 |
|
 |
| |
| Yazar |
Mesaj |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
sensizlik ve terkediliş
nicedir bu sensizlik
nicedir sabaha varır gözlerim
işte doğuyor günneş
bir sevdanın felaketi bu sanki kime ne
ahh bu hasret bu terkediliş
kulaklarıma fısıldayan yalnız bir sesleniş
renksiz bir gök kuşağı
nedeni gözlerim değil şu yağan yağmur mu ne
şu düşler kuran yüreğim de
bahar şarkıları söyleyen bir orman misali
bedenimde açmış olan çiçekleri
ben soldurmadım şu gelen son baharmı ne
yine hayalin gözlerimde
yine volkanlar patlıyor içimde içten içe
ateşler yakıyor gölerim
nehirleri ben içmedim onu ağlamayan buluta söyle....
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
bir pencere var önümde gözlerim kapalı
kızıl çerçeveli yuvarlak bir pencere
ardında uzun bir sokak
sokağa bakıyorum gözlerim kapalı
sessiz bir bahar sabahı
yada akşam üzeri bilmiyorum
rüzgar esmiyor pencere kapalı
hissediyorum yalnız gözlerim kapalı
açınca rüzgar esiyor yüzüme
çocuk sesleri kulağımda çınlıyor
bir simitçi sokaktan geçiyor
güzelbir kız görüyorum gözlerim kapalı
kapalı gözlerim açıyorum ansızın
ne pencere var nede sokak
bir hayalmıydi bilmiyorum
dokunuyorum gölerim kapalı
parmaklıklar beliriyor önümde
sokak gözükmüyor uzun bir duvar
gökyüzünü özledim bulutları
bakıyorum bulutlara gözlerim kapalı
bir şarkı mırıldanıyor dudaklarım
sevgilim beni anıyor biliyorum
özlüyorum ellerini uzak olan yıldızlar kadar
gözleri gözükmüyor gözlerim kapalı
süzülüyor gözyaşlarım yanaklarımdan
ağlıyor annem yürehi yaslı
görmemek için kapattım gözlerimi
bakın dostlarım gözlerim kapalı
arkadaşlar bunlar benim yazdıklarım alıntı olunca altına yazacam bu alıntıdır diye zaten başka şiir yazmadan önce forum sorumlusuna(fetiş name) danıştım bi cevap gelsin oluyosa yazacam
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
arkadaşlar bu güzel akşamın büyüsüne büyü ve güzelliğine güzellik katmak amacı ile güzel bir şiirle başlamak istiyorum evet hepimizin az çok tanıdığı bir şairimiz vatan sever bir yurtdaşımız o şiirin ustası o aşkın ve acının kalemi
Nazım hikmet ve O mavi gözlü bir devdi
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..
NAZIM HİKMET
güller açardı bahçemde sen varken dikenleri batardı ellerimede ben ağlardım hatırlarmısın ama sen yoksun şimdi bende özlüyorum gül bahçemi hatta dikenleri bile
bu iki satır yazımda armağan olsun nazım ustaya ve sizlere
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
KIZIL SAÇLISINA
Pembe yanaklı al dudaklı bir karım olursa eğer..
Olursa 24 ayar ahlaklı..
Anama bakar gibi bakar..
İlaha tapar gibi taparım..!
Ama...!
Kalleş çıkarsa karım..
Anam avradım olsun bir teneke benzin döker yakarım...!
Kimine göre kadın..!
Soğuk kış gecelerinde sarılıp yatmak içindir..
Kimine göre kadın..!
Sıcak harman gecelerinde zil takıp oynatmak içindir..
Kimine göre kadın..!
Ömür boyunca omuzumuzda taşıdığımız..
En büyük sevabımız ve en büyük vebalimizdir..
Ama sen KADINIM..!
Benim için sen..
Ne o..
Ne bu..
Şusun sen..!
Benim can yoldaşım kavga arkadaşımsın...
NAZIM HİKMET
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
bahar gelen de yine bomboş bir sayfa önümde
ben aşığım aşk bana oldu işkence
bir sevda şiiri dökülür ağlayan gözlerimde
ben bir garip şair bu sevda çölünde
mecnun değilim ama yine düştüm ben bak çöllere
bu benden
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
| Neden hala gelmedi... Yoksa Saati mi şaşırdı bu hıyar? Gerçi hiç saati olmadı ama en azından Birisine sorar... Cebimde bir lira desen yok! Madara olduk meyhaneye Ah eşşek kafam benim..Nasıl da güvendim bu hergeleye!.. Gelse balığa çıkacaktık, Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık...Kafamız tam olunca şarkılar döktürüp Enteresan hayallere dalacaktık... Bu sandalı geçen hafta denk getirdikÇalıntıdan düşürdük... Arkadaşlar ısrar etti, Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük... Saat sekizde gelecekti, Bana birkaç milyon borç verecekti.. Yoksa o nemrut karısı kaçtı da Onun peşinden mi gitti?... Eğer öyleyse yandık, Gudubet gene yaptı yapacağını!.. Geçen sene de merdivenden itip Kırmıştı Rıza’nın bacağını... Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,Ya horlarken Rızayı boğacak..Bak şimdi acıdım, aşk olsun adama...Ben olsam vallahi başedemem!...Hele beş tane velet ki boy boy,Allah'tan düşmanıma dilemem!...Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,Herkesin suyuna gider...Yoksa, kalıba vursan hani,Tek başına on tane adam eder!...Bir keresinde, hiç unutmamÜç-beş zibidi haraca dadandı;Rıza, sandalyeyi kaptığı gibiHerifleri hastaneyi kadar kovaladı!.Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,aynı kafadaydık...Orta ikiden bıraktık, matematik ağırgeliyorduBiz başka havalardaydık...Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,Aynı takımı tutardık...Fener'in her maçına iddialaşıpMillete az mı yemek ısmarladık!.Bir tek askerde ayrıldık,Bana Bornova düştü, Ona Gelibolu..Döner dönmez evlendirdilerEn büyük salaklığı da bu oldu!. Bense hiç düşünmedi, .zaten param yoktu. Hep tek tabanca gezdim... Benim beğendiğimi annem istemedi Onun gösterdiğini ben sevmedim... Neyse, bunlar derin mevzu.. Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek..Ufaktan yol alayımAnam evde yalnız, şimdi merakından ölecek! Gittim, vurup kafayı yattım, Rüyamda gördüm gülümseyerek geldiğini Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp Hastaneye kavuşmadan can verdiğini!.. Vay be Rıza!..Sonunda sen de düşüp gittin azrailin peşine! Dün, boşuna günahını almışım,Ne olur kızma bu kardeşine... Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler Ne kolay söylediler!..Sanki dev bir taş ocağını Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!... Ah dostum... O kocaman gövdene O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?. O zalim tabutun tahtalarını Senin üstüne nasıl böyle çivilediler? Yani sen şimdi gittin, yani yoksun, yaniBir daha olmayacak mısın? Yani bir daha borç vermeyecekBir daha bira ısmarlamayacak mısın?. Peki, beni kim kızdıracak,Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak? Peki, beni bu köhne dünyada Senin anladığın kadar kim anlayacak?.Ulan Rıza... Ne hayallerimiz vardı oysa, Ne acayip şeyler yapacaktık.. Totoyu bulunca dükkan açacak,Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık..Talih yüzümüze gülecekti be, Hafta sonu iki yavru kapıp Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!. Ah ulan Rıza...Bu mahallenin nesini beğenmedin de öteyere taşındın?Arasıra gıcıklaşırdın ama inan ki,Benim en kral arkadaşımdın!.. Ah ulan Rıza...Ben şimdi bu koca deryada tek başıma ne halt ederim? Senden ayrılacağımı sanma, Bir kaç güne kalmaz ben de gelirim!.. Yusuf Hayaloğlu
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
Sakin göllerin kuğusuyduk
Salınarak suyun yanağında
Yarılan ekmeğin buğusuyduk.
Gözüm yaşarıyor,
Yüreğim yanıyor/kanıyor,
Olmasaydı sonumuz böyle.
“Biri saksımızı çiğneyip gitti
Biri duvarları yıktı
Camları kırdı
Fırtına gelip aramıza serildi
Biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri
Her şeyi kötüledi
Bizi yaraladı
Biri şarabımızı döktü
Soğanımızı çaldı
Biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu
Ciğerim yanıyor, yüreğim kanıyor
Olmasaydı... olmasaydı sonumuz böyle”
Gözüm yaşarıyor
Yüreğim yanıyor /kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle
Dağlarda çoban ateşiydik
Dolanarak mavzer yatağında
Ceylanın pınara inişiydik
Göğsüm daralıyor,
Yüreğim kanıyor,
Olmasaydı sonumuz böyle.
“Birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş
Aynı çıtırtıyla uyanan birer serçe
Hep aynı yerde karşılaşırdık tesadüf bu
Birer tomurcuktuk hayatın kollarında
Birer çiğ damlasıydık
Bahar sabahında gül yaprağında
Dedim ya;
Hiç yoktan susturuldu şarkımız
Yüreğim kanıyor yüreğim kanıyor
Bitmeseydi... bitmeseydi bizim öykümüz böyle”
Göğsüm daralıyor
Yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle.
.
Yusuf Hayaloğlu
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
CEVİZ AĞACI
Başım köpük köpük bulut,
içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril.
Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil
Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var,
Yüz bin elle dokunurum sana, Istanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir.Şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, Istanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında
NAZIM HİKMET
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
Tom Ford
Royal Üye


Yaş: 26
Kayıt: 16.05.2003
Mesajlar: 4044
Şehir: İstanbul...

|
|
| yusuf hayaloğlu varsa başka yazıver arkadaşım...
|
|
|
|
_________________ .....Heaven won't take me and hell's afraid I'll take over.....
|
|
 |
    |
 |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
 |
    |
 |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
BAŞIM BELADA
Bugün, düşünemeyeceğin kadar
Başım belada!
Köşe başları tutulmuş,
Üstelik yağmur yağmada..
İler-tutar yanı yok!
Fişlenmişim, adım-eşkalim bilinmekte.
Üstelik, göğsümde, yani tam şuramda,
Kirli sakalıyla
Bir eşkıya gezinmekte..
Başım belada!
Adamın biri vurulmuş sokakta,
Cebinde adresim bulunmuş..
Başım belada!
Tabancamı unutmuşum helada.
Nerden baksan tutarsızlık,
Nerden baksan ahmakça!
Sevdim, inanamayacağın kadar,
Sevdim seni esmer kız..
Kirpiklerimde çırpınan
Şu tuzlu gözyaşımda
İhanetin adı yok!
Neylersin ki çember daralmakta..
Şimdilik hoşça kal yaban çiçeğim.
Yasal mermisiyle,
Bir komiser yaklaşmakta..
Başım belada!
Üzerime kan sıçramış doğarken.
Uykularım yarıda kalmış.
Başım belada!
Senelerce kuralsız yaşamışım,
Nere gitsem çaresi yok,
Nere gitsem yanmışım..
Yusuf Hayaloğlu
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
TEZGAHTAR NEBAHAT
Tezgahtar bir kızdı o,
Perma kırığı saçlarıyla.
Kime baksa gülümserdi,
Prova ettiği bakışlarıyla.
Haftalığından ne düşerse,
Koparıp anasının elinden,
Konserlere giderdi,
Çılgın haykırışlarıyla.Kır çiçekli bluzuyla
Poz-poz resimler çektirirdi.
Keşfedilmek için belki de,
Hep Beyoğlu'nda gezerdi.
Her akşam o pop şarkıcı,
Duvardaki posterden,
Uzanıp bir rüya gibi,
Dudağından öperdi.
Ah Nebahat, hiç görmedi rahat.
Düşünür, bulamazdı;
Kimdeydi bu kabahat?
Tezgahtar bir kızdı o,
Evi, bir kenar mahallede.
Altı kardeş, bir de ana-baba.
Babası, bir iş kazasından
Kötürüm kalmış bir usta.
Karı-kumar peşinde,
Boş vermiş abisi.
Devlete karşı gelmiş,
Diğer abisi mahpusta.
O kır çiçekli bluzuyla,
Artık resim çektirmese de
Zaman her şeyi eskitti.
Duvardan söküp posteri,
Rüyasını sandığa kilitledi.
Derken, mahalleden biriyle
Heveslendi evlenmeye;
Hayırsız çıktı oğlan,
Zengin bir dula gitti.
Ah Nebahat, ona gülmedi hayat.
Sonunda anladı ki,
Kendindeydi kabahat.
Yusuf Hayaloğlu
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
KIZIN ADI ÖZGÜRLÜK
Minnacık bir kız vardı
Bir ormanda yaşardı
Karanlıkta kaybolsak
Elimizden tutardı
Yürüdüğü kırlarda
Papatyalar açardı
Omuzundan güvercinler uçardı
Öldürdüler yarım kaldı
Dudağında son gülücük
Yalnızca bir adı kaldı
Kızın adı özgürlük
Minnacık bir kız vardı
Göğsüne gül takardı
Beyaz bir at üstünde
Bulutlara konardı
Irmağın aynasında
Saçlarını tarardı
Yüzünü ay ışığıyla
Yıkardı
Minnacık bir kız vardı
Yüreği kuş kadardı
Tutunca rüzgar olur
Bir su gibi kayardı
Geciken şafaklarda
Yıldızları yakardı
Uyanınca seher yeli
Kokardı
Öldürdüler yarım kaldı
Dudağında son gülücük
Yalnızca bir adı kaldı
Kızın adı özgürlük
Yusuf Hayaloğlu
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
İNCİNEN GURUR
Pencereden baktığımda görüyorum
Senin yüzün incir yaprağında
Senin ürkekliğin duvar üstünde yürüyen
Bir kedinin kıvraklığında
Aynada dururken görüyorum
Kırmızı öpüşün sol yanağımda
Dişimi fırçalarken senin ağzın
Serin suların berraklığında
Rakı devrilmiş masalarda yokluğun
Veya benden önce kalkıp gitmişliğin
Gece boyu dolandığım barlarda
Sarhoşlara tekrarladığım adın
Balıkçı kahvesinde, çorbacıda, kenarlarda
Dökülmek istemiyorum hayır
Çingene çiçekçiler habire yaltaklandığında
Bilmediğim soruların açtığı çukuru
Yalanlarla doldurmak istemiyorum
Seni kaybettim galiba
İki taşın arasında kaldım
Bu, benim hatam değildi
Seni ben çook geç tanıdım
Derin acılar bahçıvanı
Yüreğime ne ektin böyle...
Aşk korkağını bağışlar mı?
Söyle...
Aramak ne kötü herkeste seni
Her gözde bulup yanılmak seni
Ah turuncu rüyalar güzeli
Hem kendini yok ettin
Hem beni
Başka ne acıtabilir içimi
Yaşım kırkı devirmişken
Seni böyle patavatsızca sevmişken
Ve, tam aynayı güneşe çevirmişken
Başka ne...
Seni vefasız aşklara bırakıyorum
Yüzümü kırılan bardaklarda ara
Düşünme ben ne olurum
Sanırım bi daha onarılmaz
İncinen gururum
Yusuf Hayaloğlu
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
titotito104
Royal Üye


Yaş: 27
Kayıt: 10.11.2004
Mesajlar: 1393

|
|
BİR ACAYİP ADAM
Fırtınadan arta kalmış bir teknede,
Tevekkül içinde;
Görkemli sakalı ve iğreti parkasıyla,
Gizlediği macerasıyla,
Bir acayip adam yaşardı.
Akşamları susardı,
Ben konuşsam kızardı...
Bir sürgün kasabasıydı,
Bir eski zamandı, Haziran'dı.
Çocuktum, evden kaçmıştım,
Gelip ona sığınmıştım...
Küçücük bir koydu, sığdı,
Burayı keşfeden belki de oydu.
Uzaktan, kasabanın ışıkları yanardı,
İçim anneyle dolardı, ağlardım..
Suphi şöyle bir göz atardı,
Gizli bir cıgara sarardı, ağlardı.
Sonra barışırdık,
Ben flüt çalardım, cıgara sönerdi,
Ağlardık...
Nereden geldiğini bilmezdim,
Kimsesizdi,
Belki kimliksizdi...
Onun macerası onu ilgilendirirdi;
Kimseye ilişmezdi...
Bir şeylere küfrederdi hep,
Tedirgin bir balık gibi uyurdu.
Bazen kaybolurdu, aradım,
Yağmurun altında dururdu.
Bir kalın kitabı vardı,
Cebinde olurdu, her gün okurdu.
Ben bir şey anlamazdım,
Kapağını seyreder, duymazdım.
Sakallı bir resimdi, kimdi;
Ne kadar mütebessimdi!Sordum bir gün Suphi'ye:
Söylediklerini niye anlamıyorum, diye.
Bildiklerini, dedi, yüzleştir hayatla,
Ve sınamaktan korkma!.
Doğru ile yanlışı,
ancak o zaman ayırabilirsin
Ve O'nu anlayabilirsin...Sonra gülerdi.
Günlerim, yüzlerce ayrıntıyı
Merak etmekle geçerdi.
Sonra yine akşam olurdu, Suphi susardı,
Ben konuşsam kızardı.Tekneye martılar konardı,
Yüreğim Suphi'ye yanardı, ağlardım.
Suphi denize tükürürdü,
Gökyüzünü tarardı, ağlardı.
Sonra barışırdık,
Ben flüt çalardım, yıldız kayardı,
Ağlardık...Bir sahil kasabasıydı,
Bir eski zamandı, Haziran'dı.
Çocuktum, evden kaçmıştım,
Gelip ona sığınmıştım...
Bir gün bir aksilik oldu,
Annem beni buldu!
Suphi kaçıp kayboldu.
Kasaba çalkalandı, olay oldu;
Ben sustum, kanım dondu!..
Polisler onu bulduğunda tekti,
Felâketti..
Herkes meydanda birikti.
Karakoldan içeri girerken
Sanki mağrur bir tüfekti!..
Ansızın dönüp bana baktı,
Anladın mı? dedi
Anladım, dedim; anladım...
Ve o günden sonra
Hiç bir zaman,
Hiç bir yerde,
Hiç ağlamadım...
Yusuf Hayaloğlu
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
| |
Sayfa: 1, 2, 3, 4, 5 Sonraki »
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti gönderemezsiniz Bu forumdan eklenti indiremezsiniz
|
|
|
 |
|
 |
Tüm saatler GMT +2 Saat
|