| Yazar |
Mesaj |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1541
Şehir: Aydın

|
|
AYLA'NIN İNTİKAMI
İlker zengin bir işadamıdır. Büyük bir şirketin sahibidir. Oldukça fazla çalışanı vardır. Sekreteri Ayla'da bunlardan biriydi. Taa ki kahveyi İlker'in üstüne dökene kadar. O gün zaten sinirleri tepesinde olan İlker Ayla'yı işten çıkarmıştı. Ayla altı üstü bir kahve dökmüştü. Olanlara bir anlam bile veremiyordu. Ama artık işsizdi.
1 yıl sonra:
İlker iş yorgunluğu sebebiyle bir arkadaşı ile bir kafeye oturmuş birşeyler içiyordu. Sırt ağrılarından şikayetçiydi İlker. Bunu arkadaşına anlattı. Arkadaşı ona "Bağcılarda süper bir masaj salonu var. Oradaki elemanlar bir sırt masajı yapıyorlar ki sorma. Benimde sırtımda ağrılar vardı oraya gittim geçti." dedi. Bunun üzerine İlker oranın adresini aldı.
Ertesi gün bütün randevularını iptal etti. Bütün gün bilgisayarın başında iki büklüm oturmaktan mahvolan sırtını rahatlatmak için ayıracaktı bu günü. Bağcılara verilen adrese gitti İlker. İçeri girdiğinde oldukça otantik bir ortamla karşılaştı. Loş ışıklar, hafif hafif yanan mumlar ve oldukça şık bay, bayanlar. İlker sırt masajı istediğini söyledi. Görevli: "Elle, ayakla, taşla yapılan çeşitlerimiz var. Hangisini istersiniz?" diye sordu. İlker "Siz hangisini tercih edersiniz. Sırtım çok ağrıyor. Bütün gün bilgisayar başındayım ben." dedi. Bunun üzerine görevli İlker'e ayakla yapılan masajı önerdi. Çünkü bu tekniği Japonlar bulmuştu. Onlarda şifa konusunda uzmandı. İlker kabul etti ve tek kişilik olan masaj odalarından birine geçti. Bir bayan masör geldi ve İlker'in sırtına çıkarak onu çıplak ayakları ile iyice ezdi. Masaj gerçekten çok rahatlatıcıydı. Çıkışta görevlilere teşekkür etti ve oradan ayrıldı.
İlker'in dikkat etmediği bir husus vardı. Çalışan bayan masörlere şöyle bir göz atsa aralarında bir yıl önce işten attığı Ayla'yı da görecekti. Ayla, İlker onu işten attıktan sonra bir çok işe girmiş, oldukça zor günler geçirmişti. Son üç aydır da burada çalışıyordu.
Ertesi gün İlker gene masaj salonuna gitti ve aynı masajdan istediğini belirtti. Bu sefer dünkü kız gelmemişti masaj için. Bu sefer gelen Ayla'ydı. Ama İlker sırtını yukarı verdiğinden kimin geldiğini görmedi. Açıkcası kimin masaj yapacağınıda umursamıyordu. Yeterki gelen kişi iyi masaj yapsın istiyordu. Yalnız Ayla hep istediği intikamı almak için hazırlıklıdı.
Önceleri normal masajını yapıyordu. "Özel servis ister misiniz İlker Bey?" diye sordu. İlker rahatlama yüzünden kendinden geçmiş bir şekilde "Evet..." dedi. "O zaman hiç kıpırdamayın." dedi masör Ayla ve bir anda İlker'in ellerini ayaklarını uzandığı yere bağladı. Birtek kafasını oynatabiliyordu İlker ama hala hiçbirşeyden şüphelenmiyordu. Taa ki Ayla İlker'in ağzını tıkayıp "Beni tanıdın mı?" diye sorana kadar. O an nasıl bir batağa saplandığını anladı İlker. Ama yapabilecek hiçbirşeyi yoktu. Elleri ve ayakları çok sıkı bağlanmıştı. Ağzı desen tıkalıydı. Ayla şimdi İlker'in üstüne çıkmış hopluyor zıplıyordu. Açıkcası bu İlker'e başta çok acı vermesede giderek dahada sert geliyordu. Ayla bir andan İlker'in önüne bir sandalye attı ve tam karşısına oturdu. Tüm gün çalışmaktan terlemiş ayaklarını İlker'in suratına sürmeye başladı. Ayakları iğrenç kokuyordu Ayla'nın. İlker ise çaresizce boynunu çevirip duruyordu. Ayla bundan oldukça zevk alıyordu. Şöylece bir İlker'e baktı."Artık işimizi bitirelim." dedi. Çekmeceden çıkardığı çivi, bıçak gibi kesici şeyleri İlker'in altına koydu ve tekrar üstüne çıkıp İlker'i çiğnemeye başladı. Artık her çiğneyişinde o kesici şeyler İlker'in göğsüne, karnına batıyordu. Buna bir süre daha devam etti. İlker'in kafasına falan bastırıyor, tekme atıyordu ki kapı açıldı bir anda. İlker o anda ümitlenmişti. Ama kapıyı açan kız " Hadi patronlar gelmeden bitir şunun işinide kurtulalım." dedi. Ayla'da "Tamam." dedi ve kapıyı kapattı. Tekrar İlker'e döndü. Aşağı eğildi ve yerden bir çift çivi topuklu ayakkabı çıkardı. Onları giydi ve İlker'i ezmeye devam etti. Bir süre sonra İlker'in sırtı paramparça olmuştu. Acıdan inim inim inliyordu İlker. Ama bağıramıyordu. Artık ayakkabılarını çıkarmış bir şekilde devam ediyordu Ayla İlker'i ezmeye.
Ayla son basışlarını yaparken şöyle bağırdı. "Yanında sekreter iken beni manevi olarak sen eziyordun. Ama son gülen iyi güler. Şimdi ben seni bir böcek gibi, fiziksel olarak eziyorum." dedi ve eski Türk filmlerini aratmayacak kötü kadın kahkasını patlattı. Artık İlker'in organları dışarı dökülmeye başlamıştı.
Biraz sonra İlker'in işi tamamen bitmiş ama Ayla hala hıncını alamamıştı. Odaya giren arkadaşları onu zor durdurdular. Daha sonra İlker'in cesetini toplayıp dışarı attılar ve etrafı temizlediler.
Ayla asla yakalanmadı ve bu işi hobi haline getirdi. İnternette bulduğu trample seven zavallı kişileri ağına düşürüp bu yolla öldürdü...
AMAZON GEZİSİ
Dr. İlker o yıl emekli olmuştu. Bir tek o değil. Aynı hastanede beraber çalıştığı bir çok arkadaşı da emekli olmuştu. Yıllardır hep tek bir şeyin hayalini kurmuşlardı. Bir gün Amazon ormanlarına gitmek. Nöbetlerde, zorlu ameliyatlardan sonra, birbirlerini ziyaretlerde hep bundan bahsetmişlerdi. Şimdi 3 arkadaş İlker, Mehmet, Emin üçüde emekli olmuş ve oldukça iyi bir miktar emekli ikramiyesi almışlardı. Elbetteki bu parayla üçü birlikte Amazon gezisine çıkacaklardı.
İlk işleri bu tarz bir organizasyon düzenleyen yer aramak oldu ama onu bulamadılar. Ve kendi başlarına bu işi yapmaya karar verdiler. Uçak biletleri, kamp malzemeleri hepsini ayarladılar. Artık yola çıkmaya hazırdılar. Hepsi çocuklar gibi heyecanlıydı. Yıllardır hayallerini kurdukları şey oluyordu.
Uçağa binmeleri ile inmeleri arasında geçen zaman onlara saniyeler gibi geldi. Artık Afrika'ya gelmişlerdi. Ufak bir otobüs yolculuğunun ardından Amazon Ormanı yakınındaki bir kabile köyüne geldiler. 1 gece orada konaklayacaklardı. Kabile onları oldukça iyi karşıladı. Adaklar kestiler, en güzel çadırı verdiler onlara. Gece belli bir saatten sonra kabilenin ileri gelenleri çadıra geldi ve 3 emekli doktorla konuşmaya başladı. En yaşlı ve ulu olanları "Sakın gitmeyin. Amazon'a gitmeyin. Zaman Tanrı'ların zamanıdır. Acımasızlık kokar orman, kan kokar. GİTMEYİN!". Bütün diğer ileri gelenler onu onayladılar. Bu uyarıları pek ciddiye almamıştı 3 doktorda.
Ertesi sabah kabile ileri gelenlerinin son uyarılarına karşın 3'lü yola çıkmıştı bile. Artık ormana dalmışlardı. Amazon'u enine boyuna gezeceklerdi. Kamp malzemelerini eksiksiz almışlardı. Orman ağaçlarını içlere girdikçe sıklaştırıyordu. Yürümek, ilerlemek her geçen saniye daha da zor oluyordu.
Uygun bir yer bulunca orada konaklamaya karar verdi üçlü. Çadırlarını kurdular ve yemeklerini yediler. Geceyi burada geçireceklerdi. Geceleyin vahşi hayvanların yaklaşmaması için ateş yakmaları lazımdı. Mehmet biraz çalı toplamak için kamptan biraz uzaklaştı. İlker ile Emin ise sohbet ediyor, kap kacağı topluyordu. Ama bir anda Mehmet'in çığlığı geldi. İlker ile Emin elindekileri bırakarak o yöne koşmaya başladılar. Açıkcası bir yılan sokmasından felan korkmuyorlardı, çünkü 3'üde doktordu ve yeterince sağlık malzemeleri vardı. Önemli olan büyük bir hayvanın saldırmamasıydı. Sese doğru gidiyorlar ama Mehmet'i göremiyorlardı. Bir anda ikisi de kafalarına gelen bir darbe ile bayıldılar. Orman sessizleşmişti.
İlker ve diğerleri uyandığında kıpırdayamıyorlardı. Çünkü 3'de sıkı sıkıya bağlıydı. Kafalarında müthiş bir acı vardı. Biraz sonra 2 kadın ellerinde mızraklarla yanaştılar. Bu kadınlar oldukça uzun boylu idi, yırtık ve kısa, sarılı yeşilli elbiseler giyiyorlardı. Mızraklarının düz ucu ile üçüne de birer defa vurdular. Uyanmalarını sağlıyorlardı. Daha sonra üçünün ayrı ayrı bağlı olduğu kütükleri kaldırdılar ve taşımaya başladılar. Kadınlar aralarında bişiler konuşuyordu ama ne olduğu anlaşılmıyordu. İlker ve diğer doktorlar hala şaşkındı.
Kabile gibi bir yere gelmişlerdi. Ama burası o girişteki kabileden çok farklıydı. Başlarına gelen 5-6 kadın daha vardı. Biri diğerlerinden daha farklı ve daha gösterişli giyinmişti. Kafasını sağa doğru sallayarak bişiler söyledi. Şimdi bağlı bulundukları kütükler yeniden taşınıyordu. Bir anda ipleri kesildi. 3'ü birden kadınlara saldırmak istedi ama kadınlar sandıklarından daha güçlü idi. Kolayca durdurdular 3 emekli doktoru. Şimdi her birini büyük bir kadın heykelinin önündeki 3 taş masaya yatırdılar. Kalkmak isteselerde nafile. Bu Amazon kadınları oldukça güçlüydü. Tek elleri ile onları bastırıyorlardı. Birazdan üç kap sıvı getirdiler ve üç doktorunda ağzına zorla döktüler bu sıvıları. Bu sıvı oldukça garipti. Adamı kıpırdayamayacak hale getiriyordu ama uyuşturmuyordu. Hala her türlü acıyı hissedebiliyorlardı. 3 taş masanın ön tarafındaki heykelin önünde bulunan kadın elini havaya kaldırdı ve bişiler bağırdı. 2 tane Amazon kadını sağ ve soldaki taş masaya yaklaştı. Bu masalarda Mehmet ve Emin vardı. Kadınlar masaların önündeki kovalarda bulunan sulara ayaklarını soktular. Daha sonra Mehmet ve Emin'in üstüne çıktılar. Bir halıda yürürmüşcesini üstlerinde yürümeye başladılar. Mehmet ile Emin korkuyordu. Kadınlar dua benzeri bişiler okudular. Ayaklarındaki suyu Mehmet ve Emin'in dudaklarına sürdüler. Ardından adımlarını sertleştirerek yürümeye devam ettiler. Mehmet ve Emin'in sağına ve soluna birer Amazon kadını daha yanaştı. Onlar ellerindeki ufak bıçaklarla ikisininde vücudunda yaralar açmaya başladılar. Üstlerinde yürüyen kadınlar bu yaralı noktalara basmaya başladılar. Yaralar açılıyor Mehmet ile Emin çok kan kaybediyordu. İlker ise tam ortada çaresizce olanları izliyordu.
10 dk sonra Mehmet ile Emin'in tüm organları yerde, o iki Amazon kadının ayakları ise bileklerine kadar kan içindeydi. Tahtta oturan ve İlker'in Kraliçe olduğunu tahmin ettiği kadın bir kez daha bağırdı. 2 tane Amazon kadını onun yanına gitti ve ellerinden tuttu. Kadın ağır adımlarla İlker'in masasının önüne geldi. Hemen 2 Amazon kadını yere eğildi. Ve Kraliçe'nin ayaklarını yıkadı. Kraliçe masanın üstüne çıktı. İlker'in üstünde ağır adımlarla ilerledi ve ayak parmaklarını İlker'in dudağına sürdü. O da giderek adımlarını hızlandırıyordu. İlker sonunun farkındaydı. Ama elinden gelen bişi yoktu. Kadın sol elini yana açtı ve "Goiras" diye bağırdı. Ordaki Amazon kadınlarından biri Kraliçe'nin eline bir mızrak verdi. Kraliçe bu mızrakla İlker'de sıyrıklar açtı. Bu sıyrıklar ustuca açılıyordu. Öyle noktalar kesiliyordu ki, basınç uygulandığı an yarık büyüyordu. Kraliçe artık ölüme çok yaklaştırdığı İlker'e baktı. Sonra kafasını yukarı kaldırdı. İki eline havaya doğru kaldırdı ve bağırdı. Artık daha hızlı bastırıyordu. Her geçen saniye ayağının tabanı basıncını artırıyordu. Doktor İlker'in yapabileceği hiçbirşey yoktu. Kraliçe son adımlarını atarken bu işten zevk almış gibi duruyordu. Dr. İlker ise son nefesini bir Amazon Kraliçe'sinin ayakları altında veriyordu...
|
|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
tozer
Usta Yazar


Yaş: 35
Kayıt: 26.10.2002
Mesajlar: 721
Şehir: Ankara

|
|
| 2 birbirinden güzel hikaye için çok teşekkürler ben 1. sini daha çok beğendim zira çivi topuk gerçekten tam bir intikam aracı
|
|
|
|
|
|
 |
     |
 |
Dexter
Royal Üye


Yaş: 25
Kayıt: 19.12.2005
Mesajlar: 2393
Şehir: Pas encore

|
|
Flash iki hikaye de güzel olmuş ..Eline sağlık sanırım ben de 1.sini tercih etmek durumundayım çünkü daha rastlanabilir bi hikayesi var sonuç haricinde..
İki hikaye için de sağol..
|
|
|
|
_________________ http://dexphenomena.wordpress.com/
|
|
 |
       |
 |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1541
Şehir: Aydın

|
|
| Dediğim gibi fikirler başkasından geldi ben sadece yazdım. Elbetteki beğeni size kalmış...
|
|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
xxxman657
Tecrübeli


Yaş: 23
Kayıt: 03.06.2003
Mesajlar: 133
Şehir: Istanbul

|
|
ben korktum bu hikayelerden ya artık ne masaj salonuna ne de amazonlara gitmem asla
iki tarafında hayrına olan şöyle kan, şiddet vs.. içermeyen bişeyler yazsak
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
taz
Acemi


Yaş: 34
Kayıt: 28.02.2005
Mesajlar: 47
Şehir: istanbul

|
|
| iyi yazmışın tam filimlik olmuş
|
|
|
|
_________________ Ey sen ki,kul ettin beni onmaz yakışınla,
|
|
 |
       |
 |
slach
Usta Yazar


Yaş: 21
Kayıt: 14.12.2003
Mesajlar: 484
Şehir: İZMİR/BUCA

|
|
| abi çok güsel eline sağlık
|
|
|
|
_________________ KALEMLERİMİN UCU ZEHİRLİ İĞNE SAYFAM İSTERİK,YAZSAN DOYMAZ GÖNÜLDENDİR ŞİKAYET,ATEŞ KESİLSE CESET YERDEN KALKMAZ
|
|
 |
    |
 |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1541
Şehir: Aydın

|
|
Sağolun arkadaşlar. Seviniyom valla siz bölee diyince. xxxman657 iki tarafında hayrına olacak hikaye galiba footjob olur oda benim tarzım değil. Yani öle bir hikaye yazarsam gidin Cin Ali okuyun daha fazla fetişizm içerir ...
|
|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
ezilmiş
Acemi


Yaş: 35
Kayıt: 09.08.2005
Mesajlar: 46

|
|
eline sağlık falsh kardeş bu hikayelrein kahramanı kim tanıyormusun
yani fikir babası kim tanısak diyoruz yani
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1541
Şehir: Aydın

|
|
Tanımıyom, öyle ezik bir adamıda tanımak istemiyom, ne yapsa ezilyo, böle adam mı olur ...
|
|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
asphodel
Acemi


Yaş: 25
Kayıt: 14.05.2005
Mesajlar: 6
Şehir: Orgrimmar

|
|
güzel olmuş 1. daha güzel. ama amazon ormanları güney amerikada değilmiydi aklıam takıldı ehea
|
|
|
|
_________________ Seeing is Believing!!!
|
|
 |
    |
 |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1541
Şehir: Aydın

|
|
Valla coğrafya bilgim sıfır, o yüzden yazarken araştırmak yerine salladım ...
|
|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
ezilmiş
Acemi


Yaş: 35
Kayıt: 09.08.2005
Mesajlar: 46

|
|
evet hikayeler güzel de
bu ezik arkadaşın suçu ne hep eziliyor
hehe
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
FlashFetis
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1541
Şehir: Aydın

|
|
| O ezik arkadaşın suçu birini devamlı keklemeye çalışmak, daha çok ezilir o...
|
|
|
|
_________________ Öldürün beni!!!
|
|
 |
     |
 |
turko33
Acemi


Yaş: 29
Kayıt: 29.05.2004
Mesajlar: 7
Şehir: istanbul

|
|
 |
    |
 |
|
|