 |
|
 |
| |
| Yazar |
Mesaj |
xman
Tecrübeli


Yaş: 33
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Medya Kıyameti Nasıl Duyururdu
Sabah: Biz Öldük!
Dünya Gazetesi: IMKB'de endeks bir daha yükselmeyecek.
Hafta Sonu: Ayhan Işık ile Hülya Avşar gizlice buluştular
Erkekçe: Ayın hurisi
Metro Hipermarket Bülteni: Gerçekten Son İndirim
Fanatik Gazetesi: Bu maçın galibi yok!
Hürriyet, Ertuğrul Özkök: İyimserliği elden bırakmayalım, hiç olmazsa cehennemde ısınmak için yakıt parası yok!
Milliyet, Meral Tamer: Zebaniler, delik kazanların üreticisini Şeytan'a şikayet etti.
Blue Jean: Kızlar, kuponu doldurup gönderen ilk 10 kişi James Dean'le yemek yeme şansı elde edecek.
Bilim Teknik: Evren hakkında bütün bilmediklerimiz...
Oyun dergisi: Game Over
Elle: Yargı gününde anında 10 kilo verin!
Para: Kıyametten kar yapmanın 100 yolu
Star Gazetesi: Şok! Kandırıldık, Şeytan aslında iyiymiş!
Show TV, Reha Muhtar: Sayın Zebani, kazanların yanında terlemiyor musunuz?
ATV, Hakan Aygün: Mahşer yerinde fordçuluk çok yaygın, izliyorsunuz sayın seyirciler, bıyıklı bey, nasıl arka saflarda çalışıyor...
Kanal 6: İzliyorsunuz sayın seyirciler, kazanların içi bir volkan gibi, insanlar bağrış çağrış yanıyor, kızarıyor...
Aktüel: Mahşer günü yanınızda olması gereken 2 şey: Sevaplar ve Isıya dayanıklı elbise
Auto Show: Sırat köprüsünde saniyede 100 kmye ulaşan son model arabalar
Arena, Uğur Dündar: Cennete rüşvetle kaçak giren günahkarların tüyler ürperten dosyası
Başbakanlık, Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi: Devletimiz, bütün yaraları saracaktır!
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 33
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
--Bir büro elemanının yılda 81 kilo yüksek vasıflı kağıdı çöpe attığını;
--Ülkemizde yılda yaklaşık bir milyon ton kağıtla gereksiz yazışma yapıldığını;
--İnsanların birbirine gönderdiği kağıtların % 44 ünün okunmadığını ve bir insanın ömrünün 8 ayını gereksiz yazışma zarflarını açarak geçirdiğini;
--Bir kağıdın beş kez yeniden kullanılabileceğini;
--70 kğ. atık kağıdın 1 ağaç kurtardığını;
--Atık kağıdın ağaç yerine kullanılmasıyla: % 25-70 enerji tasarrufu
% 60 hava kirliliğinde azalma
%40 su kirliliğinde azalma
%60 su tasarrufu
%40 çöp hacminde azalma
--Bir büyük kayın ağacının,72 kişinin günlük oksijen ihtiyacını karşıladığını;
BİLİYORMUYDUNUZ? Bilmiyorsanız şimdi öğrendiniz.
İSRAF ETMEMEK KAZANMAKTIR......
UNUTMAYIN;BAŞKA DÜNYA YOK.................
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 33
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Cmabridge Üinversitesinde yaıpaln bir arşaıtrmaya gröe, bir kleimedkei
hafrlrein hnagi sıarda didizlikleri dğeil, ilk ve son hafrlrein dğoru yedre
olamalrı öenm tşamıatkadır. Geirsi taammen kamradaşır ve ynie de surosnuz
olraak okubanilir. Buunn sbeebi isnan benyinin her hafri tek tek dieğl
kemileelri bir btüün oralak omukadısır.
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 33
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Hastanenin bir koğuşunda üç kötürüm bulunuyordu. Bunlardan koğuşa ilk gelen, pencerenin önüne, ikincisi ortaya, üçüncüsü ise kapı kenarına yatırılmıştı. Ortadaki hasta iyimser bir adam olduğu için neşeli konuşmalarıyla diğerlerini eğlendiriyor ve acılarını azaltmaya çalışıyordu.
Soğuk bir kış gecesinde pencerenin yanındaki hasta öldü. Onu kaldırdıktan sonra ortadaki hastayı pencerenin önüne, kapının yanındakini ise ortaya yatırarak boşalan yere yeni bir hasta getirdiler.Pencere önüne alınan iyimser adam, dışarıda gördüklerini arkadaşlarına anlatmaya başladı. Yol kenarındaki parkı, dev çınar ağacını, cıvıldaşan kuşları, işlerine koşuşuan insanları, neşeli çocukları ve karşı dağdaki çiçek dolu tarlaları uzun uzun anlatarak çaresiz durumdaki arkadaşlarını rahatlatıyordu.
Adam bir müddet sonra gelip geçenlere isimler takmaya başladı. Öteki hastalar, sabahları işe gidenlerin, seyyar satıcıların ve akşam vakti yorgun argın eve dönenlerin hikayeleini dinleye dinleye, onları gözlerinin önünde canlandırabiliyordu.Kısa süre sonra hastanenin ruha ağırlık veren havası dağılmış ve bir türlü geçmek bilmeyen saatleri tatlı hikayeler doldurmuştu.
Bir gün, ortadaki adamın aklına ansızın bir fikir geldi. Eğer pencerenin önündeki hastaya birşey olacak olsa oraya kendisi geçecek, dışarıdaki renkli ve canlı hayatı bizzat kedi gözleriyle görecekti.Bu düşünce günlerce kafasın da yer etti. Yattığı yerden hep bunu düşünüyor, ve çareler araştırıyordu. Sonunda onu da buldu. Pencerenin önündeki hastaya sık sık kriz geliyordu. Adam bu durumda komidinin üzerindeki ilacına güçlükle uzanıyor ve odada hastabakıcı bulunmadığı için ilacı kendisi alıyordu.
Bir gece pencerenin önündeki hestaya yine bir kriz geldiğinde, ortadaki hasta büyük bir gayretle doğrularak onun ilacını deviriverdi. Şişe yere düşmüş ve paramparça olmuştu.
Ertesi sabah, pencerenin önündeki hastayı ölü buldular. Ve onu kaldırdıktan sonra, ortada yatan hastayı cam kenarına geçirdiler.Adam, göreceği manzaranın heyecanıyla dışarı baktığında beyninden vurulmuşa döndü.
Pencerenin birkaç metre ötesinde, simsiyah duvardan başka hiçbir şey yoktu.
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 33
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Eflatun'a iki soru sormuslar.
Birincisi ; "Insanoglunun sizi en çok sasirtan davranislari nedir ? "
Eflatun tek tek siralamis :
- Çocukluktan sikilirlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarini özlerler...
- Para kazanmak için sagliklarini yitirirler. Ama sagliklarini geri almak için de para öderler...
- Yarindan endise ederken bugünü unuturlar.Dolayisiyla ne bugünü ne de yarini yasarlar...
- Hiç ölmeyecek gibi yasarlar. Ancak hiç yasamamis gibi ölürler...
Sira gelmis ikinci soruya ; "Peki sen ne öneriyorsun?"
Bilge yine siralamis ;
- Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayin! Yapilmasi gereken tek sey, sadece kendinizi "sevilmeye" birakmaktir...
- Önemli olan; hayatta "en çok seye sahip olmak" degil, "en az seye ihtiyaç duymaktir"..
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 33
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Bir tüccar Mutluluğun Gizi'ni öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.
Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayda bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.
Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Gizi'ni açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş.
"Ama, sizden bir ricada bulanacağım", diye eklemiş, delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. "Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz."
Delikanlı sarayın merdivenlerini inip-çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış. "Güzel, demiş bilge, peki yemek salonumda ki acem halılarını gördünüz mü?
Bahçıvan Başı'nın yaratmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü?
Kütüphanedeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?
Utanan delikanlı hiçbir şey görmediğini itraf etmek zorunda kalmış. çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat edememiş.
"Öyleyse git, evrenimin harikalarını tanı", demiş ona bilge, "oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin."
İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış.
"Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?" diye sormuş bilge.
Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş.
"Peki", demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, "sana verebileceğim tek bir öğüt var: Mutluluğun Gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan."
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 33
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
--------------------------------------------------------------------------------
Uzakdoğu'da bir Budist tapınağında geçmiş bir olayı anımsadım.Bu tapınak bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu ve burada geçerli olan incelik,anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, kapıda tokmak ya da çan, zil türünden ses çıkaran bir gereç yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı,içerdeki "bilgelik arayıcısı" kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı.
Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.
İçerdeki bir süre kayboldu,sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve kabı yabancıya uzattı. Bu "Yeni bir aracıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz" demekti.
Yabancı tapınağın bahçesine döndü,aldığı bir gül yaprağını dolu kabın içindeki suyun üzerine bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı.
İçerdeki Budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı.
Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardır.
Bu sevgiydi ve sevgiye her zaman yer bulunurdu.
Nicedir hayatımızda sevgiye yer bulamadığımızı düşündüm. Bize sevgiyi anlatan bir olayı haber yapamıyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir kişiyi dinlemiyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir duyguyu görmüyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir yazı yazmıyoruz, böyle bir yazıyı okumuyoruz.
Bir Polonya filminde Nazi dönemi anlatılıyordu.Nazi komutanı güzel bir evi komutanlık merkezi yapmıştı.Evin güzel sahibesi üst kata çıkmıştı ve az görünüyordu.Komutan bu kadına âşık olduğunu anladı ve aralarında şöyle bir konuşma geçti:
- Madam, aşkımız beni zayıf düşürüyor.
- Hayır komutan, sevginiz sizi insan yapıyor.
İnsan ruhu da doğanın bir parçasıdır ve doğa gibi boşluk kabul etmez. İçinde sevgiyi barındıramayan insan nefretle dolar ve insanlıktan uzaklaşır.
Nefret etmeden birine kötülük yapamazsınız.
Nefret etmeden birini öldüremezsiniz.
Nefreti içinde barındırmak isteyen insan önce kendisinden nefret etmek zorundadır.
İçinde nefreti yaşatan insan yüreğindeki sevgiyi kovmuştur. Artık onu bulması çok zordur ve bunun ağır bedelini ödeyecektir.
Sevgisizlik ağır bir yüktür ve insan bundan kurtulmak için çok kötü şeyler yapar.
Acımak sevgi değildir, üstünlüğün kabulüdür.
Hoşgörü sevgi değildir, istemediğine katlanmaktır.
Bağımlılık sevgi değildir,gereksinmenin karşılanmasıdır.
Sevgi, değer vermesini bilmektir.
Sevgi,yaşama hakkını kabul etmektir.
Sevgi, varolmaktan kıvanç duymaktır.
Sevgi, birlikte olmaktan sevinç duymaktır.
Sevgi, eşitliğin duyumsanmasıdır.
Sevgi, bütün yapay ayrımların hayattan çıkarılmasıdır.
Sevgi, bilinçtir.
Sevgi, insan olmaktır.
Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve yerine parayı koyduk.
Para için yaşıyoruz, para için eğitim görüyoruz, para için meslek ediniyoruz, para için çalışıyoruz, para için birbirimizi çiğniyoruz, para için birbirimizi aldatıyoruz, para için savaşıyoruz.
Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve yerine üstün olmayı koyduk.
Üstün olmak için yaşıyoruz, üstün olmak için yarışıyoruz, üstün olmak için kendimizden başkasının aşağı olmasına çalışıyoruz.
Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve nefreti içimize çağırdık.
Birbirimizden nefret ediyoruz nefretle yaşıyoruz, nefretle çalışıyoruz, nefretle dövüşüyoruz, nefretle öldürüyoruz.
Para, üstün olmak ve nefret etmek hayatımızı dolduruyor.
Hayatımız da savaşlarla, dünyayı yağmalamakla, birbirimizi boğazlamakla geçiyor.
Sevginiz olmadıktan sonra daha çok paranız olsa, daha üstün olsanız, daha çok toprağınız, eviniz arabanız, malınız olsa ne olur?
Sevginiz yok ve hiç bir şeyiniz yok.
Belki de yeniden öğrenmemiz gereken budur.
Erdal Atabek
Cumhuriyet gazetesi, 21 Ağustos 1995
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
orki
Super Moderator


Yaş: 28
Kayıt: 25.03.2004
Mesajlar: 2725
Şehir: moskova

|
|
gerçekten insanı düşüdüren, toplum olarak herkezin önemsemesi ve bilinçlenmesi bilgiler vermişsin...
bunları bizlere hatırlattığın için teşekkürler...
|
|
|
|
_________________ you give me love again Russian__Girls...!!!!!
|
|
 |
    |
 |
orki
Super Moderator


Yaş: 28
Kayıt: 25.03.2004
Mesajlar: 2725
Şehir: moskova

|
|
''Sevginiz yok ve hiç bir şeyiniz yok.
Belki de yeniden öğrenmemiz gereken budur.''
işte olay budur,buna toplum olarak çok ihtiyacımız var bence...
|
|
|
|
_________________ you give me love again Russian__Girls...!!!!!
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 33
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
| doğru sevgisiz bir toplum olduğumuz gerçek.ama neden herkes kendi üzerine düşeni yapmazki.sevmenin bu kadar zor olduğunu düşünmüyorum açıkcası.
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 33
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Küçük kız , hüzünlü bir yabancıya gülümsedi.... Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesini sağladı. Bir süre önce kendisine yardımcı olan dostuna teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazıp yolladı. Arkadaşı bu not eline geçtiğinde o kadar mutlu oldu ki notu okuduğu lokantadaki garson kıza çok yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa bu kadar yüklü bir bahşiş alıyordu. Akşam evine giderken, kazandığı paranın bir kısmıyla, köşede oturan ve aç olduğu belli olan fakir bir adama yiyecek aldı. Üç gündür ağzına hiçbir şey koymamış olan adam, kıza minnettar oldu. Karnını doyurdukltan sonra, bir apartmanın bodrumundaki tek kişilik odasının yolunu tuttu. Öyle neşeliydi ki bir saçak altında titreyen köpek yavrusunu görünce , kucağına alıp evine götürdü onu. Küçük köpek , gecenin soğuğundan kurtulduğu ve başını okşayan bir el olduğu için mutluydu.
Gece yarısından sonra tüm apartmanı dumanlar sardı. Birşeylerin ters gittiğini hisseden köpek, çılgınlar gibi havlamaya başladı. Önce fakir adamı uayndırdı, sonrada apartmandaki insanları. Anneler dumandan boğulmak üzere olan çocuklarını kucaklarına alıp, hayatlarını kurtardılar.
Bütün bu güzellikler zinciri, beş kuruş bile maliyeti olmayan bir tebessüm ile başladı.
Unutmayın! Siz de her zaman bu zincirin bir halkası olabilirsiniz. Gülümseyin......
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
darkman
Fetişist


Yaş: 26
Kayıt: 06.02.2004
Mesajlar: 314

|
|
işte bizim Liderimiz, Önderimiz,herşeyimiz......
tesekkürler paylasımın için..
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
xavi
Acemi


Yaş: 27
Kayıt: 20.10.2007
Mesajlar: 26

|
|
yüreğine sağlık sevgili xman
nerelerdesin görünmüyosun hiç
|
|
|
|
_________________ weber
|
|
 |
    |
 |
xavi
Acemi


Yaş: 27
Kayıt: 20.10.2007
Mesajlar: 26

|
|
*2006'da ise AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk
resimlerinin kaldırılmasının istendiğini,
aaaaa ne alaka yaaa
|
|
|
|
_________________ weber
|
|
 |
    |
 |
xavi
Acemi


Yaş: 27
Kayıt: 20.10.2007
Mesajlar: 26

|
|
yazık...
dururmumuz o kadar vahim demek
|
|
|
|
_________________ weber
|
|
 |
    |
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
| |
Sayfa: « Önceki 1, 2, 3 Sonraki »
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti gönderemezsiniz Bu forumdan eklenti indiremezsiniz
|
|
|
 |
|
 |
Tüm saatler GMT +2 Saat
|