlaşılmadan,neden söylenildiğinin anlaşılması adına,yanlış anlaşılmalara mahal verebileceği gibi,anlatılmak istenenin ve neden yazıldığının gerçek anlamını ifşa etmez.Katılmamanızın gayet doğal olduğu gibi,hiç kimsenin de kişilerin fikrine katılma ya da katılmama gibi zorunluluğu mümkün değildir.
Lakin benim,alıntı yaptığınız cümlemin öncesin de ki ifademe bakarsanız,şahısların kendi için de bulundukları BDSM de ki zevklerinin sapıklık ya da sapkınlık olarak nitelendirmeleri sadece kendi şahsi kanaatleridir.Hiç kimse bu camiada kendisini nasıl sıfatlandırıyosa,başkalarına da aynı sıfatlandırmayı yapamaz.Üstüne basa basa ifade ettiğim,BDSM nin tarifin de bile yer alan "iki kişinin rızası ile" yaşanılması gerektiği izah edilir.
Kişi kendisini BDSM için de sapık olarak görüyosa,bu BDSM yi yaşayanların sapık olduğunun kat-i kanıtı değildir.Onun için bu yaşam zevkinin için de olanlara "biz sapığız" "bu sapkınlık" demek pek de yerin de olmaz.Kullanılması gereken ifade insanları da içine katarak çoğul olarak kullanılan ifadeler değil,şahsi olarak tekil ifadeler kullanılmalı.
Birileri bana bunun kat-i olarak sapıklık ve saplık olduğunu anlatan kesin deliller ve belgeler ile anlatımını gerçekleştirsin.Otoriterler tarafından sadece bu yön de ifade edilmiş,anlatılmış.Bunu ifade eden kişilerin eşiyle yatak odasın da ne gibi fantaziler yaşadığı da tartışılır.
Eşinin bilmem neresine salatalık sokan adam,sapık olmuyo (önün de sarkan ne işe yarıyo da salatalık sokar) acıdan ve buna benzer fantazilerden zevk almak sapıklık oluyo.
Öküz altın da buza arayıp,açık denizler de batık aramanın alemi yok.
|
|
|
|
_________________ noble insurgente
|
|
 |
     |
 |
khalkedonian
Royal Üye


Yaş: 29
Kayıt: 30.04.2008
Mesajlar: 1544
Şehir: İstanbul/Kadıköy

|
|
| Batı ülkelerinde ve Amerikada bile fetişizm ve bdsm'ye olumsuz gözle bakan insan sayısı azımsanmayacak kadar çokken halen çok baskın cinsel tabuların ve cinsel konulardaki cehaletin tüm cinsel hayatı kıskaç altına aldığı ülkemizde bizlerin bu tür fantezilerine toplumun genelinin müspet bir gözle bakmaması doğaldır. Ancak bu durum hiç kimseye bizleri anormal insanlar olarak damgalama hakkını vermez. Biz fetişistler hiç kimseye bir zarar vermiyoruz ve karşımızdaki partnerimizin rızasıyla yaşıyoruz herşeyi.
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
| |
Sayfa: 1, 2 Sonraki »
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti gönderemezsiniz Bu forumdan eklenti indiremezsiniz
|
|
|
 |
|
 |
Tüm saatler GMT +2 Saat
|