Faneti DergiManken olmak istiyorumFetis KlipFaneti Lady
FeetLoves - BDSMTurk - Beraberlik - Falaka - Fetish WebDesign

  Portal
 Forum  •   Chat  •  Arama  •  Seçenekler  •  Hesap Aç  •  Hesabınız  •  Kişisel Mesajlar  •  Oturum Aç
Sonraki başlık »
« Önceki başlık

Yeni Başlık GönderCevap Gönder « Önceki başlıkArkadaşına Haber VerBu konuya bakan kullanıcıları listeleDosya olarak kaydetPrintable versionKişisel MesajlarSonraki başlık »
Yazar Mesaj
yakari34
Acemi
Acemi


Yaş: 29
Kayıt: 13.10.2005
Mesajlar: 9
Şehir: istanbul
turkey.gif
MesajTarih: Per 04 Eyl, 2008 22:56  Mesaj konusu:  Demir Lady Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

Çok fazla hikaye yazmayan acemi bir yazar olan bana aşşağıdaki hikayeyi yazmamda yardımcı olduğu için mephistophelique'ye teşekkür ederim umarım beğenirsiniz.

Akşam iş çıkışı kursa git, gecenin bir saatinde eve gel sonra da açık öğretime derslerine çalış. Kurslarında biri biter diğeri başlar. Arada arkadaşlarla buluşup, Taksim’de kafayı dağıtmak ve akşamları kısa bir süreliğine dahi olsa hayatımın anlamı olan BDSM içerikli çeşitli siteleri gezip arkadaşlarla msn’de sohbet etmek olmasa hayat çok daha zor olacaktı fikri aklımdan geçer bazen. İşte yıllardır devam eden ve kendisini tekrarlayan hayatımın kısa bir özeti.

O sabah yine işe gitmek üzere erkenden kalktım. Çok fazla oyalanmadan hazırlanıp, kahvaltımı edip evden çıktım. Servise yine son dakikada yetiştim. İşe geldiğimde bugünün ilginç bir gün olacağına dair içimde garip bir his vardı. Sabah çayımızı içip, mesai arkadaşlarımla günlük olağan sohbetimizi yaptıktan sonra yeni projeler üzerinde çalışmak üzere kadim dostum olan bilgisayarımın başına geçmiştim. İşe öylesine dalmışım ki; telefonun acı acı çalmasıyla irkildim. Arayan patroniçemiz Gül Hanım’dı. Beni odasına çağırıyordu. Kendisinin beni aramasından rahatsızlık duyduğumu itiraf etmem gerekiyor. Genel olarak işyerindeki diğer kişilere olan davranışsal tutumu bende böyle bir izlenim bırakmıştır. Kendisi ile karşılaşmalardaki küçük bir merhabadan başka bir diyalogumuz olmamıştır. Şimdi beni yanına çağırıyor olmasına anlam verememiştim. Gül Hanım Almanya’dan 2 sene önce babasının rahatsızlığı üzerine işleri devralmak için gelmişti. Gerçekten çok güzel bir kadındı. Bakışları, duruşu ve konuşma dili bir kadından beklenmeyecek kadar sivriydi. Ofisteki herkes O’nun bu tavrından çekinirdi. Almanya’da uzun süre yaşamış olmasından dolayı BDSM konusunda az çok bilgiye sahip olduğu ve bazı tecrübelerinin olduğunu düşünüyordum. Elbette bunlar düşüncede kalıyordu. Bu konuda karşısına geçmek sadece bir hayalden öteye geçemezdi.

Nihayet O’nun kapısının önündeydim. Derin bir nefes alıp yavaşça kapısını çaldım. Araladığımda, masasında oturmuş ve gözlerini kapıya odaklamış şekilde buluverdim kendisini.

-“Gel yaklaş sallanma ve kapıyı kapat.”dedi.

Dediklerini yaptım. Üstelik istediğine hayır demek mümkün müydü ki? İtiraf edeyim çünkü ofisteki birçok çalışan ve yönetici kendisinden fırça yemişti ve ben o henüz hiddetiyle karşılaşmamış ender insanlardan biriydim. Bunda kendisini gördüğümde uzak durmaya çalışmamın ve hatta kaçmamın büyük etkisi var tabi ki. Ben dediklerini yapınca sözlerine devam etti.

-“Dün akşam Burcu ile senin hakkında konuştuk.”dedi. Ben dayanamayarak:

-“Burcu kim?” diye sordum.

-“Sus!! Her şeyi biliyorum. Artık beni daha fazla kızdırma.”dedi. Bunları söylerken ben masasının tam karşısında O’nun gözlerinden çıkan alevleri görebiliyordum. Bu benim bitişimin ilamıydı. Ünlü bir kitaba adını veren soru gibi. Çanlar kimin için çalıyor? Bu kez belliydi. Benim için çalıyordu kesinlikle.

İçimden kısacık saniyelerde onlarca şey geçiyordu. Demek ki:” Burcu her şeyi yumurtlamıştı.” Bu arda Burcu, benim BDSM camiasında tanıdığım, çok sevdiğim, benim gibi köle olan bir dostumdu. patroniçemi böyle görüp kurduğum hayalleri anlattıktan sonra ısrarlarıma dayanamayıp Facebook’dan Gül Hanım’ı bulmuş, kısa süre sonra samimi iki arkadaş olmuşlardı. Ama amaç belliydi. Acaba hayallerimin gerçek olma şansı var mıydı? Bunu öğrenmeye çalışacaktı benim için. Hatta bir adım ötesi bile olabilirdi. Benim üyesi olduğum Bdsm sitesine oda kayıt olabilirdi. Genelde her akşam konuşmaları ile ilgili detayları Burcu bana anlatırdı. Geçen akşam hariç. Şarjının azaldığını ve beni arayacağını söyleyerek kısa kesmişti konuşmamızı. Şimdi anlıyorum ki; benimle ilgili bilinmemesi gerekenleri açıklamıştı ve sanırım biraz sonra gerçekler yüzüme vurulacak, ardından da kovulacaktım. Atılmak dışında bir de bu olayın iş ve aile çevreme sızması durumu vardı şimdi. Semt ve dini görüş olarak oldukça bağnaz bir kesime aittim. Kendilerine göre uzun olan saçıma bile laf ettiklerine göre bunu öğrenseler neler derlerdi. Bu gerçeği kaldırabileceklerini sanmıyorum.

-“Demek Bdsm ile ilgileniyorsun ve bir kölesin. Senin bir köle olabileceğini hiç zannetmiyorum.”dedi.

Anlamsız bir şekilde bu fikrin sebebinin sürekli çalışma masamın dağınık olduğunu görmesidir diye düşündüm. Sürekli bir şeyler diyordu. Cevap vermeli mi? Yoksa kesmeden dinlemeli miydim? Henüz ben karar bile verememiştim ki; sözlerine devam etti:

-“Türkiye’de böyle şeylerin olabileceğini hiç düşünmemiştim. Hele bizim ofiste böyle birinin olacağını hayal dahi etmiyordum. Ne kadar süreden beri böyle şeylere ilgi duyuyorsun? Hiç tecrüben oldu mu?” gibi sorulara cevap verdikten sonra kendisinden bahsetmeye başladı.

-“Ben de Almanya’da yaşadığım zamanlarda…”diyordu ki kapı çaldı. İhracat Şefimiz Banu Hanımdı gelen.İçimden lanet etmeye başlamıştım şanssızlığıma, kaderime. Banu Hanım imzalanması gereken acil evraklar olduğunu ve içeriklerini anlatarak Gül Hanım’ın masasına yaklaştı.


Gül Hanım:

-“Şimdilik bu kadar işlerine dönebilirsin.”dedi bana. Bende sesimi çıkartmadan şok içinde masama döndüm. Daha gevşememiştim ki; telefonum çaldı. Arayan O’ydu.


-“Mesai bitiminde çıkma. Telefonumu bekle.”dedi ve kapattı.

Benim hemen Burcu’yu aramam ve olan bitenler hakkında bilgi almam lazımdı.

-“Burcu neler oldu? Bütün her şeyi anlatmışsın inanamıyorum sana. Bari söyleseydin bana. Hazırlıklı olurdum her şeye. Odasına çağırdı, her şeyi bildiğini anlattı bana.

-“Sabahtan beri arıyorum seni. Telefonun kapalı anonsu veriyor. İkinci hattın açıktı sanırım. Ofisten ulaştım, onunla toplantıda olduğunu söylediler, işte o zaman geç kaldığımı anladım.”

-“E anlat bakalım işler buraya nasıl geldi?”

-“Dün akşam Taksim’de buluştuk. Hafif bir şeyler yedik. Konuyu yemek yerken açtım. Bdsm içinde olduğumu. Aslında herkesin gizli gizli yaşadığını falan. Etrafında bilmediği birçok kişi olabileceğini falan. Sonra bir bara davet etti. Gittik. Bizim gittiklerimiz gibi bir yerdi. Bende dökülmenin sırasıdır dedim. Aslında seni direkt söylemeyecektim ama o sordu. Bu kişiyi tanıyor musun mesela diye? Bende o zaman anlattım bütün bu olanları. Olay budur.”dedi.

-“Senin tam tersini yapman gerekmiyor muydu? Yani onun ağzından laf almak gibi. Yaktın beni resmen. Akşam çıkışta benden haber bekle dedi. Kesin kovacak. Ne yapsam ki ben ya?”

-“Canım gerçekten özür dilerim. Aslında istem dışı oldu. Çok içtik. Kadın uyanık güzel. Cidden tehlikeli bir şey o çok dikkatli ol. Şimdi kapatmalıyım bende ofisteyim rahat konuşamıyorum ama dediklerimi unutma tamam mı?”
-“Dur kapatma!!” “Hay aksi, kapandı.”

Akşam olmak bilmedi bütün bu olan bitenden sonra. Her akşam gittiğim kursa gidemeyecektim bu gün. İşyerindeki birkaç kişi ile ortak katıldığımız eğitim amaçlı bir kurstu bu. İşlerimin olduğunu bahane ederek ektim onları. Genelde mesai bittimi deli gibi ofisten ayrılan ben, kıvranarak bekliyordu. Bu durum bazılarının dikkatini çekmiş olacak ki, dayanamayıp sordular.

-“Savaş hayırdır? Sen kalmazdın bu saatlere kadar. Her şey yolunda mı?”

-“Ya sorma yetiştiremedim bazı şeyleri. Üç beş detay var o da bitsin çıkacağım.”inanmaları umuduyla söylemiştim. Şu anda işe yaramış gibi duruyordu.

Mesai biteli yaklaşık 45 dakika olmuştu. Halen arayan soran yoktu. Ne kadar geçti bilmiyorum. Telefon çaldı. Hemen saate baktım. 20:36. Arayan O’ydu.

-“Şimdi ofisten çık ve beni Levent Metro’sunun önünde bekle.”diyordu.

Uzun zamandır beklediğim o komutu almıştım. Hızla ofisten çıkmış, bir sonraki adım olarak ne yapmam gerektiğini düşünmeye başlamıştım. Levent’e nasıl gidilirdi? Bunu düşünüyordum. Şuurum neredeydi benim? Afallamıştım. Nasıl gidileceğini bulduğum anda ikinci kaosla karşılaştım. Hangi çıkışında beklemeliydim? Kendisi de bir şey dememişti bu konuda. Aradığında neden sormamıştım ki bunu? Ne kadar aptaldım, kaderime kahrediyordum artık. Ofisi arayıp telefonumu bulabilir, belki de Burcu’yu arar ve ondan ister telefonumu düşüncelerini içimde sindirip, biraz olsun kendimi rahatlatmaya çabalıyordum. En bilindik çıkışı tercih ettim bu nedenle. Şimdi Metro City’nin önünde kendilerinin huzuruna çıkmak için sabırsızlıkla bekleyen adı sıfatı olmayan biriydim.

Heyecandan ne yaptığımı anımsamıyorum şu an bile. Ama ellerimin ve ayaklarımın istemsiz titremeleri aklımda kalmış bariz şekilde. Ardı ardına yaktığım sigaralar bile ne yapması gerektiğini bilirken ben amacı belli ama silik şekilde beklemeye devam ediyordum. Bir polis memuru gibi geçen bütün arabaları inceliyordum. Olur da gelirse kaçırmamak amacıyla. Gelen giden yoktu. Yarım saat geçmişti. Hala yoktu. Bir şeylerin yanlış gitmeye başladığını düşünmeye her başladığımda içimde yeni sakinleştirici nedenler bulmak çabasıyla duruluyordum. Bu gibi durumlarda en kötü şey iç çekmekti sanırım ve ben bunu yapmaya başlamıştım bile. İşte o anların bilmem kaçıncı dakikasında patroniçemin arabasını seçti gözlerim. Kendileri de beni görmüştü. Yanıma yaklaşarak arabanın camını açtı.

-“Araba kullanmasını biliyor musun?” diye sordu.
-“Evet” diye cevapladım. Arabadan inmesini ve açtığım kapıdan içeri girmesini bekledim. Yumuşak bir hamle ile kapısını kapatıp direksiyonun başına geçtim. Arzu ettikleri bir yer olup olmadığını sorduğumda, devam etmemi; kendisinin tarif edeceğini belirttiler.

Uzun bir sessizlik hakimdi. Ben de ilk bozan olmak gayretinde değildim. Yanımda hareketlenme olduğunun farkında olmama rağmen, ne oluyor diye bakmaya cesaret edemiyordum. Kısa süre sonra bir çift ayakkabı torpidonun üzerine iliştirildi.

-“Yazın ayakkabı çekilmiyor. Malum sıcak.”dedi.
-“Hıhımm. Çok haklısınız.”diyebildim cevap olarak.

Bütün konsantrem bozulmuştu. An an ayakkabılarına bakıyordum. Bir az önce bütün gizemini içinde taşıyan ve benimle paylaşmayan bu kıskanç şeyler yanı başımdaydı. Göremediğim o güzellikleri hayal etmeme izin veriyorlardı. Ayakkabının içinden ince bir deri kokusu yayılıyordu. Klimanın etkisiyle yavaş yavaş arabayı etkisine aldı. Artık bir fark olmaktan çok havanın ta kendisine özgü esansı olmuştu bu muazzam lezzet. Çaktırmadan derin soluklar alıyordum varlığından. Kokudan büyülenmiş bir şekilde ne kadar yol aldığımı dahi hatırlamıyorum . Klakson sesiyle irkildim. Yeşile dönen ışığı fark etmemiştim. Kraliçem de buna sinirlenmiş olacak ki; ayağıyla dürterek:

-“Heeyyy!!!.Uyudun mu??!!”diye haykırdı.
-“Özür dilerim. Dalmışım.”dedim mahçup bir sesle ve hareket ettim.

Üçyüz metre kadar bir yol almıştık ki:

-“Şimdi sağ dön ve dördüncü evin garajına park et.”diye beni yönlendirdi kendisi.

Eve yaklaştığımızda büyük bahçesi olan ağaçlıklı küçük bir koruyu andıran bahçeli bir evdi bu elindeki kumandayla bahçenin kapısını açtı ağaçlıklı yoldan garaja doğru ilerledik
Araçtan ilk inen kendisi oldu. Ayakkabılarını almamı tembihledi. Mükemmel şeyler ellerimin arasındaydı. Önümde bastığı yerleri kıskandıracak kadar güzel ayaklarıyla yürüyen hayallerimdeki Efendi’m vardı. Küçücük ayakları ve kırmızı güzel ojeleriyle beni büyülemişti. Şuursuz benliğimle kendisini takip ediyordum. Halime şükrettim bir an. Araba kullanırken onları göremediğim için. Kesin bir kazaya neden olurdu bu ayaklar. İki senedir beklediğim hayal şimdi eğer bu da bir rüya hali değilse gerçekleşmişti.

Bastığı her an ayağına bir şeyler batacak diye endişe ettim. Evin bahçesindeki o çimli alan en kıskandığım şey oldu. Güzel ayaklarını içine alan bir mekan. Ben çok uzun zaman beklemiştim. Ben senden daha çok hak ediyorum diye düşündüm. Çimli yolun bitiminde işaret ederek ayakkabılarını istedi evet o an son derece mutluydum hatta bulutların üzerinde uçuyorum diyebilirdim avuçlarımdaydı yok yok kesin rüyadaydım ve birazdan alarm çalacak ve uyanacaktım.Hızlıca ayakkabılarını giydirdim taşlı yolu geçtikten sonra Birkaç basamakla bahçe içindeki iki katlı evin kapısına geldik. Elindeki anahtarla kapıyı açtı. Evden içeriye girdiğimizde gecenin karanlığında sessizliği bozan tek şey o topuk sesleriydi o seslerin aslında kalbimden mi geliyor yoksa o topuklardan mı pek emin değildim tık tık tık o sesi takip ederek arkasından ahşap merdivenlerden üst kata kadar çıktım.
Büyük bir odaya girdi ve koltuğa oturdu. Ben içeri girince ne yapmam gerektiğini bilemedim. Sıradan biri? İş arkadaşı? Kölesi? Sevgilisi? Nesiydim ki?
-o an bakışlarıyla orada bekle demişti adeta sanırım korkudan olacak dizlerimin bağı çözüldü ve dizlerimin üzerine çöktüm kaldım.

Geldiğimiz yer yazlık bir mekandı. İstanbul’da ama şehir gibi değil. Bakımlı güzel bir evdi. Yakın bir zamanda gelindiği belliydi. İçeride temizlik kokusu vardı. Bunu hissedebiliyordum. Dizlerimin üstüne oturmuş suskun bir şekilde tam Gül Hanım’ın güzelliğine dalmıştım ki etkileyici ses tonunu duyup kendime geldim.

-“Biliyorum senin için şaşırtıcı gelişmeler bunlar. O yüzden açık açık konuşalım. Şu anda bir karar vereceksin kendin için. Bu güne kadar benim bu yönümü görmedin sen. Şimdi her gülün dikeni vardır durumu söz konusu senin için. Bilmediğin bir yoldasın Savaş bir nevi köprüden önceki son çıkış. Şimdi hiçbir şey olmamış gibi şu kapıdan çıkarsın, yarın işe gelirsin. Masana oturursun. Güzel bir istifa mektubuyla ve iyi bir tazminatla işten ayrılırsın. Ha küçük bir dipnot: Bu evden o gülün dikeninin tadına bakmadan ayrılamazsın.”

-“O dikenlerin vücuduma açtığı yaralardan akacak kırmızı kanda ben sadece Gül’deki kırmızı rengi görür ve mutlu olurum. Demek ki; o Gül bana dikenlerini batırabilecek kadar yakın diye düşünürüm.” cevabını verdim. Gülümsedi.
-“O zaman sana Gül’deki kırmızı rengi gösterelim.” Dediğimde tekrar dizlerim titremeye başladı. Yanında duran sehpanın üzerindeki küçük bir düdüğe benzeyen bir şey vardı ona üfledi ama sanırım bozuktu hiç ses çıkmadı diye düşünüyordum ki merdivenlerden patır patır sesler gelmeye başladı ve kapıdan üç tane köpek girdi içeriye Ben irkilerek birkaç adım geriye çekildim. Bu sahneden büyük bir zevk almıştı.

-“Korktun mu?”
-“Hayır. Öyle düşünülebilir lakin it iti ısırmaz diye düşünüyorum.”

-“Aferin sana. Sanırım seni eğitirken fazla zorlanmayacağım.”dedi. Melek gibi yüzünde o şeytani ifadeyi görünce şeytanın da bir zamanlar melek olduğu aklıma geldi. Aklımda onlarca fikirle kendi kendimi yerken, köpekler deli gibi ulumaya devam ediyordu. Şimdi ıssızlığın bozulmasına vesile olacak bu evde, patroniçemin benden neler isteyeceğinin heyecanı ile kendisine bakıyorum. O ise sadece gülümsüyordu.


Akrep Cinsiyet:Bay Keçi Çevrimdışıyakari34 kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderMSNM
Optikmouse
Acemi
Acemi


Yaş: 28
Kayıt: 05.09.2005
Mesajlar: 20
Şehir: İstanbul
turkey.gif
MesajTarih: Per 04 Eyl, 2008 23:15  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

Çok güzel gidiyor bence. Çok sevdim Ellerine sağlık.
Merakla devamını bekliyorum.


Balık Cinsiyet:Bay Maymun ÇevrimdışıOptikmouse kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönder
Bomonti
Royal Üye
Royal Üye


Yaş: 20
Kayıt: 25.09.2004
Mesajlar: 1643

turkey.gif
MesajTarih: Per 04 Eyl, 2008 23:27  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

Vallahi etkileyici hikaye. Gerisi mutlaka gelmeli...

_________________
How can i be lost?
If I've got nowhere to go?

Aslan Cinsiyet:Bay Ejderha GizliBomonti kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönder
emesen
Tecrübeli
Tecrübeli


Yaş: 20
Kayıt: 19.01.2008
Mesajlar: 87

blank.gif
MesajTarih: Cum 05 Eyl, 2008 00:20  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

bakalım neler çıkacak devamında
seni köpeklere yem yapar bu hikayede burda bitermiş Very Happy


Koç  Ejderha Gizliemesen kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönder
DerVulkan
Royal Üye
Royal Üye


Yaş: 31
Kayıt: 09.10.2007
Mesajlar: 1591
Şehir: Eskişehir
turkey.gif
MesajTarih: Cum 05 Eyl, 2008 01:25  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

Çok içten yazılmış, emeğe sağlık..


Aslan Cinsiyet:Bay Yılan ÇevrimdışıDerVulkan kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderE-Posta gönder
mephistophelique
Usta Yazar
Usta Yazar


Yaş: 27
Kayıt: 02.09.2007
Mesajlar: 741
Şehir: İstanbul
turkey.gif
MesajTarih: Cum 05 Eyl, 2008 17:42  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

bir editlesem devam edecek Smile

_________________
Image

Kırmızı Güzeldir...

Boğa Cinsiyet:Bayan Horoz Gizlimephistophelique kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
hayyam
Fetiş&BdSm Usta
Fetiş&BdSm Usta


Yaş: 34
Kayıt: 23.10.2002
Mesajlar: 813
Şehir: in
blank.gif
MesajTarih: Cum 05 Eyl, 2008 21:46  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

Frawn Idea Idea

_________________
Image

Aslan Cinsiyet:Bay Kaplan Çevrimdışıhayyam kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderMSNM
FlashFetis
Royal Üye
Royal Üye


Yaş: 23
Kayıt: 22.08.2005
Mesajlar: 1976
Şehir: Aydın
turkey.gif
MesajTarih: Pzr 07 Eyl, 2008 16:57  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

Devam et bencede...

_________________
Öldürün beni!!!

Balık Cinsiyet:Bay Bufalo ÇevrimdışıFlashFetis kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderMSNM
yakari34
Acemi
Acemi


Yaş: 29
Kayıt: 13.10.2005
Mesajlar: 9
Şehir: istanbul
turkey.gif
MesajTarih: Per 16 Ekm, 2008 18:35  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

Ani bir hareket ve şıklayan parmakla beraber köpeklerin geldikleri gibi kaybolmaları bir oldu ama sesleri kesilmiyordu!!!
Dışarıdan gelen uluma seslerinin insanın içini ürperttiği bir anda,Gülümsemesinin giderek sertleşen bir ifadeye büründüğünü fark ettim...

Köpeklerin ulumaları kesilmeye yüz tutarken, bunu kendim için bir işaret olarak algılamıştım.
Bakışlarının paralelinde sindiğini hissettiğim benliğim,
yerinden kalkıp pencerenin kenarına geçmişti sanki. Biraz anlamsız, biraz acır bir bakışla onlara baktı ve Evin içinde adım adım ilerlerken pervazını takip eden bir hatla onlar patroniçemi dışardan takip etmekteydiler...

(Onlar bunu yaparken ben duramazdım). Biranda kendimi farklı bir alemde buldum . Fareli köyün kavalcısı hikayesini anımsıyorum .

Dört köpek, o büyüleyici ayakkabıların yerde bıraktığı izi,yerden kalkarken çıkarttığı kendisine has sesi takip ediyorduk!
Sonumuzun hikayedeki gibi acı bir sonla biteceği riski bile gözümde büyümemekteydi. Hikayedeki kavalcının fareleri etkisi altına alıp derede boğduğu geçti aklımdan biran'da, Acaba patroniçemin aklında benim için neler vardı? Bunu tahmin etmekten vazgeçmek kaderime razı gelmek vaktiydi artık,

Bütün odayı büyük bir minnet duygusuyla hanımefendinin peşinden gezdikten sonra, Çok mutlu olduğumu fark ettim. Odanın hemen yanında küçük başka bir oda olduğunu anladığımda ise , O büyüleyici sesi takip ederek bu odaya çoktan girmiştim. Başımı hafif kaldırdım ve burası küçük bir çalışma odasıydı...

Duvarlarda bir arada kitap ve evrakların olduğu raflar ve masayla birlikte şirin bir ortamdı.

Göz göze geldik ve bir anlık emirsiz yapılan bu bakıştan dolayı bir ceza almak istemiyordum. daha yeni başlamıştı bir şeyler olmaya. 2-3 dakika kadar bir zaman geçti. Yere baktığımdan tam olarak neler olup bitiyor farkında değildim. Uzaklaşan adımlarını duyuyordum.Ardından bir kapı sesi, sonra kapanan bir kapı sesi daha…

Ardından acı bir gıcırtıyı, tırmalamayı çağrıştıran seslerin ne olup bittiğini anlamam ve savunmaya geçmem bunların hepsi birkaç saniyede olup bitmişti.
Patroniçem bahçeye açılan kapısını açmış ve o canavarları içeriye almıştı. Artık verilen bir komutun sonucumuydu yoksa yabancı bir insanın kokusunu almalarından dolayımıydı?

Bilemiyorum, yanı başımda varolunca sevimsizlikleri ve vahşilikleri ile bana gürlercesine kinlerini kusuyorlardı.

Onları görür görmez var olunca hızla masanın altına atıverdim kendimi,masanın altından köpeklerin davranışlarını analiz ediyordum. Olurda bana saldırırlarsa diye...

Hanımımın ayak seslerini duydum. Benimle birlikte şirin yaratıklarda duymuş olacaklar ki seslerini kestiler içime büyük bir huzur doluverdi. Sonrasında yerini yeni bir korku kapladı olduğum yerden ayakkabısının sivri burnunu görüyordum kapının dibindeydi artık. Bize bakıyordu, bana ve köpeklere.Gözünde bir farkımız varmıydı bilemiyordum.
Küçük ama acıdığını belirten bir kahkahayla sözlerine başladı;

- Hani it iti ısırmazdı. Neyse şimdi masanın üzerinde 3 kağıt göreceksin ve tercihini son kez burada kullanacaksın.

Birincisi Rusya’daki fabrikada çalışmayı kabul ve terfi ettiğini gösteren kağıda imza atmak. Bu durumda ailenden uzun süre ayrı kalacaksın demektir.
İkinci sayfayı doldurman bütün bu anlamsız şeylerin sonu olacak. O zaman yapman gereken daha basit bir şey boş kağıda kendi isteğinle görevinden ayrılmak istediğini belirten bir yazı yazmak ve Belki işin içine girmeden iki ayak,bir tekme üç aşağılama işi çok cazip gelmiş olabilir.Dediğim gibi tercih senin. Eğer Rusya teklifini kabul edersen,yapman gereken bu akşam ailene bu durumu açıklamak olacak. Geri kalan her şeyi ben halledeceğim. Üçüncü kağıda ise eğer birinci kağıdı imzalaman halinde sürekli kullandığın kişisel eşyaların parfüm,şampuan v.b markalarıyla yazmanı istiyorum
‘’Şimdi yarım saatin var.’’diyerek odadan çıktı. (Ben hala masanın altındayım).Köpeklerde patroniçemi takip ediyordu. Bu odada yalnızdım. Neyin iyi olduğunu düşünemiyordum sanki.
Masanın altından çıktım. Fark etmemiştim o ana kadar ama gerçekten masada 3 tane kağıt vardı.


Sandalyeye oturdum.Elime kalemi aldım. Ne Rusya’sı ne oluyor ben ne yapıyorum gibi kafamdan bugünün muhasebesi geçti düşünürken. Boş kağıdı doldurmaya başladım. İmzamı attığımda hanım efendinin odanın ortasında olduğunu gördüm. Görür görmez ağzımdan ''wooow'' diye bir ses çıktı.

Sonra saçmaladığımı anlayıp sandalyeden kalkmak oldu ilk işim.Kağıtları aldım masanın önünde diz çöktüm elimde kağıtlar, başım yerdeydi.Ben odada geleceğim hakkında bir karar alırken , o üzerini değiştirmişti.

Baştan aşağıya kırmızıya bürünmüştü.Kırmızı mini latex elbise ,iri file çorabı ve rugan ayakkabılarıyla o ana kadar görebildiğim en güzel kadındı. Elimdeki kağıtları aldı ve okumaya başladı Biraz sonra:

‘’Demek ki, kan-gül ve dikenler konusunda bu kadar gerçekçisin.''
İşi kabul ettiğini görüyorum,Akşam ailenle konuş listeyi ben hallederim.Yarın sabah işe gelme ben insan kaynaklarına durumu bildireceğim.Yarın öğlen 11’de metro’nun önünde bekle!Gerisini yaşayarak zaten öğreneceksin... öyle değilmi?


Akrep Cinsiyet:Bay Keçi Çevrimdışıyakari34 kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderMSNM
mephistophelique
Usta Yazar
Usta Yazar


Yaş: 27
Kayıt: 02.09.2007
Mesajlar: 741
Şehir: İstanbul
turkey.gif
MesajTarih: Per 16 Ekm, 2008 18:58  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

tebrik ederim güzel olmuş Smile

_________________
Image

Kırmızı Güzeldir...

Boğa Cinsiyet:Bayan Horoz Gizlimephistophelique kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderKullanıcının web sitesini ziyaret et
ruj_ruj
Faneti Lady
Faneti Lady


Yaş: 75
Kayıt: 27.11.2006
Mesajlar: 1235
Şehir: istanbul
turkey.gif
MesajTarih: Per 16 Ekm, 2008 23:22  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

Hımmmm yakari pek güzel gidiyor.....heyecanla devamını beklıyorum.....Kolay gelsin....

_________________
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar,
Ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...
Can YüceL

İkizler Cinsiyet:Bayan Horoz Çevrimdışıruj_ruj kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönder
emesen
Tecrübeli
Tecrübeli


Yaş: 20
Kayıt: 19.01.2008
Mesajlar: 87

blank.gif
MesajTarih: Cum 17 Ekm, 2008 21:17  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

arkası 40 gün sonramı yoksa

güzel gidiyor ama bu kadar bekletme canimmmmmmmmmm


Koç  Ejderha Gizliemesen kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönder
fetiville
Usta Yazar
Usta Yazar


Yaş: 22
Kayıt: 11.01.2008
Mesajlar: 458
Şehir: ankara
turkey.gif
MesajTarih: Cum 17 Ekm, 2008 22:05  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

wooowww Very HappyVery Happy insanın hayatından vazgeçip itaate gelesi geliyor


Terazi Cinsiyet:Bay Kaplan Çevrimdışıfetiville kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderE-Posta gönder
yakari34
Acemi
Acemi


Yaş: 29
Kayıt: 13.10.2005
Mesajlar: 9
Şehir: istanbul
turkey.gif
MesajTarih: Cum 24 Ekm, 2008 20:02  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

güzel yorumlarınız için teşekkür ederim Smile


Akrep Cinsiyet:Bay Keçi Çevrimdışıyakari34 kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderMSNM
sekerpare
Usta Yazar
Usta Yazar


Yaş: 37
Kayıt: 18.07.2007
Mesajlar: 531

blank.gif
MesajTarih: Cum 24 Ekm, 2008 21:29  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

Ben de yeni gordum bu basligi, hikayeyi begendim. Merakla bekliyorum devamini.


İkizler Cinsiyet:Bay Domuz Çevrimdışısekerpare kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönder
Mesajları göster:      

Yeni Başlık GönderCevap Gönder « Önceki başlıkArkadaşına Haber VerBu konuya bakan kullanıcıları listeleDosya olarak kaydetPrintable versionKişisel MesajlarSonraki başlık »

Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti gönderemezsiniz
Bu forumdan eklenti indiremezsiniz


Tüm saatler GMT +2 Saat

RSS Feed - RSS Feed 5
RSS Album Feed - Archive

Copyright Faneti.net 1997-2008 - powered by Feetloves.com
| Oriental Girl | AbsoluteFetish | Feetloves | Faneti | Fetish Chat |
| Tanışalım | BDSM Turkey | BDSM Chat | Fetish & BDSM Search Engine |
| Falaka | MasterDaPain | Sallenaz | Parox Zone | Bastinado Portal | Türkçe Blogs |