| Yazar |
Mesaj |
Lady_Melissa
Acemi


Yaş: 32
Kayıt: 19.03.2007
Mesajlar: 45
Şehir: İstanbul

|
|
Bende sizlere bir anımı hikayeleştirerek aktarmak istedim.
Yaklaşık bundan beş ya da altı yıl önceydi. Üniversiteyi yeni bitirmiş, yeni bir işe başlamış aynı zamanda yeni bir eve taşınmıştım. Life Style takıldığım zamanlardı. N…. Abla ve eşi M….. Abi aile dostlarımızdı. Bu çift yaklaşık 40’lı yaşlarının sonlarında son derece düzgün kendi hallerinde yaşayan mazbut insanlardı. Birde oğulları vardı B…. 19 yaşındaydı ve sanırım lise sondaydı. Başarılı bir öğrenci ve ailesinin gurur kaynağı olmasına karşın çok haşin söz dinlemeyen bir çocuktu. Annemin de ısrarıyla ara sıra bu tatlı aileyi ara sıra ziyaret ederdim. N…. Abla beni çok sever her gittiğimde nasıl ikramda bulunacağını şaşırırdı. B….’ya bazen haşarı ve serseri tavırlarından ötürü sinir olmakla beraber annesinin hatırı için bir şey demezdim. Ta ki o güne dek…
Güzel bir Eylül akşamıydı ve yeni evime taşınalı henüz birkaç gün olmuştu. Halen tam olarak yerleşememiştim tabii. Kendimi inanılmaz yorgun hissediyordum.N…. ablalara gitmeye karar vermiştim. Ne de olsa sabahın köründe arayıp akşam yemeğine davet etmişti. Davete icabet etmemek olmazdı. Hele ev yemeklerine bir haftadır hasretken. Zil ilk kez çaldığında kapı hemen açılmıştı. N…. Abla beni kapıda karşılamış ve görmekten çok memnun olmuştu. İçeri girdiğimde çoğu Türk ailesinde olduğu gibi terlik önüme konduğunda geri çeviremezdim tabi. Hoşnutsuz bir şekilde ayakkabılarımı çıkarıp terlikleri giymiştim. Ofis ortamında klasik etek ceket giyiyordum ve o gün de kapalı topuklu siyah ayakkabılarımı giymiştim. Ten rengi ince çorap vardı üzerimde. Hafif nemlenmişti ayaklarım. Tüm gün ayakkabının içindeydi ne de olsa..
Terlikleri giymek aslında ayaklarımı rahatlatmıştı. Salona geçtim dinlenirken bir yandan da sohbet ediyordum bu cici insanlarla. Sofra çoktan hazırlanmıştı yan tarafta. B…. ortalarda yoktu. Kapıda karşılayıp hoş geldin dedikten sonra onu hiç görmemiştim. Masaya geçmeden önce ellerimi yıkamak üzere salondan çıktım. Banyoya doğru giderken gözüm antredeki karaltıya takıldı. Birden merakımı cezbetti ve kapıyı araladım. Gördüğüm manzara cidden ilginçti. B…. adeta kendinden geçmişti. Ayakkabılarımdan birini burnuna dayamış deli gibi koklarken diğer tekini de önüne bastırıyordu. Pantolonun üzerinden ayakkabımla penisini okşuyordu. Kısa bir süre onu izledikten sonra “psstt sen ne yaptığını sanıyorsun” dedim. Şaşkınlık ve panikle arkasını dönüp beni gördüğünde ayakkabılarım elinden düştü. Önündeki kabarıklık şimdi çok daha belirgindi. Tabiri caizse tam çadırı kurmuştu. Aynı zamanda müthiş korkmuştu. Özür sözcükleri gevelemeye çalışıyordu. “Bunun hesabını vereceksin, çok kötü ödeteceğim” deyip arkamı döndüm ve banyoya gittim.
Ellerimi yıkayıp masaya döndüğümde herkes yerini almıştı. B…. Süt dökmüş bir kedi gibiydi. Halen kıpkırmızıydı ve yüzüme bakamıyordu. Sofra muazzamdı. Bu sofranın tadını çıkarırken bir yandan sürekli B…’ya sorular soruyor, mütemadiyen bir şeyler (ekmek, su, vs..) istiyordum. Eee artık bana hizmet etmeye alışması gerekti. Bu çocuk kaşınmıştı ve ben onu gerektiği gibi kaşımaya kararlıydım. N…. Ablaya döndüm ve dedim ki “Hafta sonu babamlar bana birkaç parça eşya getirecekle ve bende kalacaklar ve eğer izin verirsen B….’da gelip bize yardım edebilir mi?” Bu soruya sizce N…. Abla gibi biri ne cevap verir? “Elbette kızım evde işi ne gelsin babanlarda sendeyse o da kalsın ertesi günde belki bir yardımı olur” dedi. Harika istediğimden de iyiydi bu. B…. programım var gibi bir şeyler mırıldanırken babasından yediği azar sonucu sustu ve kabullendi.
Saat oldukça ilerlemişti. Ev sahipleri ile vedalaşıp çıktım. Tam eve gitmek üzere taksiye bindiğimde cep telefonum çaldı. B…. arıyordu. Onu affetmem ve ailesine söylememem için yalvarıyordu. Tek bir şartla dedim. Hafta sonu bana geleceksin ve bana iki gün boyunca kölelik yapacaksın. Ben ne dersem o olacak tamam mı? Sen benim kölem olacaksın. Kabul ediyor musun? Diye sordum. Çaresiz kabul etti. Cumartesi saat tam onda kapımda olmasını tembihledim. Peki Melisa abla dedi. Hemen düzelttim tabii. “ Artık böyle cevaplar veremezsin. Emredersiniz Sahibem diyeceksin” dedim. “Emredersiniz sahibem” dedi ve telefon kapandı. Artık kedinin fareyi beklediği gibi bekliyordum onu.. Canına okuyaktım.
Cumartesi sabahı saat tam 10:00’da kapım çaldı. Tam emrettiğim gibi yani. Hiçbir eğilimi ve eğitimi olmayan küçük kölemin aldığı ilk emre itaati takdire şayandı doğrusu. Kapıyı açtığım an gözlerindeki şaşkınlığı halen hatırlarım. Üzerimde siyah saten gecelik ve sabahlığım ve evde sürekli giydiğim siyah topuklu terliklerim vardı. Beni ilk kez böyle bir kıyafetle görüyordu ve büyülenmişti adeta. İçeri ilk girdiğinde şaşkın bir ördek yavrusuna benziyordu. Koltuklardan birine oturma eğiliminin bedelini suratında patlayan ilk şamar ile ödedi. Yanağı kızarmıştı ve ne yapacağını bilemez halde bana bakıyordu. “ İşte kurallar: Önümüzdeki 24 saat içinde benden aksi bir emir almadığın sürece yerin ayaklarımın dibidir. İki, ayak üzerinde duramazsın çünkü sen benim kölemsin! İtimsin! Aynı bir it gibi dört ayak üzerinde duracaksın” dedim. Ama diye başlayan bir itiraz cümlesi kuracak oldu tam o sırada döndüm ve saçlarından tutup kafasını yukarı kaldırdım. Tam gözlerinin içine bakarak “ Ya kölem olur bana ve pek tabi isteklerime boyun eğersin ya da her şeyi annene ve babana anlatırım” dedim. Kısa bir sessizlikten sonra devam ettim “ Bu 24 saat içinde benim malımsın, sana ne istersem onu yaparım ve sen de ben ne istersem onu yapacaksın..” dedim ve Kabul mü? Diye ekledim.. Sessizce başını evet anlamında sallıyordu. Öğreniyordu işte….
Evet.. Gururunun yavaş yavaş yerle bir olduğunu hissediyor ve acayip zevk alıyordum. Sabah yürüyüşüme çıkmak üzere hazırlandım. Eşofmanlarımı ve spor ayakkabılarımı giydim. Ve taze köleme ilk görevlerini sıraladım “ Ben dönünceye dek ortalığı toparlayıp güzel bir kahvaltı hazırlayacaksın, eğer çayın demini bile beğenmezsem vay haline” diyerek çıktım. Arkamda cılız bir ses “ Emredersiniz sahibem” diyordu. Yaklaşık bir saat süren yürüyüşümde Zeus’da bana eşlik etmişti. Zeus benim safkan Alman kurdumdu ve çok ama çok iyi bir eğitim almıştı. İki yıldır birlikteydik ve asla emre itaatsizliği görülmemişti. Eve döndüğümüzde ortalığın güzelce toplandığını hemen fark ettim. Ve güzel bir kahvaltı masası beni bekliyordu. Beni şaşırtan tek unsur masanın iki kişilik hazırlanmış olmasıydı. Oysa konuk falan beklemiyordum. “Bu ne? Neden iki kişilik bu masa?” diye sorduğumda, utana sıkıla “Henü ben de kahvaltı etmedim sahibem” dedi. Kahkahalarla gülüyordum şimdi.. “ Seni salak, demek açsın” dedim. “Benim güzel itim Zeus ile birlikte yiyebilirsin” dedim. Zeus’un mamasını verirken başka bir tasa biraz cornflex ve süt koydum. “Gel bakalım kölecik madem açsın, karnını doyur ve bana daha iyi hizmet et” dedim. Sinirden gözlerinden ateş çıkıyordu sanki. Ama çaresiz Zeus’un yanına çöktü. Elini tasa doğru uzatınca tabii ki tekmeyi yedi. “Ulan aşağılık hayvan sana ellerini kullanma iznini kim verdi?” diye kükredim. Kafasını tasın içine daldırdı dilini ve dudaklarını kullanarak yemeğini yemeye çalışıyordu. Bu arada ben de bir şeyler atıştırıp meyve suyumu içmiştim. Yorgun ve terliydim. “Git çabuk banyoyu hazırla it” diye emrettim. On dakika sonra “Banyonuz hazır efendim” diye geldiğinde “Hadi o zaman ayakkabılarımı çıkar ne bekliyorsun” dedim. Artık öğrenmişti. Dişleriyle bağcıkları çözdükten sonra, ağzıyla ayakkabılarımı çıkarmayı başardı. Sıra çoraplarımdaydı. Normalde ayaklarım hiç kokmamasına karşın şu an hafif ekşimsi bir koku odayı doldurmuştu. Spor ayakkabının içinde terlemişti ayaklarım ne de olsa. Bu arada bütün bunları yaparken B…’nın yine rekte olduğunu görebiliyordum. Dişleriyle çoraplarımı da çıkardı. Son anda dudaklarını ayağıma değdirme çabasını fark ettiğimde ayak tabanımla suratına öyle bir tokat attım ki bayağı sersemledi. “ Şimdi atım olacaksın köpek” dedim. “Bundan sonra ben canlı veya cansız ne istersem sen o şey olacaksın” dedim. Dört ayak üzerinde beni bekliyordu şimdi. Sırtına bindim ve onu çıplak ayaklarımla mahmuzladım. “Yeeeaah oğlum hadi daha hızlı deehh” diye bağırıyor ve topuklarımla böğrünü deliyordum adeta. Banyoya girdi ve küvetin yanına yanaştı. Sırtından indim ve “Şimdi git kapının önünde beni bekle” dedim. Üzerimde kalan eşyaları çıkarıp küvete uzandım. Gerçekten ılık su ve mis gibi köpüklerin içinde çok rahatlıyordum. Banyo keyfimin tam ortasında izlendiğimi fark ettim. Yeni küçük köle erkekliğine yenik düşmüştü işte. Üzerime bornozumu geçirip o sinirle dışarı çıktım. Kapıda erekte durumunu benden saklamak için türlü pozisyonlara giren kölemin suratına bir iki okkalı tokat yapıştırdım. Ancak hırsımı alamamıştım. Giyinmeyi bile düşünmeden ayak tabanlarımla onu tokatlamaya devam ettim. Yere yuvarlanmıştı ve ayaklarımın altında acıyla inlerken hala ayaklarımı öpmenin derdindeydi. Ona hemen soyunup salona geçmesini emrettikten sonra yatak odamdaki siyah çantamı aldım. Aslında ilk etapta çantadakileri onun için kullanmayı düşünmüyordum ancak kendisi kaşınmıştı. Çantada ne mi vardı? Tasma, kırbaç, şaplak, ağız topu, kelepçe, çeşitli boy ve ebatlarda sopalar, kalın bir ip ve göğüs ucu kıskacı gibi şeyler diyebiliriz. Yani bir sahibeye ait olması gereken ne varsa vardı o çantada. Kelepçeleri çıkarttım ve onu kalorifer borusuna kelepçeledim. Ellerini asla hareket ettiremezdi şimdi. Hala dimdik olan penisine ayaklarımla tekmeler atıyor tabanlarımın altında eziyordum. Acıdan kıvranıyordu. Mütemadiyen yalvarıyordu acım affetmem için. Tam da bu sırada bacak arasına sert bir tekme yedi. Nefesi kesilmişti ancak halen erekte durumunu koruyordu. “Demek beni gözetlersin ha.. Seni köpek seni aşağılık sümüklüböcek.. Bunun cezasını çekeceksin” diyerek ipi aldım. Ayaklarını bileklerinden birleştirerek sıkıca bağladıktan sonra tavandaki halkalara astım. (Evin restorasyonu sırasında o halkaların ne işe yarayacağını bir türlü anlayamamıştı usta ) Sonra çantamdan el ve ayak falakasında kullandığım değişik boy ve kalınlıkta sopalarımı çıkardım. “Korkuyorum!! Yalvarırım çözün beni.. Bana ne yapacaksınız.. Lütfen affedin” diyordu… Başına gelecekleri anlamıştı tabii. “Ben hayatımda falakaya yatmadım, sadece filmlerde gördüm ne olur yapmayın çok acıtabilir” gibi bir şeyler geveliyordu. “Birazdan anlarsın ne kadar acıyacağını” dedim ve kırbacımı alıp vurmaya başladım. Başlangıçta dayanıklı görünüyordu ama tabanlar kızarmaya başlayınca acı eşiği düştü tabii. İşte tam o noktada ben daha önce seçtiğim orta kalınlıktaki sopayı elime aldım. Tabanlarının ortasına ilk indirdiğimde müthiş bir çığlık koyverdi. Ama böyle olmazdı çok bağırıyordu. Hemen oracıkta duran biraz önce ayağımdan çıkardığı spor çorabı ağzına tıktım. Ve vurmaya devam ettim acıdan kıvranıyor debeleniyor ancak kendini kurtaramıyordu. Kapı çalmaya başlamıştı. Oda kapısını kapatıp gittim ve açtım gelen bayan arkadaşlarımdan biriydi. Sahibe olduğumu bilen bir arkadaşımdı.. Devam edecek …
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
feetloverr
Acemi


Yaş: 23
Kayıt: 19.05.2006
Mesajlar: 31
Şehir: istanbul

|
|
| süper akıcı bi hikaye olmuş gerçekten;)...
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
halayık-m
Tecrübeli


Yaş: 36
Kayıt: 26.03.2005
Mesajlar: 61

|
|
| muhteşem bir hikaye efendim teşekkürler
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
adrias
Usta Yazar


Yaş: 28
Kayıt: 19.08.2006
Mesajlar: 611

|
|
| güzel bir anı ve acımasız
|
|
|
|
_________________ ..........ŞEYTAN DETAYDA GİZLİDİR.........
|
|
 |
       |
 |
PJ LeGLoVeR
Super Moderator


Yaş: 23
Kayıt: 07.03.2003
Mesajlar: 2329
Şehir: Smyrna

|
|
Anı dediğinize göre yaşamışsınız bu olayı. Zavallı çocuk daha neler çekicek Çok acımasız davranmışsınız ne olduğunu şaşırmıştır. Ve hatta bu olay yaşanmışsa olayın aynısını o çocuktan da dinleyebiliriz bi gün burayı bulursa..
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
Ezig
Tecrübeli


Yaş: 27
Kayıt: 12.06.2007
Mesajlar: 94
Şehir: Tekirdağ

|
|
| Gerçekten muhteşem bir hikaye melissa hanımefendi nerelerde oturuyorsunuz bende kapınızın önünde ayakkabı veya terliklerinizi öperken yakalanmak istiyorum
|
|
|
|
|
|
 |
      |
 |
feetman27
Fetiş&BdSm Usta


Yaş: 29
Kayıt: 22.06.2007
Mesajlar: 919
Şehir: İstanbul

|
|
|
_________________ İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim.(Robert Bosch)
|
|
 |
    |
 |
xxxman657
Tecrübeli


Yaş: 23
Kayıt: 03.06.2003
Mesajlar: 137
Şehir: Istanbul

|
|
gereğinden fazla sert sanki
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
aatg2000
Royal Üye


Yaş: 20
Kayıt: 06.03.2005
Mesajlar: 1439
Şehir: İstanbul

|
|
Çorap tıkma bölümü çok hoşuma gitti diğer bölümler için bir görüşüm yok life-style pek ilgi alanım değil.. Tşkler hikaye için....
|
|
|
|
_________________ * www.ESKIJI.info *
|
|
 |
      |
 |
Lady_Melissa
Acemi


Yaş: 32
Kayıt: 19.03.2007
Mesajlar: 45
Şehir: İstanbul

|
|
| Zaman ayırıp okuyan ve yorum yapan tüm arkadaşlara teşekkür ederim..
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
dipping cathcer
Acemi


Yaş: 34
Kayıt: 02.05.2007
Mesajlar: 27
Şehir: istanbul

|
|
 |
    |
 |
pusat
Fetişist


Yaş: 23
Kayıt: 24.10.2005
Mesajlar: 245

|
|
 |
     |
 |
Lady_Melissa
Acemi


Yaş: 32
Kayıt: 19.03.2007
Mesajlar: 45
Şehir: İstanbul

|
|
| Devamı gelecek arkadaşlar ancak zaman sorunum var çok yoğunum bu aralar ofiste.. Ama söz yazacağım. Bye
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
dean
Acemi


Yaş: 20
Kayıt: 06.02.2007
Mesajlar: 28

|
|
çok ciddiyim hayatımda okuduğum en güzel hikaye...Durmak yok hikayelere devam efendim...
|
|
|
|
|
|
 |
     |
 |
Şalamar 24
Royal Üye


Yaş: 72
Kayıt: 01.06.2007
Mesajlar: 4405
Şehir: BABİL

|
|
cocugu baya hırpalamıssın melısa hanım..ama ben olsam ayakkabı koklama olayında cocukcazı mahçup etmezdım... guzel bı hıkaye olmus..thank you...
|
|
|
|
_________________
SONSUZLUK NOTALARINDA ALEMLERE İŞARETİM........!!!
|
|
 |
    |
 |
|
|