 |
|
 |
| |
| Yazar |
Mesaj |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Bir yaz günü, plajda oturuyor, kumlarla oynayan iki çocuğu seyrediyordum. Her ikisi de, deniz kıyısında, kapılarıyla, kuleleriyle, tünelleriyle kocaman bir kale yapmak için beraberce harıl harıl çalışıyorlardı. Kale neredeyse tamamlanmışken , büyük bir dalga gelip kaleyi bozdu. Her şey, bir anda ıslak bir kum yığınına dönüşmüştü. Bütün uğraşlarının bir anda gözlerinin önünde yok olduğunu gören çocukların göz yaşlarına boğulmalarını bekliyordum. Ama çocuklar beni şaşırttı. Ağlamak yerine, ikisi de kalkıp el ele tutuştular ve gülerek kıyıdan biraz daha uzaklaşıp yeni bir kale yapmaya giriştiler.
Çocukların , o anda bana önemli bir ders öğrettiklerini fark ettim. Yaşamımızdaki her şey, yaratmak için üstünde çok zaman ve enerji sarf ettiğimiz her karmaşık yapı , aslında kumdan yapılmışlardır. Sadece başka insanlarla kurduğumuz ilişkiler ayakta sağlam kalabilir. Er ya da geç, bir dalga gelip, kurmak için yoğun çaba sarf ettiğimiz çalışmaları anında yıkabilir. Böyle bir durum karşısında, sadece yanında tutacak bir eli olan insan gülümseyebilir....
Rabi Harold Kushner
__________________
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli...
İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı
olmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
* * *
Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz
borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık...
Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı.
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma
zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme
zamanıdır.
* * *
İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan...
Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir
şarkıyla paylaşılan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama
huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe
alışmalı...
Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür
duvarlarına...
"Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle
başlamalı güne...
Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kimse yok" denmeli,
"... belki de hiçbir zaman olmaya
cak..."
Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...
* * *
Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.
Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.
O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı
insan...
Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce
ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı...
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip,
kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı...
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış
kadar gözüpek olabilmeli...
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...
* * *
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
Yollarla barışmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
"Can Dündar"
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
aatg2000
Royal Üye


Yaş: 20
Kayıt: 06.03.2005
Mesajlar: 1416
Şehir: İstanbul

|
|
 |
      |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Yaşanmış olan bir trajedik anı...
''Karımı 1998'in sonbaharında kaybettim. Yedi senelik evliliğimizin iki senesini kanser tedavisi için hastanelerde geçirmiştik.
karım her evlilik yıldönümüzde ikimizin fotoğrafını çerçeveler, '' bunlar bizim hayatımızın gölgeleri '' derdi. öldüğünde yedi tane resmimiz vardı.
97'nin bir gecesinde onu aldattım. oysa ona sürekli onu ne kadar çok sevdiğimi ve sonsuza kadar sadık kalıcağımı söylerdim.
Ölmeden iki hafta önce yine aynı şeyi tekrarladım.
tuhaf bir gülümsemeyle baktı bana, ve sadece ''biliyorum'' dedi...
İzmir'de kar yağdığı gün, yani bir ay önce evdeydim.
Fotoğraflarımıza bakıyordum yine ...
Her çerçevenin altında bir harf olduğunu o gün farkettim.
A.
R.
K.
A.
S.
I.
N.
Gerisi için yılları yetmemişti...
Ama ''sanırım arkasına bak '' falan yazmaya niyetlenmişti...
Hemen çerçevenin arkasına baktım. Hiçbir şey yoktu. Sonra bir şey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm.
İnanabiliyor musunuz? Her birinin arkasından bir mektup çıktı! geçirdiğimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmıştı 1997'deki resmimizin içinden çıkan zarf ise simsiyahtı. ve içinden şu sözler çıktı. '' 14 Mart 1997 / Gözlerin bana başka birine dokunmuş gibi baktı/ Söylemene gerek yok biliyorum...
2002'deyiz onu kaybedeli 4, aldatalı 5 yıl oluyor. İçim acıyor şimdi...
Çünkü kadınlar biliyor, hissediyor...''
Bu yazı Hürriyet gazetesi Ayşe Arman'ın köşesinden alınmıştır
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Olmasa da olur dediğimiz insanlarla doludur hayatımız; tanıştığımız, selamlaştığımız; klasik cümlelerle iletişim kurduğumuz, yanıtlarını merak etmediğimiz sorular
sorduğumuz...
İyi insan olmadıkları için mi uzak dururuz onlardan? Hayır, hiç sanmıyorum.
Gönülde biter her şey; akla yararlı gelse de samimi bir ilişki, gönlün hayır dediğine ısınmak mümkün olmaz.
İster dünyanın en yakışıklısı, ister en güzeli olsun; ister en zengini, ister en komiği; ne yapsa nafile; yüreğine ulaşamaz.
Başkası için özel olan, senin gözünde dünyanın en sıradan insanıdır ve ... yüzüne bakmaz kimisi vazgeçemediğim dediğinin...
Gönlümüzdür hükümdar; kime ne paye vereceğini o belirler.
Kimine “dost”, “yar”, kimine “tanıdık”, “arkadaş” deyip, çıkar işin içinden...
Özünde iyi olduğuna inansam da insanların, herkesi sevemem onun yüzünden...
Hem, kalabalıktan da hoşlanmaz zaten; sevginin, sevdiklerinin hakkını vermek ister.
Sonuçta, sevmek büyük bir sorumluluktur; emek vermek gerekir, ilgilenmek...
Sevdiğim her insanın yaşamına bir anlam katmalıyım; zorlu ve vazgeçilmez bir serüven olmalı; dost dediğim insanlarla aynı zaman dilimini paylaşmak!
Hani, bilirsiniz işte! Dostlar vardır çiçek gibi; koklar koklamaz alır götürür bütün yüklerinizi...
Evsizseniz ya da odun kömür bulamıyorsanız yakmaya; uzundur kış geceleri...
Dostlar vardır soba gibi; yüreğindeki ateşle ısıtır ellerinizi...
Dostlar vardır; fırtınada sığınak, güneşte gölge; yanarken buz gibi su dökmez üstünüze; aksine, harlandırır ateşi; bilir ki, yanmayanı hiçbir şey söndüremez.
Dostlar vardır, yıldız gibi; hava kapalıyken bile, kapkara bulutların bekçisidir gökyüzünde...
Dostlar vardır, arada bir uğrayıp alt üst eder yaşamınızı; dili zehir zemberek, bakışları keskindir.
Dostlar vardır gül gibi; sarılırken yaralanmayı göze almanız gerekir. Hani, kiminin yoluna halı sersen kar etmez; dostlar vardır, minder de kafi gelir; sen olursan fark etmez.
Dostlar vardır; rakısız çözülmez dili, muhabbeti çekilmez; dostlar vardır, efkarının sebebi bir bardak demli çaydır.
Dostlar vardır, omzu her derde devadır.
Dostlar vardır, iyi bir öğretmen gibi, nasıl sorulacağını öğretir.
Dostlar vardır dağ gibi vakur; toprak kadar bereketli, mert...
Dostlar vardır; ney gibi hüzünlü, saz gibi asi; şiir kadar büyük...
Dostlar vardır türkü gibi; her zaman söylenmeseler de her daim içinde taşır sevdasını; yangınını bulaştırır bir gönülden diğerine...
Dostlar vardır baki; tanıştığın gün doğar, yittiği gün ölürsün! Zamana ve darbelere; yollara ve hasretlere dirençli...
Dostlar vardır, közde mısır, kadehte şarap; ateşte yanmanın da, şarapla sönmenin de tadı damağındadır.
Dostlar vardır; yüreğine kök salmış bir çınardır; hiçbir şey deviremez; gönülden gönüle kurulmuştur köprüler; ne yaşansa atılamaz!
Dostlarımız vardır bizlere benzerler biraz...
Dostluklar vardır, erken dolar vadesi; dostluklar vardır, devam eder ahrette!
İşte böyle dostlardır; her şeye lanet ettiğin günlerde bile, yaşamını güzel kılan...
Gönül, her yerde onları arar.
Ve bulduğunda haber gönderir bize; bir sıcaklık yayılır yüreğimize; bunda bir iş var deriz, takılırız peşine...
Dost olalım gönlümüzle!
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür.
Biraz yaklaşınca , bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç bir adam olduğunu fark eder. Genç adama yaklaşır:
- Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?
Genç adam yanıtlar;
- Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek.
Onları suya atmazsam ölecekler. Yazar sorar;
- Kilometrelerce sahil , binlerce denizyıldızı var.
Ne fark eder ki?
Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.
- Onun için fark etti ama...
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Dağlık bir bölgede adam küçük oğluyla yürürken, oğlan ayağını taşa çarpar ve can acısıyla, "ahhhh" diye bağırır.
Dağdan, "ahhhh" diye bir ses gelir ve bu sesi duyan çocuk hayret eder.
Merakla, "Sen kimsin?" diye bağırır; ama aldığı tek yanıt, "Sen kimsin?" olur.
Çocuk bu yanıta kızar ve, "Sen bir korkaksın!" diye bağırır. Dağdan aldığı yanıt, "Sen bir korkaksın!" dır.
Babasına bakar ve "Baba ne oluyor?" diye sorar.
"Oğlum dikkat et" diyen baba, vadiye doğru, "Sana hayranım!" diye bağırır.
Ses, "Sana hayranım!" diye yanıtlar.
Baba, "Sen harikasın!" diye yine bağırdığında, bu kez dağdan, "Sen harikasın!" yanıtı gelir.
Çocuk şaşırmıştır, ama hala ne olduğunu anlayamamıştır.
Baba oğluna durumu açıklar; "Oğlum. insanlar buna yankı derler; ama gerçekte yaşamın ta kendisidir. Yaşama ne verirsen sana onu yansıtır.
Yaşam senin davranışlarının aynasıdır.
-Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan, insanları daha çok sev.
-Eğer sana saygılı davranılmasını istiyorsan. insanlara saygılı davran.
-Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan, önce başkalarını anlamaya gayret göster.
-Eğer insanların sana hoşgörülü ve sabırlı davranmasını istiyorsan, önce sen insanlara hoşgörülü ve sabırlı olmalısın.
Oğlum yaşamda ne ekersen onu biçersin. Bu doğa yasası, yaşamın her yönü için geçerlidir."
İnsanların yaşamı tesadüfler sonucu oluşmaz; İnsaların yaşamı onların davranışlarının yansımasından başka bir şey değildir.
Doğan CÜCELOĞLU
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
EĞER SEN...
Bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
Ve bunun sebebini senden bildikleri zaman,
Eğer sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;
Eğer sana kimse güvenmezken, sen kendine güvenir
Ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;
Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan,
Veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
Ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
Bütün bunlarla beraber, ne çok iyi, ne de çok akıllı görünmezsen;
Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,
Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen;
Eğer zafer ve yenilgiyle karşılaşır
Ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;
Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin, bazı alçaklar tarafından
Ahmaklara tuzak kurmak için değiştirilmesine katlanabilirsen;
Ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yakıldığını görür
Ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;
Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
Ve bir yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
Ve Kaybedip yeniden başlayabilir
Ve kaybın hakkında bir kelimecik olsun bir şey söylemezsen;
Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
Onları işine yaramaya zorlayabilirsen
Ve kendine "Dayan" diyen iradenden başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;
Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
Ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;
Ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitebilirse;
Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;
Eğer bir daha geri dönmeyecek olan dakikayı , altmış saniyede
koşarak doldurabilirsen;
Yeryüzü ve üstündekiler senindir
Ve dahası, sen bir İNSAN olursun.
RUDYARD KIPLING
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
*fransizlar Yeni Buluslari Olan
UÇagi Tanitmak IÇin TÜm Uluslardan
Katilimcilari Davet Ederler... **
Herkes BÖyle Bir Icatin GerÇeklesmis
Olmasi Nedeniyle Saskin Ve Meraklidir.. .
DÖnemin Osmanli HÜkÜmetine De
Katilimci IÇin Haber GÖnderilmis.. .
HÜkÜmet Icatlara OldukÇa Merakli Olan
Ali Riza Pasa Yi GÖnderelim O
Meraklidir Demisler...*
*ve Derhal Saraya Çagirmislar.. .**
Kendisine Fransizlarin Bulusundan Bahsetmisler
Ve Osmanli Yi Temsilen Gitmesini Istemisler.. .
Ali Riza Pasa Bu Nu Biz Yapmaliydik Demis
IÇinden Hayiflanarak. ..
Yalniz, Demisler Pasa Ya :
Davet 2 Kisilik Yanina 1 Kisi Daha Al Onu Da
Sen Belirle Demisler...
Ali Riza Pasa Biraz DÜsÜnmÜs Ve
Bir Delikanli Var Onu GÖtÜreyim
Demis...
Neyse Ali Riza Pasa Ve Delikanli
Paris'in Yolunu Tutmuslar...
Paris'te Otele Yerlesmisler. ..
Ve Bulusun GÖsterilecegi GÜn
Kalabalik Meydan Ve Pist
Herkes Merakla Bekliyor..
Derken Pilot Hazirliklarini Yapiyor...
ÜstÜne Mont Giyiyor Bir De GÖzlÜk Takiyor...
UÇak Havalaniyor. ..
Parendeler Taklalar Manevralar
MÜthis Bir GÖsteri...
Tekrar Ucak Piste Iniyor...
Pilot Alkislar Arasinda Iniyor UÇaktan...
Herkes KiskanÇ Ama Saskin ....
Pilot, Bir Yetkili Bir GÖnÜllÜ Istiyor..*
*pilotun Arkasinda Ona Eslik Edebilecek
Cesareti Olan.. **
Bizim Delikanli Atiliyor..
"ben" "ben"...
Tamam, Deniyor Ve Delikanliya
GÖzlÜk Ve Mont Veriliyor...
Delikanli Montu Giyiyor
GÖzlÜgÜ Takiyor..
Kalabaliktan Siyrilmak Üzere Iken
Ali Riza Pasa Kolundan Tutuyor..
"-bosver Sen, Binme, Birak Baskasi Binsin " Diyor...
Neden Diye Soruyor , Delikanli
Birsey Mi Hissettiniz. .
Yok, Sen Yine De Binme Evlat Diyor...
Derken Baskasi Biniyor UÇaga..
UÇak Havalaniyor
Delikanli Öfkeli Pasa Ya ...
Parandeler.. Manevralar. .
Derken UÇak Alev Topuna DÖnÜyor Ve
Piste Çakiliyor..
Netİce :2 ÖlÜ...
Delikanli Pasaya Bakiyor Hayretler IÇinde... *
*pasa Magrur Ve Mutlu, Bir Insani Kurtardigi IÇin...
Ama Bir Baskasi ÖlmÜstÜ.... **
Ama Kurtardigi Bir Insan Degildi....
Bir Ulustu...
ÇÜnkÜ Delikanli
Mustafa Kemal AtatÜrk'tÜ....
************
Sunay Akin' Dan.....
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Atatürk`ün dünyada `başöğretmen' sıfatlı tek lider olduğunu,
*Bir geometri kitabı yazdığını,
*Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim
babasının bizzat Mustafa Kemal olduğunu,
*Norveççe`de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu.
''Atatürk'' çiçeği'nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi
profesörlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada
bu isimle üretilip satıldığını,
*Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her
Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün
resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu,
*''Mimber'' adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede
ilk defa sansür kelimesi geçtiğini,
*Kurtuluş Savaşı'nda rütbe alan bir çok kadın askerlerimizin olduğu, dünya
tarihine geçen tek bir üsteğmenimizin olduğunu, Üst teğmen Kara Fatma'nın
700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reisliğine bizzat Atatürk
tarafından atanmış olduğunu,
*Bir röportajda Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?" diye
sorulduğunda "Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz
üye olmak için, davet gelirse düşünürüz" dediğini ve bunun üzerine BM
yasasının değiştirildiğini ve üyeliğe davet edilen ilk ülkenin Türkiye
Cumhuriyeti olduğunu,
*1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde,
danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; "Şu
anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için
neler
vermezdim" dediğini,
*1938'de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde;
"Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına
Mustafa Kemal gibi lider getirir" denildiğini,
*1996'da Haiti Cumhurbaşkanının vasiyetinde, mezar taşına yazılmasını
istediği metinde; "Bütün ömrüm boyunca Türkiye'nin lideri Mustafa Kemal
Atatürk'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm" yazdığını,
*2000'de ABD Başkanı'nın milenyum mesajında; '' Milenyumun hiç şüphe yoktur
ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'tür. Çünkü o yılın değil asrın
lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir" denildiğini,
*2005'de Amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un
önerisinin "Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk'ü örnek alsın yeter"
olduğunu,
*2006'da ise AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk
resimlerinin kaldırılmasının istendiğini,
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Merhaba gülen gözlü arkadaşım, dudağındaki tebessümü kaybetmemişsin daha. Ne güzel dünyaya gülen gözlerle bakabilmek ve insanlara tebessümler saçabilmek senin gibi.
Biliyorum, üzülüyorsun donuk gözlerle karşılaşınca. Ne yapalım arkadaşım, herkes senin gibi olamaz. Duyabiliyorum "Hayır olmalı" dediğini.
Haklısın arkadaşım, aslında bütün insanlar senin gibi olmalı. Bilseler bir tebessümle neler yapabileceklerini, bir çocuğun gözlerindeki ışıltıyı bir tebessümle nasıl görebileceklerini, sıkıntılarla dolu bir insana nasıl dünyaları vereceklerini bilseler ve gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler, eminim onlarda senin gibi olmak isterlerdi...
Ve sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım. Saf ve hiç bir beklentisi olmayan bir çocuk gibi. Hayır arkadaşım, sevgi, sadece sevgiliye duyulmaz.
Sevgi evrensellikdir..
Hiç kimse altın yığınları gibi kasasına kilitleyemez onu. Onun yeri kalplerdedir.
Bir annenin kalbindedir, onun yeri çocuğuna verebilmek için. Onun yeri bahçıvanın ellerindedir, sevgi tohumları saçabilmek için. Evet... Sevgi heryerdedir.. Yeter ki sen onu bulmak iste.
Sevgiyi bulmak kolay... Zor olan onu elinde tutabilmekte. Unutma arkadaşım, sevgiyi duyabilmekle de iş bitmiyor... Sevgiyi göstermek de gerekir.
Hayat kısa arkadaşım bugün olan yarın yok. Sevgiyi göstermek beklemeye gelmez, yarın çok geç olabilir. Elindekini kaybetmeden kıymetini bilmelisin. Biliyorum arkadaşım, bana hak veriyorsun. Şimdi koş sevdiğinin yanına.. Önce, ona gülen gözlerle sımsıcak bir gülümse ve "Seni seviyorum" deyiver içinden gelen en sıcak sesinle. Hayır bunlar komik şeyler değil arkadaşım..
Seni seviyorum anne, baba, kardeşim, arkadaşım vs. demek komik değil. Bu senin gibi bütün canlılara karşı sonsuz bir sevgi duyan bir insan için hiç de zor değil sadece biraz cesaret arkadaşım. Bu, yalnızca yüreğinin buz kapladığını, taşlaştığını zanneden insanlara biraz zor gelecektir ama onlar da senin gösterdiğin cesareti gösterdiklerinde, kalplerinde sevgi kıpırtılarını hissettiklerinde ve ağlamayı öğrenebildiklerinde inan herşey onlar için ve bütün insanlar için daha güzel olacak.
Evet arkadaşım, gülmek varken surat asmak niye, güldürmek varken ağlatmak niye, güzel sözler söylemek varken kalpleri kırmak niye?
Hayat çok kısa arkadaşım.. Ve bu dünyadaki hiçbirşey kırılan kalplere değmez.
Şimdilik hoşçakal arkadaşım yine gel. Yanına senin gibi gülen gözlü, yüreği sevgi dolu insanları alıp yine gel olur mu? Beni fazla bekletme... Çünkü yarın burada olamayabilirim.
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Hayatınızda önünüze çıkan herkesin özel bir görev ile karşınıza geldiğine emin olun.
Ve ona varlığı için teşekkür edin... Özellikle düşmanınızsa...
...
Önünüzde gelecek varken geçmişle uğraşmayın...
Ama geleceği de yeni bir “eski geçmiş” yapmak için yaşamayın...
Onu şekillendirin; geçmişinizin tekrarlarından kurtulun...
...
Başınıza gelmiş ve gelecek her şeyin tek sorumlusunun kendiniz olduğu gerçeğiyle barışmayı reddettiğiniz her gün tedavi süreniz gecikecek, “yeni bir eski geçmiş” için her seferinde yeni bir adım attığınızla kalacaksınız...
...
Gerçek, düş artı zamandır...
İnanmak için görmeyi beklemeyin... İnanın ki, görebilin...
...
Dünyadaki en büyük ekonomik gerçek mutluluktur...
Ekonomi’nin tanımı mutluluktan başka bir şey değildir... Her zaman iyi bir ekonomist olun...
...
Düşleyin, düşleyin, düşleyin... Düş, var olan en gerçek şeydir...
(...Stefano Elio D’anna)
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Geçen ay BM tarafından dünya çapında bir anket yapılmış.
Sadece bir soru sorulmuş "LÜTFEN DÜNYANIN GERİ KALAN KISMINDAKİ YİYECEK EKSİKLİĞİNE BİR ÇÖZÜM İLE İLGİLİ KİŞİSEL GÖRÜŞÜNÜZÜ DÜRÜSTÇE BELİRTİNİZ"
Anket büyük bir basarisizlikla sonuçlanmis. Cunku;
- Afrikada insanlar "yiyecek" kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar.
- Bati Avrupa'da insanlar " eksiklik" kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar.
- Dogu Avrupa'daki insanlar "kisisel gorus"ün ne anlama geldigini bilmiyorlar.
- Orta Dogu'da insanlar "çozum"un ne anlama geldigini bilmiyorlar.
- Guney Amerika'daki insanlar "lutfen" kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar.
- Asya'daki insanlar "dürüstlük" kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar.
ve Amerika'daki insanlar "dunyanın geri kalan kısmının" ne anlama geldigini bilmiyorlar!
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
Yaşlı kızılderili reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı.
Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli gözükürken niye ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla sordu dedesine. Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.
"Onlar" dedi, "Benim için iki simgedir evlat."
"Neyin simgesi" diye sordu çocuk.
"İyilik ile kötülügün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları."
Çocuk, sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı diye düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:
"Peki, sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?"
Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa:
"Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem!"
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
xman
Tecrübeli


Yaş: 32
Kayıt: 04.01.2006
Mesajlar: 52

|
|
--------------------------------------------------------------------------------
Birbirlerini severek evlenmislerdi.Alti yillik birliktelikleri evlilikle noktalanmıştı. Yedi yildir da evli idiler..2 yaşinda ki kizlari ile mutlu idiler.. Aslinda kadin mutluluk rolünü oynuyordu.Yaşadigi hayat onu boguyordu,sanki içinde bir saatli bomba vardı ve patlasa herkesi yakacakti, mutsuzdu ama nedenini bir türlü bilemiyordu. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre çalışmış ama kocasinin farkli yerlere çikan tayinleri yüzünden sürekli bir isi olmamıştı..mimardi..ama 3 yildir evde oturuyor.Evde geçen her günü hayatından koparılmış bir boş sayfa olarak görüyor ve yaşadığı hiçbir şey onu mutlu edemiyordu..kocasi dersen bir dedigini iki etmiyordu hayatta isteyebilecegi hersey onunken kisacasi mutlu olmasi gerek her seye sahipken , O mutsuzdu. Yagmurlu bogucu bir gün de elinden okudugu kitabi birakti. Gidip kendine bir kahve yapti ve gözü o anda kocasinin işi için kullandigi bilgisayara erişti, gecen gün okudugu köşe yazisini hatirladi "internette chat" ,yanlizdi..Yeni taşindiklari bu sehirde universite den tanidigi eski bir dostundan baska kimseyi tanimiyordu. Sohbet edecek birkaç kişiyi bulabilirdi belki.
Bilgisayarin başına oturdu.kahvesini agir agir yudumlarken ,internette gezinmeye basladi,arada havadan sudan muhabbetlerde yapiyordu chat odalarinda ,zamanin nasil geçtiginin farkina bile varamiyordu, sonra gelen bir mesaji açti mesajda "hayatin ucundan tutmayin ,tam bogazina yapışın"yaziyordu..
Dondu kaldi kadin...hayatin ucundan cok kuvvetsizce ve isteksiz ve ne kadar kolay kaybedecek sekilde tuttugunu o an fark etti, hayatin ümügüne yapışacak güçü yoktu ki......
Altan la o gün tanıştılar, Altan da onun gibi evli idi ve bir kizi vardi.
Kadin Altan la konuşurken dünyayi unutuyor Altan'la uyuyor,Altan'la uyaniyor,hiç tanimadigi bu adami bir dakika bile aklindan cikaramiyordu..
Bir adam nasil bu kadar zarif olabilirdi her seferinde bilgisayarinin actiginda bir demek gül buluyotdu yollasnmış, ve günaydin mutlu bir gün olsun güneş senin için dogsun yaziyordu güllerin arasina sıkıştırılmış kartla. Altan ne yaş gününü unutuyordu ,ne yılbaşında kart atmayi,zaten her sabah kadın degişik bir karti görme coşkusu ile koşuyordu bilgisayarina,artik Altan soluyor,Altan yudumluyordu..
Yuzunu hiç görmedigi bu adama delicesine asik olmuştu..ne yapiyordu kadin?
Med cezir gibi neyaptigini sorgulayan duygularla bir gidip bir geliyordu..
Adam evli idi, kadinda..birer cocuklari vardi..üstelik kadin buyuk bir askla olmasa da büyük bir sadakatla kocasini seviyordu..iki kişi sevilebiliyormuş demek birbirine benzer ama bir o kadar farkli duygularla diye düşündü bir an..
Sonra toparladi kendini. Açmamaliydi artik bilgisayarini.
Bu şekilde noktalanmaliydi bu aşk , dogru olan bu idi..açiklayacakti bunu Altana ve hoşcalak diyecekti ..
kocami seviyorum bu peri masali bitmeli yoksa biz bitecegiz diyecekti..
Altan gene bir demek kirmizi gül yollamiºti üzerinede.."yarin sevgililer günü,seni yakomazda bir demek gerçek gülle bekleyecegim..saat 13.30' da sevgilim "yazmıştı..
Kadin uzun süre dondu kaldi ve bilgisayar ekranina oylece bakti.sonra yazmaya başladi..Gözlerinden akan yaşlar sel olmuştu..
Sevgili Altan..yarin ne yakamozda olacagim nede senin güllerini alacagim..biz yillar önce yaptigimiz seçimleri yaşiyoruz..seni sevmedim diyemem..ama 13 yilimi verdigim sevgimide bitiremem..aradigimiz bir heyecandi.. bunu yaşadik ask adi altinda...hersey cok güzeldi..ama bir sonu vardi bitti...
hoşcakal... gitmeden önce söz veriyorum..uçundan tutmayacagim hayatin tam bogazina sarilicagim...
hoşçakal
canim.........
Butun gece uyumadi kadin..kocasida onda ki bu garipligi fark ediyordu ..
sevgililer gününü evde geçirelim demişti kocasina ama kocasi israrla dişari cikmak istiyordu..
Direnecek güçü yoktu kadinin, gidip giyindi, kizlarini bir arkadaşlarina birakip yemege ciktilar...
Yol boyunca pek konuşmadilar..saten son 3 aydir cok az konuşuyorlardi..
Altanla tanişali 3 ay olmuştu demek..
Gidip deniz kenarinda bir balik restoranina oturdular. Yemeklerini ismarladilar.Şaraplarini yudumlarken adam sevgililerin en güzeline..diyerek bir kuçuk kutu uzatti.. Kadin cok sasirmisti kocasi uzun zamandir hediye almayi birak onemli gunleri bile hatirlamiyordu oysa..saskinlikla kutuyu açti içinden cikan yüzügü parmagina gecirdine gözleri dolmuştu..
Tam o sirada garsonun uzattigi kirmizi bir demet gülle irkilti..
Kartin üzerinde bogazina yapistigimiz bu hayati sonsuza kadar birlikte geçirelim sevgilim. Seni yakomoza getiremedim ama, 13 yil sonra gene kendime asik ettim... Altan, yani kocan Turgay...
Kadin gözlerinden suzulen yaşlarina engel olamadi bu sefer artik hüzün degil mutluluktan agliyordu...
13 yil sonra kocasina tekrar asik olmuştu..
Sevgiyi lutfen uzaklarda aramayin...
|
|
|
|
_________________ SÖYLEDİKLERİMDEN ÇOK SAKLADIKLARIMDA SAKLIYIM
|
|
 |
    |
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
| |
Sayfa: 1, 2, 3 Sonraki »
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti gönderemezsiniz Bu forumdan eklenti indiremezsiniz
|
|
|
 |
|
 |
Tüm saatler GMT +2 Saat
|